POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

The Novel's Extra Bölüm 14: Gelişim İçin - Kısım 1

Çeviri : Kyuuseishu
Düzenleme : Kyuuseishu
Okunma : 724
Tarih : 19 Şubat 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Bölüm 14 Gelişim İçin - Kısım 1

 

Kahramanlık Kulesi Seul’un kalbinde bulunuyordu.

Kahramanlık Cemiyeti’nin ana üssünün 103. Katında, Yun Seung-Ah, izinsiz bir şekilde yakın zamandaki olayın kayıtlarını okuyordu.  İzlediği video müzenin kamerası tarafından çekilmişti. Doğal olarak da Küp öğrencileri ve Cin arasındaki savaşı da gösteriyordu.

Her ne kadar yakalanırsa başının belaya gireceğini bileceği için biraz tereddütlü olsa da, Kahramanlık Cemiyeti’nin bir ajanından duyduğu şeyler onu bunu yapmaya itmişti.

 

—Olay yerinde ışık özellikli mana izlerine rastlanmıştı.

 

Işık özellikli mana. Bu sadece garip değil, aynı zamanda oldukça değerliydi. Işık özellikli kahramanlar, Cinleri bastırmakta büyük rol oynuyordu çünkü Cinlerin çoğunluğu karanlık özelliğe sahipti.

 

Müzede ışık özelliği saptanması demek, Cin’i yenen üç öğrenciden birinin ışık özelliği olduğu anlamına geliyordu.

 

Gittiği her yerde özelliklerin önemini vurgulayan Yun Seung-Ah, bu nadir mananın sahibini bilmek istiyordu.

 

“Ama bu kişi...”

 

Elbette dikkatini çeken bir kişi olmuştu. Tepeden tırnağa sıradan olan birisiydi bu. Bu kişi, videoda Kim Suho ile konuşuyordu. Cin ortaya çıktığında gizlice geriye çekilmiş ve savaşı izlemişti.

 

Ancak Kim Suho’nun zorlandığını görünce saklanmış ve garip şeyler yapmıştı. Şarjörünü boşaltıp sadece bir kurşun bırakmıştı. Ardından havadaki bir şeylere dokunmuştu.

 

Bir dakika kadar sonra mermiyi silahına yüklemiş ve savaşa atılmıştı.

 

Ondan sonra olan şeyler daha da gizemliydi.

 

Tabancasını ateşlediği gibi tabanca patlamıştı ve etrafa parlak, beyaz bir ışık saçmıştı. Bu ışık yüzünden kamera üç saniye boyunca donmuştu. Ekran geri normale döndüğünde her şey bitmişti.

 

“...Hmm.”

 

Çoğu kişi bu saldırının Kim Suho’ya ait olduğunu söylese de Yun Seung-Ah’ın şüpheleri vardı. Ne kadar düşünürse düşünsün, o ışık o adamın saldırısından gelmiş olmalıydı. Kim Suho bile raporunda “Kim Hajin beni korudu,” demişti.

 

“Kim Hajin. Şimdi hatırladım onu. Tabanca seçen öğrenci... Demek seçmesinde bir sebep varmış.”

 

Bam!

 

Tam o sırada kapı ardına kadar açıldı. Korkan Yun Seung-Ah kapıya doğru döndü.

Orada Cemiyet’in idarecisi, Aileen duruyordu.

Her ne kadar 153 santimlik küçük birisi olsa da Yun Seung-Ah, kadının içinde 10 metrelik bir dev olduğunu biliyordu. Ne yazık ki şu an Aileen de dehşete düşmüş gözlerle ona bakıyordu. Yun Seung-Ah korkuyla zıplarken beti benzi atmıştı.

 

“Un, Unni?”

 

“Burada olacağını biliyordum. Çık dışarı.”

 

“Ah, bekle Unni. Açıklayabilirim. Ben...”

 

“Kes sesini de beni takip et.”

 

Yun Seung-Ah hayatı pahasına da olsa onu takip etmeyi istemiyordu. Ancak bedeni kendi kendine hareket etmişti. Bu Aileen’in eşi benzeri olmayan Lütuf’u, “Ruh Hitabeti” idi. Elbette güçlü olduğu kadar ödemesi gereken bedel de aynı oranda fazlaydı. Büyü gücünün geri tepmesi gibi yüksek bir risk vardı ve gelişmemiş bedeni de ödemesi gereken bir bedeldi. Ama yine de...

 

“Unni, ben de bir kahramanım! Biraz yüzüm olsun en azından!”

 

Yeteneği resmen bir hile gibiydi.

 

“Sadce Cemiyet’in kahramanlarının buraya girme izni vardır.”

 

“Biliyorum! Kendi kendime çıkarım, bırak beni!”

 

“Seni camdan fırlatmadan önce acele etsen iyi edersin.”

 

En nihayetinde Yun Seung-Ah kayıt odasından çıkartıldı.

 

“İki seçeneğin var. Bir, cezalandırılırsın. İki, bana bir konuda yardım edersin.”

 

“Özür dilerim. Lütfen gitmeme izin verin. İkisini de yapmak istemiyorum.”

 

En sonunda, boş odada sadece Yun Seung-Ah’ın izlediği video kalmıştı.

 

“Kurtarın beni—!”

 

 

***

 

 

[Salı savaş eğitimi, labirent keşfi.]

 

Küp tarafından yaratılmış karanlık bir mağaranın içinde Yoo Yeonha, ben ve takım 5’in kalan üyeleri savaş eğitiminin ortasındaydık.

 

“Hoseung-ssi, Hazuki-ssi, siz bir şey görebiliyor musunuz?”

 

Yoo Yeonha kaşlarını çatarak sordu.

 

Karanlık bir labirent olarak tasarlanmış yapay bir zindanın içindeydik. Bu eğitimin amacı, yaratıklarla dolu olan labirenti aşıp labirentin merkezine ulaşmaktı. Karanlık mana tarafından ortaya çıkarılan sis yüzünden kahramanlar bile bu mağarayı ışıklandırma konusunda zorluk çekerdi.

 

“Hayır, göremiyorum.”

 

“Ben de...”

 

Jin Hoseung ve Hazuki cevapladı.

 

“...Hıh.”

 

Yoo Yeonha cık cık diye ses çıkarttı ve başka bir şey sormadı. Öte yandan, ona kola ikram etmeme rağmen ben hâlâ görünmez muamelesi görüyordum.

 

Kafamı sallayıp konuştum. “Ben görebiliyorum.”

 

“Ha?”

“Cidden mi?”

 

Jin Hoseung ve Hazuki şaşırmıştı, ancak Yoo Yeonha beni kale almadı.

 

“Görebiliyorum dedim.”

 

Onun tavrına gıcık olarak hemen arkasından gürültülü bir şekilde konuştum.

 

“Karanlığın içinde görebiliyorum.”

 

Tam o sırada Yoo Yeonha hızlı bir şekilde dönüp baktı. Ancak baktığı kişi ben değil, Jin Hoseung idim.

 

“Dalga geçmeyi kes.”

 

Bu hakaret sonrası Jin Hoseung geri adım atsa da ben normal bir şekilde konuştum.

 

“Oraya gidersen düşeceksin. Demedi deme.”

 

“Saçmalı— aaa!”

 

Yoo Yeonha tam o anda yanlış bir adım attı. Aşağı doğru dimdik düşerken atıldım ve kolunu tuttum. Yoo Yeonha titreyen elleriyle omzuma tutundu.

 

“....Öhöm.”

 

Benim bedenimi bir halat gibi kullanıp tırmandıktan sonra Yoo Yeonha sanki hiçbir şey olmamış gibi kuru bir şekilde öksürdü.

 

“...Görünüşe göre yalan söylemiyormuşsun. Nasıl görebiliyorsun?”

 

“Gözlerim iyidir.”

 

Lütuf’um sağ olsun... Bin Millik Gözler, mesafe ya da başka cisimler tarafından engellenemezdi. Elbette bu ışık seviyesini de kapsıyordu.

 

“İyi, en azından bunu yapabiliyorsun. Ee, nereye gideceğiz?”

 

“Beni takip edin yeter.”

 

“Oh~ Ne kadar güvence verdin öyle~”

 

Jin Hoseung sanki arkadaşmışızcasına elini omzuma koydu. Elini omzumdan çektim ve yürümeye devam ettim.

 

O noktadan sonra işler oldukça kolaydı.

 

Sadece yürümem, kaçınmam gereken şeylerden kaçınmam ve Yoo Yeonha’ya bilgi vermem gerekiyordu.

Eğer kaçınamadığım düşmanlar sıvı bedenli ruhlarsa, Yoo Yeonha’nın acımasız kırbacı işi hallediyordu. Eğer hortlak tipi ise, Jin Hoseung ve Hazuki işlerini bitiriyordu.

 

İdmanlar sayesinde enerjim de artmıştı, o yüzden o konudan yana da problem yoktu. Her ne kadar koşmamızın gerekmemesi işleri kolaylaştırsa da, bu eğitim çocuk oyuncağıydı.

 

Ve şimdi de bunun sonucunu gözlerimle görebiliyordum.

Labirentin merkezine gelmeyi başarmıştık. Karşımızda sadece 8 kişi vardı. Bir başka deyişle üçüncü olmuştuk.

 

“Yoo Yeonha?”

 

“Selam Jonghak.”

 

Bir kayanın üstüne oturup gereksiz derecede havalı durmaya çalışan Shin Jonghak, Yoo Yeonha’ya seslenmişti. Yoo Yeonha da sıcakkanlı bir gülümseme ile ona doğru koştu. Shin Jonghak’a karşı tutumu, bana olan tutumundan tamamen farklıydı.

 

“Buraya bakın.”

 

Orada beklemekle olan Kim Soohyuk, Yoo Yeonha’nın dokunaklı kavuşmasına aldırmadan zamanımızı okudu.

 

“Takım 5. 48 dakika 10 saniye. Üçüncü sıra.”

 

Jin Hoseung ve Hazuki tezahürat yaptı.

 

“Yaşasın! Hepsi senin sayende. Cidden de çok iyi gözlerin var~”

 

“Cidden öyle!”

 

Şimdilik onlarla beraber yere oturdum. Yoo Yeonha çoktan Shin Jonghak’ın yanına gitmişti. Kim Suho ise yerde uyuyordu. Görünüşe göre hâlâ müzede yeteneğini kullanmasının etkilerini yaşıyordu.

 

Ben de rahatladım.

 

Beş dakika kadar sonra başka bir takım vardı. Kim olduğunu görünce şaşırmadım. Keskin nişancıların genelde iyi gözleri vardı.

 

“Nayun’muş.”

 

Chae Nayun’un karanlıktaki siluetini gören Yoo Yeonha mutlu olmuş gibi rol keserek ona yaklaştı.

Bir sebepten ötürü, Chae Nayun tozla kaplanmıştı. Görünüşe göre bir tuzağa düşmüştü. Bana doğru yürüdü ve gözlerini bana dikerek durdu. Soğuk gözleri sanki beni delip geçiyordu.

 

“...Nayun?”

 

Yoo Yeonha’nın seslenmesine aldırmamıştı bile. Onu umursamayan Chae Nayun biraz daha yürüdü ve birden bana bir soru sordu.

 

“Zamanın ne?”

 

Oldukça kısa bir soruydu. Ben de aynı şekilde kısa bir cevap verdim.

 

“...48 dakika.”

 

Chae Nayun dişlerini gıcırdattı. Keskin nişancılar genellikle takımlarının yol göstericileri olurdu. Chae Nayun da haklı olarak takımı benim yönlendirdiğimi düşünmüştü.

 

“Galiba senin bile iyi olduğun bir şeyler varmış.”

 

Bu açık bir şekilde provokasyondu. Cevap vermekte tereddüte düştüm. Ben de mi saldırgan bir cevap verseydim?

 

Böyle yapmak için oldukça iyi bir sebebim vardı.

 

Romandaki kötü karakterler güçlenmişti, o yüzden bizim tarafımızın da... Gerçi şu anki Chae Nayun büyük ihtimalle benim tarafımda olmayacaktı... Her neyse, bizim tarafımızın, yani ana karakterlerin de güçlenmesi gerekiyordu.

 

Bunun için de Chae Nayun’un çabucak yayı bırakması gerekiyordu. Bu dünyada, Chae Nayun’un potansiyelini sadece Kim Suho geçebilirdi. Ancak yay kullanarak potansiyelini harcıyordu.

 

“...Sanırım haklısın.”

 

Ama yine de onun bu kışkırtmasına verecek bir cevap bulamadım.

Chae Nayun benim evrenime göre genelde negatif motivasyona sahipti. Ancak bu motivasyona neyin etki ettiği de önemliydi. Benim gibi zayıf birinin onu kışkırtmasının çok bir anlamı olmazdı.

Şimdi sırası değildi. Dahası, okçulukta Chae Nayun’u geçmem çok uzun sürmeyecekti.

Sadece o zamana kadar beklemem gerekiyordu.

 

“Hıh.”

 

Chae Nayun benim cevabımı sıkıcı bulmuş gibi gözüküyordu. Homurdanarak geri döndü.

Kafamı salladım.

O anda gözlerim Yoo Yeonha’nınki ile buluştu. Bir sebepten ötürü, gözlerinde önceden var olmayan çok az bir ilgi kırıntısı vardı.

 

“Hıh.”

 

...Ama sonra, o da aynı küçümseyici homurtu ile uzaklaştı.

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (5)

1626 puan
fsm6195 ay önce
Üye
Baktım yeni bölüm gelmiyor gittim hepsini ingilizceden okudum şuana kadar olanlar iğnenin ucu bile değil neler oluyor neler asılsalar bu seriye overloddan fazla satar

144 puan
Ulaş5 ay önce
Üye
@fsm619, nasıl meraklandırdın şimdi ben de gidiyorum :D

75 puan
akrepkani5 ay önce
Üye
Teşekkürler.

144 puan
Ulaş6 ay önce
Üye
İşler pek de iyi gitmiyor gibi 😅 çeviri için teşekkürler

2 puan
Deidra6 ay önce
Üye
Çeviri için teşekkürler

2418 puan
maahhaam6 ay önce
Üye
çeviri için teşekkürler