The Novel's Extra

04 Aralık 2019
Çeviri: Kyuuseishu
Düzenleme: Kyuuseishu
382 Görüntülenme
Bu bölümü 12 Kişi beğendi.

The Novel's Extra Bölüm 27: Sahte Zindan Sınavı - Kısım 4

Bölüm 27, Sahte Zindan Sınavı - Kısım 4

 

[Saat 15.29.07]

Chae Nayunun ekibine ölüm sessizliği hâkimdi. Sessizce başka bir takımın ortaya çıkmasını beklemekten başka çareleri yok gibiydi. Soluklanabilmek için patron canavarından uzak ancak başka bir takımın geldiğini görecek kadar yakın kalmak istiyordu.

Tam o sırada...

Aaaaaa!

Sessizlik ani bir çığlık ile bozuldu. Sven nöbet geçiriyordu. Chae Nayun ve diğer takım üyeleri şaşırarak önce Svene, sonra da Magma Golemine döndüler.  Korktukları başına gelmişti. Magma Golemi de onlara bakıyordu. Takımdaki yedi üyenin de beti benzi atmıştı.

Huuuuuuuargh!!

Deprem gibi kükreyen Magma Golemi yumruğunu yere doğru vurdu. Bedeninden yayılan lav topağa doğru aktı. Chae Nayun Sveni tuttu ve yüksek sesle bağırdı.

Kaçın!

Hemen ardından, tam durdukları yer yarıldı ve içinden lav fışkırdı. Bu Magma Goleminin saldırılarından biriydi. Yere lav gönderiyor ve istediği yerden bir ateş sütunu olarak çıkartarak sürpriz bir saldırı yapıyordu.
Her ne kadar öğrenciler kıl payı kaçmış olsalar da Magma Golem daha yeni başlıyordu.
Yüzündeki ağızdenilebilecek şey geniş bir şekilde açıldı. İçinden bir şelale gibi lav akmaya başlamıştı. Tükürdüğü lavdan kayarak ilerlemeye başlayan Magma Golemi Chae Nayunun takımına doğru saldırıya geçti.

Huuuuuuuargh!!

Lav akımından aşağı kayan dev bir golemin görüntüsü Chae Nayunun takımının korku içinde kaçmasına neden olmuştu.
Magma Goleminin ilk hedefi Sveni taşıdığı için yavaşlamış olan Chae Nayundu.
Bir anda onun önüne geldikten sonra kollarını sağa sola doğru savurmaya başladı.
Chae Nayun tüm dikkatini Magma Goleminin saldırılarından kaçmaya verdi. O sırada Sven ise sırtındaki tuhaf sözleri mırıldanmaya başlamıştı. Almanca konuştuğu için Chae Nayun söylediği hiçbir şeyi anlayamıyordu.

Hey! Keyif çatmayı bırak da uyan artık!

Bağırdıktan hemen sonra Chae Nayunun durduğu yerden bir ateş sütunu fırladı. Chae Nayun hızlıca geriye doğru zıplasa da az önce kaçındığı ateş sütunu tek sütun değildi. Etrafındaki her yerden lavlar fışkırıyordu.
Chae Nayun, lav sütunlarının arasında sıkışmıştı. Tam önündeki Magma Golemi kollarını havaya kaldırdı.

Chae Nayun o anda öleceğini anlamıştı.
Bu golem beni öldürecek. Bu önümdeki korkunç şey basit bir kukla değil...Donup kalmış bir şekildeyken başka hiçbir şeyi düşünemiyordu. Gözlerini kapamadan, üstüne doğru gelen yumruklara bakakaldı.

Bam!

Tam bu korkunç lav akıntısı onu yutacakken, Magma Goleminin kafası öne doğru eğildi. Kollarını havaya kaldırmış olan Magma Golemi birden durmuştu. İfadesine bakınca öfkeden kudurduğu belliydi, ancak bedeni sanki tamamen az önceki saldırı yüzünden taşlaşmış gibi donup kalmıştı.

Chae Nayun, gizemli saldırının geldiği yöne baktı.
Orada, elinde bir tabanca taşıyan bir adam gördü.

***

[Sabah 15.30.30]

Bu ne böyle?

Devasa bir duvarın önünde duruyorduk.
En az 10 metre uzunluğunda volkanik kayalardan yapılmış bir duvar. Zindan patronu ile aramızdaki bu duvar daha demin burada değildi. Ama şu anda en büyük sorunumuz bunu buraya kimin koyduğunu bulmak değildi.

Hey, keskin nişancı, patron az ileride dememiş miydin? Çıkmaza geldik.

Bu duvarın ötesinde olmalı. Kırın.

Lider gibi davranıyorsun demek...

Şikâyet etse bil Jayden kılıcını çıkarttı. Büyü gücüyle kaplı bıçak, havada çapraz bir çizgi çizdi.

Tıng!

Ancak kılıç duvara bir çizik bile atamamıştı. Jaydenın eli titremişti.

Aaah! Evet, çok zekice bir plan!

Jayden acı içinde kıvrandığına göre bayağı bir can yakmış olmalıydı. Olduğum yerde durarak düşündüm. Eğer Jaydenın kılıç qisi bu duvarı kıramıyorsa duvarın kendisi de büyü gücünden yapılmış olmalıydı. Bu durumda duvarı Yoo Yeonha bile kıramazdı.

Burası cidden doğru yol mu? Buraya gelirken bir ayrım vardı.

Duvarın bazı noktalarına dokunmakta olan Yoo Yeonha sordu.

Evet doğru yol burası.

Kim ne derse desin, Chae Nayun ve takımının duvarın ötesinde Magma Golemi ile savaştığını duyabiliyordum.
Yakınlaşıp yolumuzu kapatan bu duvarı incelemeye başladım. Önce kafamı kaldırdım ve havaya baktım. Tepeden gelen hafifçe parlayan bir ışık akışı görebiliyordum.

Yukarıda.

Ne?

Takımın geri kalanı da yukarı baktı.

Bir boşluk var.

Havalandırma için miydi yoksa? Yoksa bu duvarı kim yarattıysa dikkatsizce mi davranmıştı? Her durumda, büyük ihtimalle bir hataydı.

O kadar yükseğe nasıl tırmanacağız?Soran Jaydendı.

Tırmanamaz mısınız?Merakımdan sert bir şekilde cevap verdim. Savaşçı harbiye öğrencilerinin ortalama zıplama yüksekliği 4 metra kadardı. Buna büyü gücü ekleyerek birkaç kat daha zıplamak pek zor olmamalıydı. Her ne kadar bu duvar biraz yüksek olsa da tırmanamayacakları bir şey olmamalıydı.

Ne yani sen tırmanabilir misin? Çizik bile atamadığımız duvara neye tutunarak tırmanacağız?

“…”

Jayden pes etmiş gibi görünse de ben cidden yapabileceğimi düşünüyordum. Jaydenın da dediği gibi duvarda oyuk falan açamıyorduk. Ancak duvarın yapısı volkanik kayaç olması nedeniyle pürüzlüydü. Sanatım ile birlikte buraya tırmanabilmeliydim.

Parkur yeteneğimi bu kadar çabuk kullanabileceğimi pek düşünmemiştim.

Ben önden gidiyorum, siz de ne istiyorsanız yapın.

Dalga geçmeyi kes. Geri dönüp diğer yolu deneyelim.

Bunu diyen Yoo Yeonha arkasını döndü. Ancak ben yavaşça zıpladım. Duvarın yüzeyindeki bir çıkıntıya tutundum ve bacaklarımı kaldırdım. Ardından elimde yukarı doğru uzandım.
 Ayaklarım ve ellerim duvara sanki bir mıknatısmış gibi yapışıyordu.

Böylece duvara tırmandım ve göz açıp kapayıncaya kadar zirveye ulaştım. Ardından aşağıya baktım. Bir anlığına başım dönmüştü. Beklediğimden çok daha yüksekti.

Bu herif kedi mi lan böyle?

Jayden şaşkınlıkla mırıldandı. Diğer takım üyelerinin de şaşırdığını görmek beni eğlendirmişti.
Ancak şu anda manzarayı izleyecek vaktim yoktu.

Huuuuuuuargh!!

Duvarın ötesinden dehşet dolu bir kükreme duyuldu.

N-ne? O da neydi?!

Siz de peşimden gelin. Ben önden gidiyorum!

Aralıktan sıkışarak da olsa geçtim ve Parkuru kullanarak aşağı indim.

İndikten sonra Magma Golemi tarafından kovalanan Chae Nayunu ve takımını görebilmiştim.
Sadece bakarak bile bunun bir kukla olmadığı anlaşılabilirdi. Attığı her adımla Sahayı eritiyordu, bu nasıl bir kukla olabilirdi ki?

Hızlıca onlara doğru koştum ve İzimdeki çok boyutlu boşluğu açtım. Üst kolumdaki dövme parladı ve elimde tuhaf bir tuhaf büyü gücü toplandı. Büyü gücü bir anda bir tabancaya ve birkaç mermiye dönüşmüştü.

Daha önceden hazırladığım bir mermiyi şarjöre yükledim. Bu, su niteliğine sahip, acil durumlar için önceden hazırladığım bir mermiydi. Her ne kadar 30 HP gibi pahalı bir yatırım olsa da fazla şans puanım sayesinde kesinlikle bu mermiyle büyük hasarlar verebilirdim.

Heh.

Ateş etme menziline girdiğim anda durdum. Nefesim tükendiği için nefes nefese kalmıştım, ancak şu anda dinlenecek vaktim yoktu. Chae Nayun, Magma Golemi tarafından kıstırılmıştı. Hemen Magma Golemin başının arkasını hedef aldım ve ateş ettim.

Bam!

Mermi Magma Goleminin kafasına sert bir şekilde saplandı ve Golemin kafası öne doğru eğildi. Hemen ardından su nitelikli mermim sayesinde lavdan oluşan vücudunun üst kısmı taşlaştı. Bu felç denen bir durumdu.

Magma Goleminin arkasına baktım.
Chae Nayun, Sveni sırtında taşıyordu. Chae Nayun bir anlık şoka girmiş gibi dursa da Sven çoktan bir Cinin kontrolüne düşmüş gibiydi.
Chae Nayuna doğru bağırdım.

Hey! Kendine gel!

Ha?

Neyse ki, Chae Nayun hızlı bir şekilde tepki vermişti.

Önce sırtındaki elemanı yere bırak.

Ne, diğerleri nerede? Neden sen yalnız başınasın?..

Yere bırak dedim!

Chae Nayun dediğimi yaptı ve Sveni yere bıraktı.

Mutlu musun?

Evet.

Durum biraz sıkıntılı göründüğü için koştum ancak bir anda soğuk soğuk terlemeye başlamıştım. Koştuğum sırada Magma Goleminin vücudu titremeye başladı. Kurşunu vücudundan çıkarmak istiyor gibiydi. Bir başka deyişle birazdan hareket edebilmeye başlayacaktı.
Chae Nayuna işaret ettim.

Çabuk ol ve...

Kurtar beni.

Savaş pozisyonuna geç!

Ben cümlemi tamamlayamadan Chae Nayun bağırmıştı. Hemen ardından bir mızrak uçtu ve Magma Golemin boynuna saplandı. Takım arkadaşları da onu takip etti. Hemen döndüm ve Chae Nayunun takımının arkasına koştum.

Bana biraz zaman kazanın!

Chae Nayun bağırdı ve oksuz yayının kirişini çekti. Kısa sürede yayında büyü gücü birikmişti. Özel bir büyü gücü oku yapıyor gibiydi. Büyük ihtimalle müzedeki Cine karşı aldığı mağlubiyet sonucunda öğrendiği bir şeydi. Beklediğim gibi, Chae Nayun iş kendini tanımaya ve eğitimi gelince hiç de tembel değildi.

“…”

Önümde yaşanan manzara karşısında çenem bir karış açılmıştı.
Chae Nayunun büyü gücü şiddetli bir akım yarattı ve bu akım yaya doğru akarak bir ok oluşturdu. Ancak bu ok denebilecek bir boyutta değildi. Bu daha çok bir sütundu. Bu seviyede bir saldırı, olağanüstü bir zihinsel güç ve büyü gücü yönetimi olmadan imkansızdı.

Ancak ok tamamen oluşamadan önce Magma Golemi kendini felçten kurtarmıştı.

Huuuuuuuargh!!

Takım arkadaşları elinden geldiğince Magma Golemini oyalamaya çalışsa da Golemin kolunu tek savuruşuyla hepsi havaya uçmuştu. Kükreyen Magma Golemi, Chae Nayuna doğru saldırıya geçti.
Hızlıca silahımı tuttum.
Ancak Magma Goleminin yumruğu Chae Nayuna ulaşamadan ve ben silahımı ateşleyemeden önce tek bir kılıç darbesi, Magma Goleminin yumruğunu durdurdu.

Bu hamle... Svenden gelmişti.
Magma Golemini kılıcıyla durdurduktan sonra Sven döndü ve mırıldandı.

Kendimi biraz geç toparladım, özür dilerim.

Chae Nayun hiçbir şey demeden gergin yayı kirişini serbest bıraktı. Sven yana doğru zıpladı. Parlak bir ışık ile birlikte Chae Nayunun dev oku, Magma Goleminin kalbini delip geçti.

Haa... Haa...

Okunu ateşlediği anda Chae Nayun yere düştü. Tekrar hareket etmeden önce en az 15 saniyesi olduğunu biliyordu.

Huaargh...

Böyle büyük bir büyü saldırısının ardından bile Magma Golemi ölmemişti. Chae Nayun usulca dudaklarını ısırdı.

Gerisini ben hallederim.

Ancak Magma Golemi kendini toparlayıp tekrardan saldırıya geçemeden Sven onun kafasını kesti. Bununla birlikte Magma Goleminin bedeni sert bir volkanik kayaya dönüştü ve ardından yok oldu.
Savaş meydanına bir sessizlik çökmüştü.

Sven kılıcını kınına soktu ve bana doğru yüreyerek kafasını salladı.

Bize yardım ettiğin için teşekkürler.

“…”

Svene baktım.
Hiç şüphesiz bir Cin ile bir antlaşma yapmıştı. Ancak orijinal hikâyenin aksine kontrolünü kaybetmemişti. Şimdilik buna müteşekkirdim. Bir Cin ile savaşacak kadar enerjim kalmamıştı.
Ancak Sven önünde sonuna delirecekti. Şeytan tarafından yenilirken, yıkımın yolunda daha da çok ilerleyecekti.
Çünkü Svenin antlaşma yaptığı şeytan, onun başa çıkabileceğinden çok daha güçlüydü...

Aynen, git ona teşekkür et, piç kurusu.

Chae Nayun diz çökmüş bir şekilde mırıldandı. Diyecek çok şeyi vardı gibi ancak şu anda güçten düştüğü için çenesini kapadı.

 

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
Melih (1258 puan) Üye
2020-01-11 00:27:25
Arkadaşım sen ne geri zekalı kız karakterler yaratmışsın ya :D Hepsi mi geri zekalı olur .
LepiFro (1364 puan) Üye
2019-12-05 06:16:43
Chae Nayun boş yaparken :D Elinize Sağlık Güzel Bölümdü (+_+)
Ulaş (1125 puan) Üye
2019-12-04 20:34:09
Ahh nayun tsundere seni :3 hiç sevmem şıllığı
maahhaam (3916 puan) Üye
2019-12-04 20:18:24
bölüm için teşekkürler
manyetikkarpuz (1274 puan) Üye
2019-12-04 18:20:10
bölüm için teşekkürler