Zanaatkâr Teknobaz

29 Haziran 2020
Çeviri: Lohengramm
Düzenleme: Lohengramm
355 Görüntülenme
Bu bölümü 6 Kişi beğendi.
Cilt 1

Akademiye Doğru Yarış

Zanaatkâr Teknobaz – 60. Bölüm: Akademiye Doğru Yarış

 

Kilian ikilinin karakteri arasında bazı benzerlikler görse de Urag’ın Jezebel’in babası olduğu aklına gelmezdi. Ona kıyasla Lena’nın gönlü kıskançlıkla doldu. Kilian çoktan babasıyla tanıştığından, Jezebel’in artık sorgulanamaz bir avantajı vardı. Efendisinin kalbine giden yarışta, onu nasıl geçebilirdi?

 

Ama bu bilgiler aklını karıştırırken, Kilian şaşkınlık içinde kaşlarını kaldırdı.

 

“Pek sayılmaz. Yeterince güçlü değil,” dedi Kilian. Urag kendisine Lord dese de Kilian, Fehl Lordları arasındaki en zayıf kişi olduğunu düşünüyordu. Yoksa ruhu, Ashera’nın desteğiyle bile ona dayanamazdı.

 

Jezebel gibi güçlü biri nasıl ondan gelmiş olabilirdi? Güçleri ve bu korkunç kan bağıyla, Fehl Lordları arasında yüksek rütbeli olmalıydı. Belki de gerçek gücü Fehl Prensi seviyesindeydi. Fehllerin üreme şekillerine göre, 200 yaşındaki bir Fehlin böyle bir güce ve potansiyele sahip olması iki kusursuz ebeveyn olmadan mümkün olamazdı.

 

Kilian’ın tepkisini bekleyen Jezebel gülümseyip yanıt verdi.

 

“Ben diğer fehllerden farklı doğmuşum. Annem babamdan almam gereken bütün kötü özellikleri kaldırıp onları kendi özellikleriyle değiştirmiş. Dahası Urag, Fehl Lordları arasında düşük sıralarda olsa da dölü eşsizdir ve ondan gelen çocukların potansiyeli katbekat artar.

 

Bu yüzden fehl iblisleri arasında oldukça popülerdir. En azından ben böyle duydum. Ben doğduğumda çoktan annemin tutsağıymış. Çok fazla kişiyi gücendirmiş ve onun koruması olmadan hayatta kalamazmış,” dedi Jezebel ciddiyetle. Bir fehl iblisini kalıcı olarak öldürmenin tek bir yolu vardı, onu yutmak.

 

Fehllerin vücutları yozlaşmış dra ve büyüden oluştuğundan, diğer ırkların bu ölümsüz varlıkların sonunu getirmek için kullanabilecekleri bir zaafları vardı. Ancak yalnızca fehller başka bir fehli yutmanın sonuçlarına katlanabilirdi. Fehl olmayanları delilik, ölüm veya aşırı yozlaşma bekliyordu.

 

“Ona hiç şüphe yok. Sanırım armut ağacın dibine düşmüş,” diyerek başını salladı Kilian ve gözlerini sol elindeki siyah altın saate çevirdi. Yanındaki bir tuşu çeviren Kilian gök mavisi bir ekranı aktifleştirdi, burada depolanmış aletlerin listesi vardı. Depo saatleri, Arkadya asilleri arasında oldukça yaygındı, saatin kalitesi ve depolama alanı fiyatına göre değişiyordu.

 

Kilian’ınki 15 metre küp depolayabiliyordu. İçinde çeşitli şeyler vardı ve biri de Arkadya haritasıydı. Bunu seçen Kilian haritayı çağırdı ve yerde açıverdi. Jezebel’in kanı sayesinde Kilian yalnızca dra gücünün tamamını kazanmakla kalmamış, aynı zamanda rezervini %35 artırmıştı. Fiziksel yetenekleri büyük ölçüde artmıştı.

 

Şu an Kilian 20,520 dra kullanabiliyordu, az önceki sıkıntıyı çok zorlanmadan çözebilirdi.

 

Kilian’ın üçüncü, dikey gözü koyu gri bir şekilde açıldı. Kilian bir dakika boyunca haritayı inceledi hem şu anki konumlarını hem de İmparatorluk Akademisi’ne ne kadar kaldığını buldu. Gözünü haritadan çekip Jezebel ve Lena'ya götürdü.

 

“Şimdi şöyle yapacağız. Yanıma birden fazla kişi alamadığım için, siz ikiniz önce Cehennem Ocağı’nda saklanacaksınız. Ben Erlom rıhtımına bir yarık açacağım ve oradan İmparatorluk Akademisi’ne giden bir gemiye atlayacağız,” diye açıkladı Kilian. Oraya kadar bir çizgi çekebilse de doğrudan İmparatorluk Akademisi’ne bir yarık açmak, uzay bükme radarlarını aktifleştirir ve isteyenmeyen dikkatleri üzerine çekerdi. Bu yüzden yalnızca Erlom gemileriyle gidebilirlerdi.

 

Hanımlar onaylarcasına başlarını salladılar. Ve depo saatinden yeni kıyafetler aldıktan sonra Kilian doğuya döndü. Hem Vahiy Gözü’nü hem de Büyülü Görüşü’nü sınırlarına kadar zorladıktan sonra büyük miktarda dra yandı ve Erlom’a giden yolu aydınlattı.

 

Kilian orayı net olarak görmeden ve daha önce ziyaret etmeden yarık açamazdı. 10,000 dra harcadıktan sonra yolu çizdi ve koyu gri gözü kızıla döndü.

 

“Boyutsal Yarık,” dedi Kilian ve üç metre uzunluğunda bir boşluk açıldı. Jezebel ve Lena ayaklandı, Kilian elini alınlarına koydu ve ikisini de Cehennem Ocağı’na çekti.

 

Ardından boşluğa atladı. Boşluk hemen ardından kapandı ve Erlom caddesinde yeniden açıldı. Alnına dokunan Kilian, hanımları çıkardı, ellerini bellerine attı ve iskeleye kadar koştu. Son hızda ilerleyen Kilian, yanından geçtiği herkesi havaya uçuracak kadar hızlıydı.

 

Erlom’un manzaralarına bakacak vakitleri yoktu ve Kilian tek nefeste iskeleye vardı, kalan son biletleri aldı. Çeşitli nedenlerden ötürü her zaman İmparatorluk Akademisi’ne giden birkaç asil adamı olurdu.

 

Bunlar genelde kontların çocukları olurlardı, ya hava aracı alacak paraları yoktu ya da araç kiralamak için fazla geç kalırlardı. Bu gemi akademiye vaktinde ulaşmak için son umutlarıydı. Ne yazık ki kimse bu devasa gemide yapılan duyuruya hazırlıklı değildi.

 

“Yer sıkıntılarından ötürü bilet fiyatları 2000 qraftaya çıkmıştır.” Bu sözler asil adamlarını beyinlerinden vurulmuşa çevirdi ve bir anlığına öylece kalakaldılar.

 

2,000 qrafta. O kadar paraları olsaydı, burada ne işleri olurdu?! Sırf akademiye gitmek için neden okul parasının iki katını ödeyeceklerdi?!

 

“Saçmalık, saçmalık, resmen saçmalık! Sabahtan beri 30 kişi ya aldın ya almadın! Bu kadar büyük bir gemi nasıl dolabilir? Sabahın altısından beri bekliyorum, gidiyorsun geç gelenleri alıyorsun! Bize tepeden baktığın kesin, bizden kurtulmak için fiyatları artırıyorsun!” Bir genç asil haksızlık karşısında öfkelendi.

 

Çocukluğundan yetişkinliğine kadar, İmparatorluk Akademisi sınavını geçebilmek için acı dolu eğitimlere maruz kalmıştı. Kont hanesi için 1000 qrafta az para değildi. Yine de ailesi akademiye girebilmesi için parayı ödemişti.

 

Şimdi adaya bile ulaşamadan, gemi yolunu kapatmıştı! Bunu nasıl hoşgörebilirdi? Ne yazık ki bu sözler ağzından çıkar çıkmaz gemiden bir yıldırım ışını çıktı ve alnını delip geçti.

 

Kül olmuş beyni ve yanan vücuduyla delikanlı oracıkta yere düştü ve tekrar kalkamadı.

 

Olay yerindeki bütün asillerin etekleri tutuştu.

 

Cinayet!

 

Gemi sahipleri yüz kişinin önünde bir asili öldürmüştü!

 

“Akıl almaz! Siz kim olduğunuzu sanıyorsunuz? Yabancı kontların çocuklarısınız, düşük asillersiniz ve İmparatorluk Gemisi’nin karşısında protesto edecek cesaretiniz mi var? Bize karşı ayaklanıyor musunuz? Emrimi iletin, yaratığın geçmişini onaylayın ve hanesini ihanetten soruşturun!” Gemiden genç, ezici bir ses yankılandı ve bütün asiller bir anda kaçıştı.

 

Erlom prenslikle yönetilen bir başkentti. Erlom Prenslerinin tamamı imparatorluktandı ve bu unvan bir haneden diğerine aktarılırdı, Erlom Prensleri yüzyıllar boyunca topraklarına sahip çıkmışlardır.

 

Hükümdâr von Skolların Erlom bölümünün ve İmparatorluk Akademisi’nin ortaklaşa yönettiği bu gemide basit yabancı kontların ağzını açmaya bile hakkı yoktu.

 

Ama asiller dağılırken, Kilian pelerinli Lena ve Jezebel’in yanında belirdi, doğrudan bilet gişesine yürüdü ve masaya bir sürü banknot bırakıp biletleri alıp merdivenleri çıktı. Gişenin yanında süzülen büyülü aynada 6000 qraftalık banknot parlıyordu.

 

Sessiz bir rüzgar esti ve asillerle muhafızlar yeni yolculara çeneleri düşmüş hâlde bakıp olanlara inanamadılar.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
Eyisha (196 puan) Üye
2020-06-29 23:36:13
Akademi olayı ne zaman geçti ve neden gidiyor pek hatırlamıyorum açıklayan olursa sevinirim