POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

The Novel's Extra Bölüm 8: Savaş Eğitimi - Kısım 2

Çeviri : Kyuuseishu
Düzenleme : Kyuuseishu
Okunma : 533
Tarih : 07 Şubat 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Bölüm 8 Savaş Eğitimi - Kısım 2

 

“Orada.”

 

Tam bacaklarım yüzünden pes edecektim ki hedefimiz olan canavarı bulduk. Sahilin yakınında delirmişcesine gezinen dev bir ahtapot. Ahtapotun ismini aldığı kara kamburu yüzünden sanki iki kafası varmış gibi duruyordu.

 

“Ben hazırım.”

 

Yoo Yeonha bir çalılığın arkasında eğilirken konuştu. Jin Hoseung kılıcını, Hazuki de baltasını çıkarttı.

 

“Ona doğru koşarken kamburundan bebek ahtapotlar çıkacak. Çıktığı zaman da ikiniz de geri çekileceksiniz ve ben onları öldürene kadar bekleyeceksiniz. Savaşçılar elinden geldiğince büyü gücünü korumalı. Kara kambur ahtapotların çok yüksek yenilenme güçleri var, o yüzden tek bir darbede kamburunu yok etmemiz lazım...”

 

Yoo Yeonha açıklamalarına devam etmişti.

İşin aslı, en iyi seçenek bebek ahtapotları bana bırakmaktı. Bir tabancanın temel saldırı gücü oldukça yüksekti, o yüzden bebek ahtapotları kaç tane olurlarsa olsunlar tek bir darbede öldürebilirdi. Bir diğer yandan, kritik saldırı vurmadığı sürece ana bedene hasar vermesi oldukça zordu.

Ancak Yoo Yeonha bana hiçbir şey söylemedi.

O yüzden ben de sabit durarak kendimi esnememek için zorladım.

 

“Haydi başlayalım o zaman.”

 

Ağzından bu kelimeler çıktığı anda Jin Hoseung ve Hazuki koşmaya başladı. Aradaki mesafeyi iyi bir şekilde kapattıktan sonra Jin Hoseung kükremeden önce boğazını temizledi.

 

“Kueeeek!”

 

“Kyak!”

 

Kulaklarım acımıştı ama istenilen etkiyi vermişti. Kara kambur ahtapotu bizi fark ettikten sonra kafasını eğdi. Ardından bir bombardıman topu gibi olan kamburunu bize çevirdi.

 

BOOM!

 

Gök gürültüsü gibi bir ses çıktı ve düzinelerce yaratık, ahtapotun kamburundan fırladı. Havadan lapa gibi yumrular yağmaya başladı.

Plana uygun şekilde Jin Hoseung ve Hazuki kenara çekilirken Yoo Yeonha da kırbacını tuttu ve büyü gücü ile kapladı.

Ancak Yoo Yeonha hareket edemeden önce ben tabancamı kavramıştım bile.

 

“Hey, senin bir şey yapmana...”

 

Yoo Yeonha şaşırarak beni durdurmaya çalıştı ama onu kâle almadım.

Şu anda sahne benimdi.

Kurşun Zamanı’nını aktive ettim.

Anında kanım kaynamaya başladı. Görüşüm berraklaştı ve tüm dünya yavaşladı. Yağmur gibi yağan ahtapotların izleyecekleri yolların izlerini görüp tahmin edebiliyordum. Tek boyutlu hareket yapmaları onları danaburnulardan çok daha kolay bir hedef yapıyordu.

Şarjörümde 20 tane büyülü mermi vardı.

Oldukça basitti. Sadece nereye ateş edeceğime bakmalı ve tetiği çekmeliydim. Yüksek şans faktörüm de işin tuzu biberi oluyordu.

 

Büyülü kurşunlar sessizce havayı yardı ve arkasında mavi bir iz bıraktı. Her hedefe bir kurşun. Şarjör anında boşalmıştı ancak şarjörü yeniden doldurmam da anında olmuştu.

Bir 20 mermi daha ateşledim, ardından bir 20 daha.

Hiç durmadan 60 mermi ateşledikten sonra dünya normale döndü.

 

“Ne?”

 

Güneşi kaplayan yaratıklar bir iz bile bırakmadan kaybolmuştu. Bu ani değişiklik Yoo Yeonha ve diğerlerini şaşırtmıştı.

 

“H-haydi. Gidelim.”

“Ah, tamam.”

“Evet!”

 

Şaşkınlığından hızlı bir şekilde kurtulan Yoo Yeonha, Hazuki ve Jin Hoseung’a bağırmıştı. İki savaşçı ancak o zaman harekete geçmeye başladılar. Yoo Yeonha’nın uzun kırbacı şakladı ve dev ahtapotun kamburunu sardı.

 

Zarif kırbacı ahtapotun kamburunu ezerken yerden bir danaburnu fırladı.

Kieeeek—

Aç bir şekilde bağıran danaburnu Yoo Yeonha’ya doğru atladı. Silahın ağzındaki son mermiyi ateşledim. Danaburnunu tam isabetle vuran mermi böceğin içinde patladı ve kanı ile mukusu Yoo Yeonha’ya doğru saçıldı.

Bu yapışkan madde ona ulaşamadan önce Yoo Yeonha sakin bir şekilde büyü gücünü yayarak bir bariyer oluşturdu. Danaburnundan çıkan mukus bu bariyere çarparak yere aktı.

 

“Iyy...”

 

Ancak hepsini bloklayamamıştı. Yoo Yeonha bana ölümcül bir bakış attı ancak şu anda söylenecek vakit olmadığını biliyordu. Kırbacını ahtapota doğru tekrar şaklattı.

Bir canavar gibi olan kırbaç, kılıç ile baltanın, dokunaçlar ile yaptığı dansa katıldı.

 

***

 

Görev tamamlandı. Geçen süre: 9 dakika 40 saniye.

Yoo Yeonha zarif bir şekilde sekiz dokunaçtan dördünü kesmişti. Bunların hepsini yanımda durup tek bir adım bile atmadan yapmıştı. İki görevini de başarıyla tamamlamıştı: Savaşçıları desteklemek ve keskin nişancıyı korumak.

 

“…”

 

Savaş bittiği için Yoo Yeonha gözlerini kapamıştı.

Ayak bileklerinin ve kar beyazı köprücük kemiklerinin üstüne danaburnunun kurumuş kanı ve mukusu bulaşmıştı. İç geçirdikten sonra cebinden bir mendil çıkarttı ve pislikleri sildi.

Ardından bana döndü.

 

“Pardon.”

 

Gözleri adeta gülümsüyordu ancak çok arkadaşça gibi de değildi. Cevap veremeden gözlerine baktım. Gözlerinin içinde saklı olan kızgınlık tıpkı keskin bıçaklar gibiydi. Yoo Yeonha cidden de korkutucu bir kadındı. Her şeyden önemlisi de kıyafetlerinin ve bedeninin kirlenmesinden nefret ederdi.

 

“Senin karışmana gerek yoktu. Bir danaburnunu çok rahat bir şekilde halledebilirdim. Çok daha temiz bir şekilde.”

 

“…”

 

“Senin yüzünden kıyafetlerim kirlendi.”

 

O sırada iki vurdumduymaz savaşçının bana doğru yaklaştığını hissettim.

 

“Fiyuv, sayende çok hızlı hallettik. Ne olduğunu gördüm. Bebek ahtapotları hallettin değil mi? Tabancaların da kendi avantajları var demek.”

 

“Çok iyiydi be!”

 

Jin Hoseung ve Hazuki kan ve mürekkep içinde kalmıştı.

Kıyafetlerinin kirlenmesinden korkan Yoo Yeonha yavaşça geriye çekildi.

 

 

***

 

 

[Takım 5 — Toplam süre: 58 dakika 58 saniye. 16/100]

 

Yüz takım içinde on altıncı.

Sıralamanın ilk yarısında olmasına rağmen Yoo Yeonha’nın ifadesi çok da iyiye işaret değildi.

Ancak notlar, dronelarla kayıt altına alınan bireysel performanslara göre hesaplandığı için çok da umursamıyordu. Elbette Kim Suho ve Shin Jonghak’ın takımları sırasıyla birinci ve ikinci olmuşlardı. Ancak asıl kızdığı şey Chae Nayun’un takımının kendisinden yukarıda olmasıydı.

 

“Dronelar her şeyi kaydetti. Akıllı saatlerinize gönderilecekler. Ayrıca neden canavarı yavaş avladığınız, takımınızın canavara karşı uyumu ve bir dahaki sefere nasıl gelişebileceğiniz de size gönderilecek. Notunuzun bir parçası olacak.”

 

Kim Soohyuk uzun bir açıklama yapmıştı. Yoo Yeonha yavaşça kafasını çevirip arkasına baktı. Yavan görünümlü bir adam, sersemlemiş bir şekilde esniyordu.

Takımının bu kadar gecikmesinin tek suçlusu o çocuktu. Enerjisi az olduğu için canavara yeteri kadar hızlı yetişememişlerdi. 10 dakikada halledilecek şey 50 dakikaya uzamıştı.

 

Ancak onun sayesinde de 16. olmuşlardı. Kurşunlarla yaptığı o serenat tüm bebek ahtapotları 3 saniye içinde yok etmişti. Yoo Yeonha onlarla 15 dakika uğraşacağını düşündüğünden çok büyük bir rol oynadığı söylenebilirdi.

Ancak elbette en büyük rolü, ana bedendeki kamburu yok ederek kendisinin olmuştu.

 

“…”

 

Yoo Yeonha birilerini suçlama dürtüsüne karşı direndi. Ancak bu onun mantıksız bir şekilde Chae Nayun’a olan kıskançlığını daha da arttırdı. Önüne doğru, Chae Nayun’un kafasına baktı. Ensesine şaplak atmayı öyle çok istiyordu ki...

Yoo Yeonha’nun titreyen elleri Chae Nayun’un kafasına doğru uzandı.

Ancak ekstrem bir hareket yapmaktan ziyade, elini yavaşça Chae Nayun’un omzuna koydu.

 

“Nasıl geçti, Nayun?”

 

“Hm? Ah, gördüğün gibi. Dördüncü sıradayız. Ne utanç verici. Shin Jonghak ve Rachel’ı yenmek istiyordum. Ya sen?”

 

“Ben... On altıncıyım.”

 

“Oh? Vay be, o tabancalı nişancı olmasına rağmen mi on altıncı oldunuz?”

 

“Kara kambur ahtapotuyla savaştık. Sadece kamburu yok etmemiz gerekti.”

 

“Sen de aynen öyle yaptın değil mi?”

 

Yoo Yeonha parlak bir şekilde gülümseyerek kafasını salladı.

 

“Aynen.”

 

 

***

 

 

Gecenin ilerleyen saatlerinde, normal dersler bittikten sonra spor salonunda çalışıyordum.

Koşmaktan yeni geldiğim için sanki ölüyormuş gibi hissediyorum. Ancak bunu yapmam gerekiyordu, o yüzden üç saat boyunca eğitimime odaklandım. Şansıma eğitim ekipmanları Dünya’dakinden çok farklı değildi. Sadece ağırlıkları daha fazlaydı. Örnek olarak, bacak geliştirme aleti 15 kilodan 500 kiloya çıkmıştı.

 

“Uf...”

 

İdmanımı tamamladıktan sonra bir zombi gibi soyunma odasına gittim ve koltuğa çöküverdim. Beş dakika boyunca nefesimi toparladıktan sonra dizüstü bilgisayarımı çıkarıp çantamdan bir enerji içeceği çıkarttım.

İlk önce bugünün sonuçlarına göz attım.

 

“Şans devreye girdi! Düşmanınız düşük seviye bir canavar olduğu için isabetliliğiniz muazzam derecede arttı!]

[Tüm saldırılar hedefini buldu! Lütuf’unuzun ustalığı %20 arttı!]

[Algınız 0.03 arttı.]

[Şans devreye girdi! Gözleriniz ve kulaklarınız daha iyi işliyor gibi!]

[27 HP kazandınız.]

 

Beklendiği gibi, savaş eğitimindeki isabetliliğim şans yüzündenmiş. Yoo Yeonha’ya karşı kendimi gösterdiğim için de biraz HP kazanmıştım.

 

[İdmanın sayesinde gücün 0.02 arttı.]

[İdmanın sayesinde dayanıklılığın 0.02 arttı.]

[İdmanın sayesinde yaşam gücün 0.02 arttı.]

[Gizemli bir şekilde mana, yırtık kas liflerini dolduruyor! Güç, dayanıklılık ve yaşam gücün 0.03 artıyor!]

 

İdmandan kazandığım özellikler beklediğimden daha fazlaydı. Böyle bir şey Dünya’da imkânsız olurdu. Aydınlanma ve şansın bir etkisi olmalıydı.

 

Ancak bedenimdeki keskin acı yüzünden yarın kalkabilecek miydim emin değilim.

Elbette bunun için aklımda bir çözüm de vardı.

 

---

[Yorgunluk Atlatma İçeceği]

Bedenin yorgunluğunu iyileştirir. Çok küçük miktarda geçici mana kazandırır.

 

*Mevcut HP: 36

---

 

Bu, Küp tarafından dağıtılan yorgunluk atlatma içeceği idi.

Etkisini düzenlemeye karar verdim.

Elbette tüm yorgunluğu yok etmek gibi bir şey büyük ihtimalle işe yaramazdı. Yarasa bile sadece HP’lerimi boşa harcamış olurdum. Ancak düzgün kısıtlamalarla iyi bir şey yapabilirdim.

Yorgunluk Atlatma İçeceği’nin açıklamasına bir cümle daha ekledim.

 

—Eğer Kim Hajin kullandıktan iki saat sonra uyursa, 8 saat boyunca yavaşça fiziksel yorgunluğu dinecek.

 

Dört şart koymuştum.

Sadece Kim Hajin.

2 saat içinde uyuma.

Sadece fiziksel yorgunluk.

Anında iyileşme değil, 8 saat boyunca iyileşme.

 

[Bu düzenlemeyi 0.5 HP kullanarak kaydedebilirsiniz.]

 

İçeceğin benzer bir etkisi olduğu için gereken HP idmandan kazandığıyla aynıydı. Düzenlediğim etkiyi kaydettikten sonra içeceği içtim.

 

“Gark.”

 

Şimdi uyumam gerekiyordu.

Yoksa içecek israf olacaktı.

 

“Ahh, kemiklerim.”

 

Zombi gibi topallaya topallaya yürümeye başladım.

 

 

***

 

 

Aynı saatlerde Yoo Yeonha, o günkü savaş eğitiminin videosunu inceliyordu. Her takımı kaydeden birkaç drone sayesinde savaşı birçok açıdan görebiliyordu.

 

“En azından hızlıymış.”

 

İzledikçe merakı daha da çelindi.

Kara kambur ahtapotu toplam 59 bebek fırlatmıştı. Ama daha yere bile değemeden keskin nişancının mermileri tarafından yok edilmişti. Kara kambur ahtapotları genelde fırlattıkları bebekleri geri emerek enerjilerini yenilerlerdi. Ardından kamburlarından daha fazla bebek ateşlerlerdi. Bu sinir bozucu özellik yüzünden Yoo Yeonha savaştan geri çekilmeye bile hazırdı, ama savaş sadece 10 dakikada bitmişti.

 

“Onu Ajanlık Askeri Akademisi’nde gördüğümü hatırlamıyorum.”

 

Üstüne düşündükçe o nişancı çok daha garip görünmeye başladı. Enerjisi diğer askeri öğrencilerden anormal derecede azdı ve birden silahını da değiştirmişti.

Yoo Yeonha’nın Kim Hajin hakkında çıkartabildikleri bu kadardı.

Ani bir mesaj aldı.

 

[Naber?]

 

Bu Shin Jonghak idi. Yüzünde bir tebessümle hologram klavyesine tıkladı Yoo Yeonha.

 

[Bugünkü videoyu analiz ediyordum~]

 

Neden şimdi yapıyorsun ki bunu?]

 

[Gelecekte loncayı devralacağım için gelecek vaat eden yeteneklere bakmam lazım.]

 

[Takımında öyle biri yok. Hepsi çöpten ibaret.]

 

Yoo Yeonha kıs kıs güldü. Hem haklı hem de kibirliydi. Bu hareketi Shin Jonghak dışında biri yapsaydı iğrenirdi. Ancak bunu yapan kişinin Shin Jonghak olduğu gerçeği bile bu kibri ve küstahlığı şıklığa dönüştürüyordu. Bu mantıklı bir bahane değildi, ama Yoo Yeonha’nın Shin Jonghak’ı sevmesi de mantıklı olmaktan çok uzaktı.

 

[Tabancalı eleman nasıldı?]

 

“Haha.”

 

Demek o da merak ediyordu.

Onun da tatlı bir yanı vardı sonuçta.

 

“Fena değil. Üstüne düşeni yaptı. 934. Sıradan ne beklersen o işte.]

 

2,78 saniye. O herif böyle kısa bir zamanda 60 mermi sıkmış ve 59’unu tutturmuştu. Yoo Yeonha işaret parmağıyla tetiği çekermiş gibi yaptı. Saniyede 20 kere tetik çekmek mümkün müydü ki? Yoksa o tabancanın otomatik ateşleme düğmesi falan mı vardı?

 

Ding Dong-

 

Tam düşünüyordu ki kapı çaldı.

 

[Ah, oda servisim geldi.]

 

Yoo Yeonha kapıya doğru hoplayarak gitti.

Kapıyı açtığında güzel bir şekilde giyinmiş uşak onu karşıladı. Babasının onun için seçtiği uşağı gördüğü için mutluydu.

 

“Teşekkür ederim, Sechan-ssi.”

 

Uşak saygıyla eğildi.

Yoo Yeonha yemeğini aldı ve koltuğuna geri gitti.

 

[Geldim. Bekliyor muydun?]

 

Yoo Yeonha, kubbe şeklindeki şık servis tabağının kapağını açtı.

 

[Hayır.]

 

İçindeki yemek oldukça sadeydi. İki sandviç ekmeği arasında bir köfte. Sıradan insanlar için oldukça ikonik bir sembol. Yanında da bir şişe kola ve patates kızartması.

Bu bir hamburger menüsüydü.

 

İlk önce patatesleri yedi.

 

[Ne söyledin?]

 

Shin Jonghak tam doğru zamanda sormuştu.

Yoo Yeonha da normal bir şekilde cevap verdi.

 

[Her zamankinden. Tüm bir foie gras*.]

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

*Foie gras: Ördek veya kaz ciğerinden yapılan bir Fransız yemeği.


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (4)

75 puan
akrepkani6 ay önce
Üye
Teşekkürler.

39 puan
MasterKiller546 ay önce
Üye
Abi sey dicem ben bu pre fiyatları aşırı pahalı eger ki pre gelirse bu seriye alamam 60 bölüm 40 tl nedir abi insaf az novelgunlerinde aylık 700 bölümu 35 tl ye veriyorlar insaf aynı şey epik noveldede geçerli ordada 50 bolum 13 tl ile 15 tl arasında lütfen yani fiyatlar sıkıntı suan alabileceğim bir seri yok ama böle olursa ilerdede alamam

1210 puan
MythErebus6 ay önce
Üye
@MasterKiller54, Aga her bölüm 2000+ kelimeden oluşuyor 100.000+ bölün değeri 15 tl eder mi sence?

39 puan
MasterKiller546 ay önce
Üye
@MythErebus, ille 15 tl olması gerekmiyor 20 tl de uygun bir fiyat lakin daha üstü aşırı oluyor 60 bölüme 40 tl yı ilk defa burda gördüm ben görünce şok oldum haliyle 1 buçuk senedir falan okuyorum novel ben ilk defa 40 tl ye satilan bir seri gördüm site az bilindiği için pek yorum gelmemiş olabilir ama ilerleyen vakitlerde bu konu daha çok gündeme gelecektir tabi son söz sizindir orası ayri

39 puan
MasterKiller546 ay önce
Üye
@MythErebus, seni yetkili sandım pardon xd

1210 puan
MythErebus6 ay önce
Üye
@MasterKiller54, şuan dışarda satılan kitaplar bile 30 tl den bir fiyata satılıyor 40 tl olması normal

1210 puan
MythErebus6 ay önce
Üye
@MasterKiller54, Ben gönüllerin yetkiliyim ☺️

39 puan
MasterKiller546 ay önce
Üye
@MythErebus, peki xd şey dicem sen sadece bu siteyi mi gördün diğer sitelerdeki novelleri hiç okumadin veya hiç premium almadin gibi gözüküyor ben yinede biraz aşırı oldugunu düşünüyorum peki bide şey sorayim örneğin bu seriye 30 bölüm pre geldi 15 tl fiyat uygunmudur uygun de anlaşalim bak beni yine aşıyor biraz ama sırf ortada buluşalim diye 5 tl arttirdim xd

1210 puan
MythErebus6 ay önce
Üye
@MasterKiller54, Diğer sitelerde fiyatlar olması gerektiğinden ucuz 30 bölüm 15 tl olabilir ama. Bunu biz değil site yöneticileri verebileceği bir karar

144 puan
Ulaş6 ay önce
Üye
Yeteneği çok iyi olmuş. Çeviri için teşekkürler :)

39 puan
MasterKiller546 ay önce
Üye
Eline sağlık çok güzel bir seri bu merakla bekliyorum