POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

The Novel's Extra Bölüm 4: Senkronizasyon - Kısım 1

Çeviri : Kyuuseishu
Düzenleme : Kyuuseishu
Okunma : 265
Tarih : 06 Şubat 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Bölüm 4 – Senkronizasyon, Kısım 1

 

1. yurdun en üst katındaki büyük odada sekiz öğrenci toplanmıştı. Hepsi kibirli ve suçluymuş gibi bir tavırla oturuyor, en küçük şeylerde bile kahkahalara boğuluyorlardı. Zaman zaman da onu çağıran kişiye göz ucuyla bakıyorlardı. Ancak söz konusu bu kişi sanki hiç umurunda değilmiş gibi sessiz kalıyordu.

 

“Ah, doğru ya. Jonghak, sizin sınıfta bir tane tabanca kullanan eleman varmış diyorlar.”

 

Adamlardan biri sordu. Samimi bir gülüşü olan, iyi görünümlü bir çocuktu. Shin Jonghak gözlerini çok az açtı ve ona baktı.

 

“Şey, öyle duydum. Yanlış mı duymuşum?”

 

“Bilmiyorum. Çöpler ilgimi çekmiyor.”

 

“D-doğru. Ben de çok ilgilenmiyorum ama o aptalın kim olduğunu merak ettim, haha.”

 

“Hanjun, çok garip şeyleri merak ediyorsun~”

 

Çekici bir ses havayı doldurdu. Jin Hanjun kafasını çevirdi ve uzun saçlı, çekici bir şekilde gülümseyen bir kız gördü. Bu Yoo Yeonha idi. Kalp atışları hızlanan Jin Hanjun düşünmeden konuştu.

 

“A-ah, Yeonha. Ş-şey, hep öyleyim işte.”

 

“İsmi neydi çocuğun? Chundong mu? Chunbun muydu yoksa? Çok banel bir isimdi. Her neyse, dikkatinizi ona çok vermeyin.”

 

“Ama cidden de çok acınası. Orospu evladı madem bir tabanca seçecekti, neden Küp’e gelme zahmetinde bulundu ki?”

 

Bu pis dilli kişi Kim Horak idi. Kaslı cüssesi ile tehdit edici bir ifadesi ve iri bir vücudu vardı. Tek bir bakışıyla bile yakın dövüşte uzman olduğunu anlamak zor olmazdı.

 

“Onu tanıyor musun?” diye sordu Jin Hanjun, Kim Horak’a.

 

“Ben de Jonghak’ın sınıfındayım aptal. Dövüş eğitiminde onun ağzına sıçacağım. Onu kötürüm bırakıp buradan kovacağım.”

 

Herkes Küp’ün programını bilirdi. Haftanın beş günü normal dersler, üç günü de dövüş eğitimi olurdu.

 

Normal dersler kapsamlı büyü gücü ve fiziksel yeteneklere odaklanırken dövüş eğitimlerinde savaşlar, canavar avları, kurtarma görevleri gibi şeylere odaklanılırdı.

 

“O orospu çocuğunu ...”

 

“Vaktini boşa harcama.”

 

Shin Jonghak tek bir cümlesiyle, bu soyunma odasında edilen tarzda muhabbeti kesti. Az önce hırlayan Kim Horak sustu.

 

“Öyle düşük bir seviyeye karşı kazansan da puan kaybeden kişi sen olurdu. Kazanacağından emin olduğun, daha yüksek seviyeli öğrencilere meydan okumak daha iyi. Örnek olarak...”

 

“Chae Nayun’la savaş. Eminim ki kazanırsın.”

 

Yoo Yeonha söze girdi. Shin Jonghak gözlerini kıstı ve ona baktı ancak Yoo Yeonha istifini bozmadan devam etti.

 

“Yaya karşı yumruk. Oldukça kolay.”

 

“Ne? Ah, evet, kazanabilirim. Ama...”

 

Ona meydan okumak zordu.

Ancak sözlerini yuttu. Yoo Yeonha karşısında iyi gözükmek istiyordu.

 

“Ama?”

 

“Yazık olur. Rakiplerim genelde yarı ölü oluyor ya hani.”

 

“Bunda yanlış bir şey yok ki?”

 

“Ne?”

 

“Durun.”

 

Shin Jonghak muhabbetlerini durdurdu.

Yoo Yeonha bundan hoşnut olmasa da aldırış etmezmiş gibi davrandı. Sessiz kalıp kalbinin köşesinden yayılan hoşnutsuzluğu bastırdı.

Shin Jonghak, Chae Nayun’u seviyordu. Kıskanacak kadar aptal değilim. Sadece durumu tuhaf karşılıyorum. Yoo Yeonha kendini avuttu.

 

“Şimdi gidiyorum. Saat neredeyse on.”

 

Küp’te, erkek ve kadın öğrenciler sadece saat 22.00’a kadar etkileşime girebilirdi. Yaralanmış duygularını saklamak için parlak bir şekilde gülen Yoo Yeonha ayağa kalktı.

 

“Ah, iyi geceler.”

“İyi geceler, Yeonha!”

“Görüşürüz!”

 

Shin Jonghak dışındaki tüm erkek öğrenciler onun kapıdan çıkmasını izledi.

 

***

 

Birinci yurttan beş dakika uzaklıkta, Çaylak Fitnes Merkezi adlı bir eğitim tesisi bulunuyordu. Bu 1000 metre karelik tesis egzersiz ve eğitim içi büyülü aygıtlar ve ekipmanlarla döşenmişti. Böyle bir yerin inşası için gereken para büyük ihtimalle 100 milyon wondan çok daha fazlaydı, ancak bu tesisi kullanan çok az kişi vardı.

 

Ancak sırf bu tesis boş diye de Kahramanların geleceği kötüleşecek diye bir şey yoktu.

 

Her ne kadar askeri öğrenciler ve gelecekte milyarlarca insanın saygısını ve kıskançlığını kazanan Kahramanlar olarak anılacak olsalar da şu anda hâlâ ergenlik çağındalardı. Kısaca bahsetmek gerekirse, çoğu öğrenci ilk günlerinden eğitim yapmak istemiyordu.

 

“Burada olacağını biliyordum.”

 

Ancak elbette her şeyin bir istisnası olurdu. Kahramanlık Akademisi’nde bile ilk günden eğitim yapan bir manyak vardı. Egzersiz ekipmanıyla güreşmekte olan, her yeri terle kaplı Kim Suho aniden gelen sese karşı gözlerini fal taşı gibi açtı.

 

“Chae Nayun? Sen de mi çalışmak için geldin?”

 

“Evet ama ben senin gibi barbarca çalışmayacağım.”

 

Chae Nayun, çarpık bir gülümsemeyle yer çekimi odasını gösterdi. Korkutucu silindirik odayı gören Kim Suho kaşlarını çattı.

 

“Baya zorlu bir egzersiz. Onda çok uzun süre dayanamıyorum.”

 

Kim Suho yanında getirdiği bir havluya terini sildi.

 

“Dayanamadığından değil. O egzersize ihtiyacın yok. Ben bir okçuyum, o yüzden orada eğitim yapmam gerek. Ayrıca çok da zor değil. Ben 8 yaşımdan beri yapıyorum.”

 

“8 yaşından beri mi?”

 

“Evet. Evimde bir tane var.”

 

“...Aha.”

 

Bir yer çekimi odası kurmak nereden baksan birkaç yüz milyon won tutardı. Chae Nayun’un dediğine bakılırsa maddi durumu oldukça iyi bir aileden geliyordu.

 

Tıpkı Shin Jonghak gibi, Chae Nayun da dördüncü nesil bir chaebol idi. Ancak Chae Nayun, kendini beğenmişlik yerine daha çok düzgün bir “hasım” duygusuna sahipti. Sıkı çalışmayla rakiplerini geçebileceğine inanıyordu. Ancak önünde duran bu canavarı gördükçe bu inancı kararsızlaşıyordu.

 

“Ah, doğru. Sınıfımızda bir keskin nişancı daha vardı.”

 

Kim Suho’nun bahsettiği şey -, Chae Nayun’un merakla kafasını eğmesine sebep oldu.

 

“Keskin nişancı mı? Ah, şu Chudong muydu neydi, ondan mı bahsediyorsun?”

 

“Evet o... O bakış da ne öyle? Sevmedin mi onu?”

 

Kim Suho’nun dediği gibi, Chae Nayun’un yüzünü oldukça katı bir hâl almıştı.

 

“O bir keskin nişancı değil. Tabancalar en fazla bir kilometrelik menzile sahiptir. O Dongchu denen çocuğun neden bir tabanca seçtiğini hâlâ anlamıyorum.”

 

İsmini birden Chudong’dan Dongchu’ya değiştirmişti, ancak Kim Suho bu yanlışını düzeltecek kadar aptal değildi.

 

“Bence pes etti. Belki de evinde bir problem falan yaşamıştır. Çok erken ayrılırsa sicilinde Küp askeri öğrencisi yazmıyor. O yüzden biraz kalıp ayrılmayı düşünüyor olabilir.”

 

“Pes etmek mi? Öyle bir şeyi kolayca söylememelisin.”

 

“Kim oluyorsun da bana ne yapıp yapmayacağımı söyleme hakkını buluyorsun?”

 

Bir anlığına Chae Nayun’un gözlerinde bir öfke belirdi. Rakibi olarak gördüğü Kim Suho’nun nutuk çeken tavırları hoşuna gitmemişti.

 

“...Kuhum. Özür dilerim.”

 

“Her neyse, eğer kaybetmek istemiyorsan sıkı çalışmaya devam et. Ben gidiyorum.”

 

“Tamam, görüşürüz.”

 

“Haydi ama, hemen yan odadayım.”

 

Chae Nayun zorla gülümsedi ve yer çekimi odasına gitti.

Yer çekimi odası belli bir faktöre göre yer çekimini artıyordu ve kişinin kan dolaşımındaki baskı da böylece artıyordu. Bu silindirik odada eğitim yapacak kişilerin ağır yer çekimi altında büyü gücü kullanması gerekirdi ve en acı verici eğitim yöntemlerinden biriydi.

 

Kim Suho'ya göre o odaya bakmak bile tüylerini diken diken ediyordu. Chae Nayun’un o odaya soğukkanlı bir şekilde gittiğini görünce yapabildiği tek şey kafasını sallamak olmuştu.

 

***

 

Kim Chundong.’un odasının içinde, dizüstü bilgisayarımın ekranına bakarken nefesimi tuttum.

Hâlâ gördüğüm şeyleri anlayamıyordum. Görebiliyordum ancak beynim çalışmayı reddediyordu sanki. Bu sadece... Çok saçma geliyordu.

 

“Bu da ne böyle?”

 

Uzun bir sessizlikten sonra titreyen bir sesle konuştum.

 

===[Senkronizasyon... %70 tamamlandı]===

 

1. Kim Chundong.

   [Mevcut HP: 54]

 

Özellikler

*Değişken İstatistikler

[Güç 4]

[Dayanıklılık 4.3]

[Hız 4]

[Algı 5]

[Yaşam Gücü 4]

[Büyü Gücü 3.5]

 

*Sabit Özellikler

[Zeka - 4/10]

[Tahammül - 4/10]

[Şans - 4/10]

[Cazibe - 4/10]

 

Lütuf...???

Sanatlar...???

...???

...???

...

...

...Tamamlanıyor... Çizelge oluşturuluyor...

 

===[Senkronizasyon... %70 tamamlandı]===

 

“Bu da ne böyle?”

 

Monitörümün camındaki bu format tanıdıktı. Bu benim kitabım için kullandığım formattı. Ancak hiç şüphesiz, daha önce hiç böyle bir şey yazmamıştım.

Bu anlamsız olay terlememe sebep oldu. Ellerim ve ayaklarım titriyor, kalbim deli gibi atıyordu.

Bu garip nesneyi bana kim göndermiş, neden göndermiş, ne amaçla göndermişti?

 

Tam o sırada...

Bilgisayarın ekranı kapandı.

Kara laptopun ekranından yüzümü görebiliyordum. Bu Kim Chundong’un soru işareti değildi. Benim, yani Kim Hajin’in yüzüydü.

Daha şaşıramadan bile bilgisayarım tekrardan açıldı ve ekranda kelimeler akmaya başladı.

 

[Kim Chundong’un Kim Hajin ile senkronizasyonu tamamlandı.]

[Tüm durumlar sıfırlandı.]

[Özel Yetki, “Evrene Müdahale” kazanıldı.] 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (2)

43 puan
akrepkani2 ay önce
Üye
Teşekkürler.

102 puan
Ulaş2 ay önce
Üye
Böyle bişey çıkıcağını düşünmemiştim :O