POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

The Novel's Extra Bölüm 7: Savaş Eğitimi - Kısım 1

Çeviri : Kyuuseishu
Düzenleme : Kyuuseishu
Okunma : 111
Tarih : 06 Şubat 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Bölüm 7 - Savaş Eğitimi, Kısım 1

 

50 yıl önce “Vizite” adlı bir büyü patlaması gerçekleşmiş ve tüm dünyayı sarsmıştı.  Bu olaydan sonra Kuleler, Zindanlar ve canavarlar gibi gizemli şeyler dünyada ortaya çıkmaya başlamıştı. Bu kaos varlıkları insanlığı temelinden sarsmıştı. İnsanların dünyası bir cehenneme dönmüştü. Canavarlar insanları yiyordu ve Kuleler ile Zindanlar da durmaksızın, fabrika gibi canavar üretiyordu.

 

Bu felaket karşısında insanlığın bilimi ve teknolojisi hiçbir anlam ifade etmiyordu. Toplum çöktü ve tüm kanunlar birer doğa kanuna döndü. Bu trajediden sağ kurtulanlar iç güdülerine yenik düştü ve onları insan yapan her erdemi kaybetmeye başladı.

 

Bu cehennemin ortasında, Kahramanlar parlayan yıldızlar gibi ortaya çıktı.

 

Üstün güçleriyle kaosa son verdiler. Dünya, çöktüğü kadar hızlı bir şekilde tekrardan inşa edilmişti. Cennetten gelmiş “Lütuf”ları kullanarak mucizeler yarattılar. Onların yardımıyla insanlık, kaybettiği erdemleri tekrar kazandı ve tekrardan canlandırdıkları teknoloji ve bilim ile Kahramanlara katıldı. Böylece “büyü bilimi” ve “büyü mühendisliği” doğmuş oldu.

 

...

 

En nihayetinde Kuleler, Zindanlar ve canavarlar yok edilmesi gereken hedefler olmuştu. Ancak aralarındaki fark çok büyüktü.

Kuleler, fethedilebilmesi için çok fazla sayıda insan ve çok uzun süreler istiyordu. Diğer yandan, zorluğuna bağlı olarak, Zindanlar ise konumu bilindiği sürece tek bir kişi tarafından bile fethedilebilirdi.

Kuleler, insanların hayal bile edemeyeceği hazineler ile daha iyi ödüller verirdi.

 

Aziz Havariler adlı loncanın 17 Ağustos 2023’te fethettiği Kule'nin adı neydi ve ödülü neydi?

 

“Bunun gibi sorular çok fazla sorulmaz ancak yine de Kulelerin ve Zindanların fetihlerini bilmelisiniz.”

 

Sabahki ders “Vizite Sonrası Tarihi” idi. Birkaç cümleye sığdırdığım şey 400 sayfalık bir kitap haline gelmişti. Bilinmesi gereken şeyler Kulelerin verdiği ödüller, canavarların adları, Kore’deki zindanların yerleri, Kuleler ve Zindanların fetihleri ve daha sayısız şey...

 

Yazar olarak bu benim için fazla gelen bir bilgiydi. Neyse ki Lütuf'um Gözlem ve Okuma sayesinde benim için çok büyük ders yoktu.

 

[17 Ağustos 2023’te Aziz Havariler, Taşkın Kulesi’ni fethederek okyanus taşına sahip oldular.]

 

Neye bakarsam bakayım onun hakkında bilgi edinebiliyordum, o yüzden endişelenecek bir şeyim yoktu.

 

“Huu...”

 

Bir diğer yandan, önümde oturan kız kafasını kaşıyıp iç geçiriyordu.

Yarattığım karaktere bakarken gülmeden duramıyordum.

Chae Nayun ders çalışmaktan nefret ederdi. Kız öğrenciler arasında bir numarayı alacak yeteneğe sahipti ancak yazılı sınavları onu aşağı çektiği için ilk sırayı Rachel’a vermek zorunda kalmıştı. Bu küçük düşürücü yenilgiye karşı dişlerini gacırdatsa da yazılı sınavlar hâlâ onun için büyük bir engeldi.

 

O sırada Chae Nayun kafasını bana doğru çevirdi. Sert bakışları arkasındaki kişiye, yani bana bakıyordu. Güldüğümü duymuş olmalıydı. Sonuçta keskin nişancıların keskin duyuları vardı.

Kafamı eğip not almaya odaklanırken sakinmiş numarası yaptım. Chae Nayun cık cık diye ses çıkarttı ve önüne döndü.

 

Ders devam etti.

Yüksek mana yoğunluğuna sahip bölgeler, canavarların davarnışları, arananlar listesindeki Cinler...

İki saat geçtikten sonra zil anca çalabildi.

 

“Bugün aldığınız notları tekrar etmeyi unutmayın. Yoksa sınavdan sonra dizinizi döversiniz.”

 

Yuvarlak gözlükler takan gri saçlı profesör bu sözleri söyleyerek ayrıldı.

 

“Ah, çok gıcık be. Bunları niye öğreniyoruz ki? Yazılı sınavlar çok sinir bozucu. “

 

Profesör ayrıldığı anda Chae Nayun söylenmeye başlamıştı. Ancak suratında gülümseme vardı. Büyük ihtimalle sıradaki dersten dolayıydı.

 

Canavar karşıtı dövüş eğitimi.

 

Tıpkı ismindeki gibi bu eğitim canavarlara karşı yapılan bir dövüş eğitimiydi. Bu derslerde kullanılan canavarlar mana kuklalarıydı ancak görünüşleri ve ezici güçleri gerçeklerini aratmazdı. Elbette gerçeklerinden daha zayıflardı ancak yine de yaralanma riski oldukça fazlaydı.

 

Korkuyordum.

 

“20 dakika içinde sahada buluşacağız!”

 

Gürültülü bir ses tüm sınıfta yankılandı. Sese doğru döndüm.

Oval yüzlü, küçük kibar gözlü ve suratına uymayan kaslı bir bedeni vardı. Bu, Kim Suho’nun destekçisi Yi Yeonghan idi. Kim Suho ile Shin Jonghak arasındaki sorunu bilen sınıf öğretmeni, sınıf başkanı olarak Yi Yeonghan’ı seçmişti.

 

“Eh.”

 

Yaralanmamak için dua ettim.

 

***

 

20 dakikalık teneffüsten sonra Veritas sınıfındaki herkesi Çaylak Sahası’ndan toplandı. 100 kişi ile oldukça kalabalık görünüyordu. Askeri öğrencilerin hepsi yarı kaygılı yarı heyecanlı beklentilerini arkadaşlarıyla paylaşıyordu, ancak ben yalnızdım. Tek yalnız kişi bendim.

 

“Sikeyim böyle işi...”

 

Kendi yalnızlığıma yakınırken öğretmen Kim Soohyuk belirdi.

Öğrenciler anında onlu sıra halinde önünde dizildi.

 

“Eminim ki hepiniz bu dersin ne ile ilgili olduğunu biliyorsunuzdur, o yüzden açıklama yapmadan takımları açıklayacağım. Özel bir durum olmadıkça takımlarınız, vizelere kadar aynı kalacak.”

 

Takım formasyonu. Öğrenciler, heyecanlı fakat sinir bozucu bu süreçten geçerken huzursuzlanırdı.

 

Takımlar genelde beş kişiden oluşurdu. İki savaşı, bir nişancı, bir destek ve bir de çeşitli birisi. Savaşçılar genelde mızraklı ya da kılıçlı gibi yakın dövüşe odaklanan kişilerdi. Nişancılar uzun menzilli saldırganlar iken Yoo Yeonha ve Yi Yeonghan gibi destekler de ya kendileri saldırılarını ya da ana saldırganları desteklerdi.

 

Ve çeşitli üye de genellikle sihirbaz pozisyonu alırdı, o yüzden bu da ilk seneye dahil değildi. Bir sihirbaz eklendiği zaman, destekçinin, sihirbazı korumak gibi özel bir görevi olurdu. Sonuçta sihirbazlar önemliydi.

 

Benim buradaki rolüm biraz şüpheliydi. Roller seçtiğimiz ana silahlara göre veriliyordu. Ben de savaşçı değildi ancak keskin nişancı sayılmayacak kadar da eksiğim vardı. Tabancaların, yaylardan çok daha az menzili vardı ve uzaktan saldırabilen yakın dövüş silahlarına göre de oldukça zayıflardı.

 

[Keskin Nişancı (uzun menzilli) — 4. Sıra Chae Nayun, 9. Sıra Kim Yeongjin... 934. Sıra, Kim Hajin, 945. Sıra, Oh Jiyun.]

 

Her halükarda ben de keskin nişancı olarak sınıflandırılmıştım.

 

Kim Soohyuk konuştu.

 

“Takım üyeleri adil bir şekilde seçildi. Düşük seviyeli öğrenciler yüksek seviyelilerle eşleşecek.”

 

Küp’ün eğitim sınıfları, Yüce Bilge tarafından geliştirilmiş bir yapay zeka tarafından yönetilirdi. Bunun sonucunda da bir yanlışa ya da öznel bir seçime yer yoktu.

Bu acınası sonuçları gözlerimle baktığım zaman görebiliyordum.

 

[Takım 1]

[Kim Suho / Kim Lang]

[Sung Seung-Un / Paine]

 

[Takım 2]

[Demian / Rosen]

[Chun Lee / Chae Nayun]

 

...

 

...

 

[Takım 5]

[Jin Hoseung / Hazuki]

[Kim Hajin / Yoo Yeonha]

 

“…”

 

Takımıma baktığım zaman ne diyeceğimi bilemedim.

Yoo Yeonha.

Yoo Yeonha benim takımımdaydı. Romanımda en sevilen ve en nefret edilen karakterlerden biriydi.

Etrafıma baktığımda onunla göz göze geldim. Mücevher gibi gözleri küçümseme ve aşağılama ile parlıyordu. Ancak bu sadece bir anlığınaydı. Göz kırptığım anda onun gözlerindeki negatif duygular da kayboldu.

Şaşırtıcı bir şekilde gülümseme ile bana doğru yürüdü. Uzun saçı, asaletli bir şekilde attığı her adımda dalgalanıyordu. Güzel dudakları alçak gönüllülükle hareket etti.

 

“Tanıştığıma memnun oldum.”

 

“Ah, şey, ben...”

 

“Hoseung-ssi.”

 

Ancak Yoo Yeonha’nın selam verdiği kişi ben değildim. Onunla göz göze gelmek de tamamen benim hayal ürünümdü. Aslında benim arkamda duran kişiyle konuşuyordu.

 

“Ah, merhaba.”

 

“Önceden aynı takımda değil miydik?”

 

17 yaşındaki bir kıza göre çok kibarca konuşuyordu, ancak Yoo Yeonha mesafesini böyle koruyordu.

 

“Efendim? Ah, evet haha.”

 

Sadece iki cümle söyleyen Jin Hoseung soğuk soğuk terledi. Yoo Yeonha konuşulması zor biriydi ve bunun sebebi geçmişi ya da çılgın kişiliği yüzünden değildi. Yoo Yeonha ve Shin Jonghak hem bir çiftti, hem de değildi. Şu anda Yoo Yeonha tek taraflı, platonik aşıktı denebilirdi.

 

“Ah, Hazuki-ssi de geliyor.”

 

“Selam...”

 

İsminden anlaşılacağı gibi, Hazuki Japon bir kız öğrenciydi. Sanki ağlayacakmış gibi duran gözlerle yürüdü. Yoo Yeonha ona ufak bir tatminsizikle baktı ve konuştu.

 

“Diğer kişi kim?”

 

“Benim.”

 

Yoo Yeonha, kendine güveni ve özsaygısı olmayan kişileri sevmezdi. Bu yüzden de kendimden emin bir şekilde öne çıktım. Bana doğru dönen ilk kişiler Hazuki ve Jin Hoseung oldu.

 

“Ah...”

 

Hazuki sanki kim olduğumu bilmiyormuş gibi kafasını eğdi.

 

“Ah, şu tabanca seçen çocuk.”

 

Jin Hoseung bunu dediği anda Yoo Yeonha’nun ifadesine baktım. Şaşırtıcı bir şekilde herhangi bir duyguyu belli etmiyordu. Ancak bu daha da korkutucu bir şeydi.

O sırada Kim Soohyuk gürültülü bir şekilde bağırdı.

 

“Gevezelik etmeye vaktiniz yok. Öldürmeniz gereken canavarların yerini ve hakkındaki bilgilerini akıllı saatinizden görebilmeniz lazım. Haydi iş başına!”

 

Toplamda 25 takım. Katılan diğer sınıfları da sayarlarsa toplam 100 takım.

Görevimiz bize verilen koordinata gitmek ve orada bulunan canavarları öldürmekti.

Ne kadar hızlı ve güvenli bir şekilde görevi tamamladığımıza bakılacak ve ona göre sıralamaya sokulacaktık.

 

Biing—

Öğretmenin sesi duyulduğu anda Yoo Yeonha akıllı saatinin projeksiyonunu açtı.

 

[Karakambur Ahtapot 37° 31’ 32” K]

 

Canavarın adı ve yeri yazıyordu.

Yoo Yeonha kısa ve öz bir şekilde konuştu.

 

“Haydi gidelim. Yolda konuşuruz.”

 

***

 

Alan boyunca koşuyordum. Bu altın rengi sazlık denizinden sonra kara kambur ahtapot olmalıydı.

Oncak rezil fiziksel özelliklerim yüzünden koşmak oldukça zordu. Dün gece yaptığım ayakkabılar da bir halta yaramıyor gibi görünüyordu. Bir saatlik süresi henüz dolmamıştı ancak dayanıklılığım çoktan dibe vurmuştu.

En nihayetinde koşarken geride kaldım ve takım benim için durmak zorunda kaldı.

 

“Sorun değil. Asıl olay canavarı öldürüp öldüremeyeceğimiz.”

 

Benim yerde nefes nefese kaldığımı gören Jin Hoseung bana bir şişe su uzatırken konuşmuştu.”

 

“Haklı. Görünüşe göre sihirbazlarla çalışırken bu oldukça yaygın bir şey.”

 

Hazuki de aynı şekilde ortalama Korecesi ile avuttu.

Bundan dolayı minnettardım ancak sürekli Yoo Yeonha’nın tepkisine bakıyordum.

Beklentilerimin aksine çok da tatminsiz gözükmüyordu. Yerde mütevazı bir şekilde oturuyor ve saatinden ahtapot hakkındaki bilgileri okuyordu.

Ben de kafamdan gerekli bilgilere baktım.

 

---

[Karakambur Ahtapot]

—Ortalamanın altı seviye canavar.

—Özellikler

*Ana bedeni güçlü değil ancak kafasından birçok bebek ahtapot çıkar. Tek seferde düzinelerce çıktığı için onlarla uğraşmak kolay değildir. Bebek ahtapotlar insan kanı emebilir ve saniyeler içinde o kişiyi bir mumyaya çevirebilir. Ortalamanın altı canavarlar olarak sınıflandırılırlar.

—Strateji

*Tüm bebek ahtapotları öldürün. Alternatif olarak, karakamburun büyü gücünü ürettiği ana bedenini yok edin.

—Zayıflıklar

*Kara kambur

—Güç

Emici vantuzlar ve bebek ahtapotlar

---

 

Belki de bu karakambur ahtapotun geçtiği evreni ben yazdığımdandır, ancak canavar hakkındaki gerekli bilgi direkt kafamda canlanıyordu.

 

“Siz ana bedenle ilgilenirken ben de bebeklerle ilgilenirim.”

 

Kısa süre sonra Yoo Yeonha akıllı saatini kapattı ve Hazuki ile Jin Haseung’a doğru konuştu.

Ah, şimdi anladım.

Yoo Yeonha sanki ben var değilmişim gibi davranıyordu. Seviyem oldukça düşük olduğu için beni takmıyordu. Ne azarlama ne de tatminsizlik.

 

“Gidelim artık.”

 

Onun bu davranışından güvenerek kendimi kalkmaya zorladım. Ayakkabılarım sayesinde enerjim yenilenmişti.

 

“Emin misin?”

 

“Evet. İlk ben gideceğim. Hup!”

 

Onların önünden koşmaya başladım. Dünya’dakinden çok daha hızlıydım.

Ama tam 10 saniye sonra...

Kendimi o üçünün arkasında kalmış durumda buldum.

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (2)

2 puan
Alvein1 hafta önce
Üye
Eline sağlık

94 puan
Ulaş1 hafta önce
Üye
Başta pek sıcak bakamamıştım ama şuan diğer bölünü sabırsızlıkla bekliyorum :D