Vampir Hükümdarı

06 Haziran 2021
Çeviri: MoonWarrior
Düzenleme: MinPei
37 Görüntülenme
Bu bölümü 1 Kişi beğendi.

Aç Bir Hayalet Asla Yeteri Kadar Yiyemez (10/10)

Noah, anılar denizinde kaybolmuşken hatırladığı geçmişini merak etti.


“Eri’ye acaba ne oldu? Hala yaşıyor mu? Çocuğum peki? Umarım ikisi de hayatta ve güvendedir…”


Bu şekilde merakla doluyken önündeki sistem bildirimine baktı ve gülerek reddetti. Mirasın çıkarılması söz konusu bile olamazdı.


Bunu takiben sistemden yanıtlar geldi.


[Öneri reddedildi. Alınan Miras taranıyor…]


[Tarama Başarılı!] 


[Yeni ünvanın kilidi açıldı: Kan Meleği]


[(Ünvan) Kan Meleği] 


[Eşsiz] 


[Kullanıcı bu ünvanı donandığında kan teknikleriyle ilgili algısı artar. Kendiyle eşit aleme sahip birisini dahi kontrol etme olasılığına sahiptir.]


[Mevcut aleme göre olasılık: %100]


Sistemin dalga geçer gibi son yazdığı şeyi okurken gülmeden edemedi. Kendisinin henüz bir sakat konumunda olduğunu bilmesine rağmen ona bu olasılığı göstermesi sinir bozucu ve bir o kadar da komikti. Gerçi bu ünvanı zamanında tekrar kazanmıştı. Bu yüzden böyle bir şey demesini bekliyordu. Ne de olsa zamanla ünvanların olayını rahatlıkla anlayabilecek kadar deneyim kazanmıştı. Sistem başardığın büyük başarılara göre çeşitli ünvanlar veriyordu. Bu ünvanlarda görünürde bir güçlendirme veremese de bilgi ve algı konusunda gelişmesini sağlayan özellikler veriyordu.


Şu ana kadar kayda değer aldığı tek ünvan ona yardımcı olan "Vampir" ünvanıydı.


'Artık ünvanı değişme vakti.'


Ünvanı değiştirirken aurası da değişti. Eskiden çömez bir vampirken şimdi aurası bir vampir lordunu aratmıyordu. Tabii bu sadece kendi ruh düzleminde olduğu içindi.


Düşüncelere dalmaya devam edecekti. Fakat olan olaylar nedeniyle devam etme fırsatı bulamadı.


Kendi yapmaya başladığı ruh sarayı etrafında olan bir kaç sahipsiz ruh sarayını acımasızca kendine çekip kalan ruh enerjilerini emip kendini oluşturuyordu.


Bunun sebebinin sistem olduğunu bilmesine rağmen, şaşkına döndü. Ruh sarayı adeta bir vakum gibi önüne gelen ruh saraylarını yutuyordu ve her yutulan ruh sarayı Noah'ın ruh gücüne güç katıyordu. Bu yüzden sakince izlemeye devam etti.


Aradan bir süre geçti. Yirmi orta boyuttaki bir sarayı kaplayacak genişlikte, oldukça büyük bir saray oluşunca ruh sarayı emmeyi bıraktı ve gelen ruhları yutup enerjiye çevirmeye başladı.


Noah, ruh sarayının sonraki aşamaya geçtiğini görünce şaşkına döndü.


Ruh saraylarının iki aşaması vardı. İlk aşama herkesin bildiği oluşum aşaması. İkincisi ise tamamlanma aşaması. Bu aşamayı tamamlamak için ya tüm ruhundaki enerjiyi saraya aktarmalı ya da dışarıdan ruh enerjisi takviyesi almalıydı. Ruh sarayı yeteri kadar ruh enerjisiyle beslendikten sonra oldukça sağlam bir depo haline gelecekti.


Noah bunu bildiğinden tereddüt dahi etmeden tüm ruhları saraya yönlendirdi ve saray acımasızca yutmaya devam etti. Bir süre bu böyle devam etti. Ta ki ruh akışı kesilene kadar.


Noah, tam dolmak üzere olan ruh sarayına bakınca sinirlendi ve ne olduğunu merak ederek dışarı çıktı.



Şimdiki zaman, Noah’ın ruh düzleminde;


tamamlanmak üzere olan sarayına bakıyordu. Buna tam olarak saray diyebilir miydi Noah emin değildi gerçi. Boyut olarak normal bir binayı aşalı çok olmuştu. Daha çok şu an kaldıkları köyün boyutunda bir köyü tamamen kaplayacak kocaman bir yapı gibiydi.


Noah, saraya süzülen ruhlara bakarken yüzünde beklentili bir ifade vardı.


Aradan kısa bir zaman geçti ve ruh geçişi tamamlandı. Bir köy kadar büyük olan yapı, soluk bir gümüş ışıltıyla parlamaya başladı ve etrafında oluşan ve de arta kalan tüm ruh enerjisini içine çekmeye başladı. Tüm bunlar olurken de Noah kendini birden oldukça dinç hissetmeye başlamıştı. Ruh sarayı onunla bağlantılıydı. Bu sebepten sarayın güçlenmesi onun güçlenmesine eşitti. Üstelik saray tüm ruhları emmemişti. Sadece bir usta kademe ruhta dahil olmak üzere sadece yarısını tüketmişti.


Fakat buna rağmen saray açıkça diğerlerine karşı arzusunu da belirtiyordu. İzin verse onları bile tüketebilirdi. Bunu gören Noah acı bir gülümsemeyle mırıldanarak ruh sarayının duvarına dokundu.


“Eh, boşuna aç bir hayalet asla doymaz demiyorlar ha? Kocaman dostum, ne yazık ki hepsini sana verecek kadar stoğum yok. Bir dahakine artık.”


Noah, bunları söyledikten sonra işlemi yapmaya başladı. Ruh sarayı önemliydi fakat şu anki durumda soyunu tam anlamıyla uyandırmak çok daha önemliydi.


Soy uyandırma işlemi küçük bir işlem değildi. Basit bir soyun uyanışı tek seferde olabilirdi. Fakat nadide bir soyun uyanışı özellikle çetrefilli oluyordu. Normal soylarda normal uyanışta direkt uyanabilirken, nadide soylarda bu normal uyanışlar, bir depremin küçük artçı şokları gibiydi ve o zamanlar iyi değerlendirilirse depreme dönüştürülebilirdi. Noah’ın şu anda yaşadığı durumda buydu.


Ruhları soyunu beslemesi için kendiyle birleştirdi. Daha doğrusu bu ruh düzlemindeki kendi suretiyle. İlk ruhu alışı etrafta küçük çaplı bir baskı oluşturdu. Noah, kalbi sıkışıyor ve nefes almakta güçlü çekiyor gibi hissediyordu. Bunların hepsi ruh düzleminde olduğundan gerçekte olmadığını bilse de bu hissin rahatsız ediciliğini azaltmıyordu.


Yine de dişlerini sıkarak diğer ruhları da aldı. Her aldığı ruhla baskı arttı ve sıkışmalar çok tehlikeli bir hal aldı. Henüz bilmese de bu yaydığı baskı dışarıda da hissediliyordu ve orada bulunan herkes taşa dönmüş gibiydi baskıdan.


Tabii o bilmediğinden hızlıca ruhları tüketip hemen soyunu uyandırıp, bu işkenceden kurtulmayı arzuluyordu. Baskı gittikçe arttı, artış o kadar fazlaydı ki, aradaki alem farkına rağmen, ortalamanın nispeten altı olan birkaç eski toprağın vücudunun patlamasına sebep oldu. Tabii patlayanların ruhu da Noah’a gitti.


Noah son ruhu da tüketmek üzereyken gelen ruhları görünce tüm içtenliğiyle bir küfür savurdu ve onları da yutmaya başladı. Ek olarak gelen on ruh vardı. Her birini tüketmek adeta bir işkence gibiydi. Ruhlarda kalıplaşan kişilikleri arıtıp sadece ruhun özünü emmek hiç de kolay bir işlem değildi. Aksine oldukça zor ve karmaşık bir işlemdi. Bu sebepten ötürü Noah kalıplaşan kişilikleri sade üstünkörü arıtıp kendiyle birleştirdi. Bu da dayanılmaz bir işkenceye sebebiyet verdi.


Neyse ki eski yaşamının da etkisiyle olağandışı bir iradeye sahip olmuştu. Acıya toleransı birazcık yükselmiş ve bu da zorda olsa dayanabilmesini sağlamıştı. Yine de acıya toleransı ne kadar iyi olursa olsun son ruhu tüketttiğinde limitine ulaştığını hissedip, yere çöküverdi. Nefes almakta zorlanır bir ifadesi vardı.


Neyse ki bu anın hemen ardından duyulan bir çatlama sesiyle rahatladı. Ruh enerjisi şu an vücudu olarak gözüken suretinden taştı ve ruh düzleminden çıkıp vücudunu beslemeye başladı. Beslenen vücuttan ilk gözlerini açtığında çıkana benzer şekilde gümüş-beyaz arası bir enerji fırladı. Bu enerji adeta yanan bir alev gibi Noah’ın vücudunu kuşattı ve vücudunu tamamen değiştirmeye başladı. İlk başta saçları tamamen beyazlaştı. Sonra yüz yapısı küçük çaplı bir değişime uğradı. Yüzü ilk başta sevimli ve yakışıklıydı. Şimdiyse sevimliliğiyle birlikte daha çok yakışıklılığı ön plana çıkmaya başlamıştı. Yüzündeki toyluk izleri silinmişti. Şey, en azından bir kısmı. Gözlerinde ise normalde olan baklava imgesi olduğu yerde dursa da renk olarak daha sarımsı olmuştu. Vücuduna gelecek olursak, normalde vücudunun sıradan bir insandan farkı yoktu. Yani tek kelimeyle normaldi. Yine de şimdi vücudundaki kaslar belirginleşmeye başlamıştı. Enerji gereksiz yağları Noah’a zarar vermeden yakıyordu adeta. Adeta yeniden doğmuş gibiydi.


Tabii tüm bunlardan sakat olan dantianı da faydalanmıştı. Sakat olan dantianını ruh enerjisi doldurmuş ve bir tür onarım başlatmıştı. Ruh enerjisi neredeyse tüm dantianı kaplamıştı. Yine de belirli görünmez bir küreye istese bile dokunamamıştı. Ruh enerjisi ise fazla zorlamak yerine boş kalan diğer kısımları doldurmaya devam etmişti. İşin sonucunda ise oldukça korkunç bir hızla onarım yapmaya başlamıştı.


Tabii bunların bir sonucu olarak etrafta pis bir kokuyla birlikte insan soyunun son kalıntıları da dahil olmak üzere çeşitli vücut kalıntıları oluşmuştu. Evet, uyanışın sonucunda insan soyundan tamamen arınmıştı. Normalde bunu yapmak imkansıza yakın olmalıydı. Fakat Noah’ın vücudunda halihazırda iki soy vardı ve ikisi de üçüncü ve zayıf bir soyu vücutta istemiyordu. Kabus soyu Noah doğduğundan beri vücudunda vardı ve zaman geçtikçe -özellikle bu gelişim yapmaya başladıkça hızlandı- hücresel yapıda yönetimi ele geçirmeye başladı. Bu son uyanışında etkisiyle kolaylıkla da vücuttan atabildiler.


Tüm bu değişimi ruh düzleminde olduğundan olanları henüz farkında değildi. Mental olarak tükenmişti. Fakat artık buradan ayrılmaları gerektiğinden kendini uyanmak için zorladı ve o sırada gümüş alev küçülerek dantianının içine girip gözlerden kayboldu.


Noah gözlerini araladığında vücudunun oldukça hafif olduğunu hissedip sevindi.


‘Uyanış başarılı. Güzel…’


Sonrasında etrafında olanlara baktı. Büyük bir çoğunluk ona şaşkınlıkla bakıyordu. Yan tarafta dizilmiş cesetler vardı. Önünde onu bekleyen korkudan solmuş -ve altından sarı bir sıvı süzülen- bir kadın ve tüm bunlar ikinci kez olduğundan nispeten daha az şaşkın olan Julia vardı. Julia’nın oldukça sorusu vardı Noah’a fakat ne durum uygundu ne de soracak cesareti vardı. Diğer köylüler ise bu soyun patlayıcı uyanışının sebep olduğunu az çok biliyorlardı ve bu sebeple şaşkınlardı. Tüm bu zaman boyunca içlerinde bir kabusun bulunması bir çift kelimeyle nefes kesiciydi.


Zaten kısa süre önce öğrenmiş olmalarına rağmen herkesin az çok bir kere tesadüf eseri gördüğü depresif çocuğun kabus olduğunu öğrenmek oldukça şaşırtıcıydı.


Yine de kimse bir şey sormadı. Herkesin sırları olurdu. Ayrıca şu an soracak o zaman denilen lükse sahip olduklarını sanmıyorlardı. Zaten Noah gözlerini açmadan önce burada bulunanların yarısı gitmişti. Kalan yarısı da kendilerine geldikleri gibi hızla portaldan içeri girmeye başladılar.


Noah ise onlara kısa bir süre baktı ve ardından kadına baktı. Bakışlarını görünce kadının bacakları titredi ve sızan sarı sıvı birikintisine düşüverdi. Julia oluşan birikintiye iğrenmiş bir şekilde bakıp biraz uzağa çekilirken Noah pek umursamadı. Direkt gözlerinin içine baktı.


“Evet, küçük köle. Oldukça güvenilmez birisi olduğun aşikar. Buna rağmen ölüme olan korkun aşırı fazla. Usta alemine ulaşmana rağmen soyumu hissedip anında korkabiliyorsun. Keşke seninle daha fazla ilgilenebilseydim. Fakat ortam müsait değil. Bu yüzden şimdilik eline uyduruk bir mühür çizeceğim. Bu seni bir süreliğine tutmaya yeter.”


Noah, elini kaptı ve kendi parmağını ısırıp, kadının eline mühür çizmeye başladı. Normalde canlıların vücuduna çizerek işlem yapmayı severdi. Fakat bu geçici bir mühür olduğundan fazla üstünde durmadı. Mühürü oldukça hızlı bir şekilde yaptı ve mühür kızıl bir şekilde parladı.


[Geçiçi Kan Mührü Başarıyla yapıldı! Köle Listenize eklensin ister misiniz?]


[Evet/Hayır]


Zihninde hayır derken rahat bir nefes aldı. Artık tamamen etkisiz hale gelmese de arkasından bıçaklayamazdı onu en azından. Daha sonra Noah, Julia’ya baktı. Nedense onu bir anlığına da olsa Eri’ye benzetti. Sonra tabii bakışlarını kaçırdı. Şimdi konuşmak için uygun zaman değildi ne de olsa. 


Ve sözlerini doğrularcasına bir acıyla dolu kükreme bulundukları yere kadar yankı yaptı.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar