Beyazın Karanlığı

23 Mayıs 2020
Çeviri: .K
Düzenleme: .K
130 Görüntülenme
Bu bölümü 1 Kişi beğendi.
Cilt 1

Bitiş: Eski bir düşman

Algan, görevinin sonucunda rapor vermek için Çevrim imparatorluğunun başkentine, Far-Sania’ya geri dönmüştü. Lakin raporu, altında çalıştığı kukla imparatora değil, bu ülkeyi gölgelerden yöneten kişiye vermesi gerekiyordu, İzgi Tümzat’a…

Pek az kişi onun ismini biliyor, doğrudan altında çalışan askerler haricinde ise yalnızca birkaç kişi onunla görüşebiliyordu. Bu, Algın’ın da onu ilk kez görüşü olacaktı. Görevini aldığı zaman bile onunla değil yalnızca astının astı ile görüşebilmişti. Lakin bu sefer doğrudan huzuruna çıkacaktı. Bu yüzden şehrin metrelerce alında bulunan buluşma yerine doğru ilerliyordu. Bu yüzden bu kadar gerilmişti…

Sonunda peşindeki asker grubu ve bulduğu hazine ile kapının önüne varmıştı. Bu hazineyi İzgi’ye hediye etmeyi planlıyordu. Asıl görevinde başarısız olsa bile getirdiği hediye ile bir sorun olmamalıydı. En azından bütün umudu bu yöndeydi.

Algan, ileriye doğru adımını attığında, mızraklarını çaprazlamış olan iki muhafız ayrılıp çift kapılı kapıyı açtılar. Kapı ağır bir şekilde açılırken, kendisinden 30 metre kadar uzaktaki İzgi, tehditkâr bakışlarla kendisini süzüyordu. Algan her ne kadar bu bakışlardan korkuyor olsa da tereddüt etmeden ilerlemeyi sürdürdü ve birkaç metre önüne kadar gelip diz çöktü. “Sadık kulunuz Algan görevinden dönmüştür…”

“Görebiliyorum. Aynı yanında Rene’nin olmadığını görebildiğim gibi.”

“Bu…” Algan ilk başta mazeretlerini sıralayacak olsa da kendine hâkim oldu. Karşısındaki kadın böylesi boş şeylerle ikna edilemezdi. Elindeki tek kozu erkenden oynamak zorundaydı. “Haklısınız… Fakat kara ejderi ele geçirememiş olsak da elimiz tamamen boş gelmedik.” Avcunu sağına doğru açtığında yanındaki muhafızlardan birisi eline ipi uzattı. Algan da hazinesinin bağlı olduğu ipe asılarak öne çıkmasını sağladı.

“Khii!” Hayatta kalması için son şansı ciyakladığında Algan ecel terleri döküyordu. Ayakları ve gözleri bağlı olduğundan takılmış ve yere düşmüştü. Fakat bu hediyenin kellesini kurtaracağından emindi! Bu bile kurtaramazsa hiçbir şey kurtaramazdı!

Lakin Algan’ın bütün inancına rağmen İzgi bundan hiç etkilenmemiş gibi duruyordu. “Bu mu yani? Ben sana Rene’yi getirmeni emretmişken küçük bir kız çocuğu mu getirdin?!”

Algan korkuyla titrese de kendini toparlamaya çalıştı “B-bu yalnızca bir k-kız çocuğu değil! Lütfen daha dikkatli bakınız!” Sözleri her ne kadar küstahlık gibi görünse de İzgi bir anlığına duraksayarak kıza odaklandı. İçlerine büyü gücünü gönderdiğinde mavi gözleri bir elmas gibi ışıldamıştı. Bunu yaptığı anda da ağzı şaşkınlıkla aralandı.

İzgi bir süre önündeki kızı incelemeye devam ettikten sonra gülümsedi. “Aferin… Gerçekten de güzel bir şey getirmişsin…”

Bu, Algan’a karşı göstermiş olduğu ilk ve tek memnuniyet ifadesiydi. Lakin bu bile Algan’ın kalbinde bir şeylerin kıpırdamasına sebep olmuştu. Karşısındaki kadın her ne kadar korkutucu olsa da güzelliği su götürmez bir gerçekti. Sapsarı saçları ve gök mavisi gözleri ile bu hafif tebessüm birleşince insanı mest eden bir tablo ortaya çıkmıştı.

Fakat Algan çok uzun süre bön bön bakmış olacak ki İzgi aniden gözlerini kızdan ayırarak kendisine çevirdi. “Bir şey mi oldu?”

“Hayır… Yalnızca, hizmetim sizi memnun edebildiği için onur duydum…” Algan bariz bir şekilde yalan söylerken kalp atışlarının hızlandığını hissedebiliyordu.

“Hizmetin, Rene ile birlikte gelmiş olsaydın beni memnun edebilirdi.” Dedi İzgi temkinli bir şekilde. “Ama bu da çok kötü değil… Böylesine yoğun büyü gücüne sahip bir çocuğu bulabilmen… Belki de diğerleri kadar işe yaramaz değilsindir…”

İzgi’nin diğerlerinden kastı, Aglan’dan önce Rene’yi yakalamaya çalışan kişilerdi. Her biri başarısız olduğunda idam edildiklerinden, görev sırası kendisine geldiğinde ölümünün neredeyse kesin olduğunu sanmıştı. ‘Sanırım bir şekilde hayatta kaldım…’ böyle düşünmesine rağmen kara ejderi kovalama görevinin bir başkasına verilmesini tercih ederdi. Tabi bir tercih hakkı bulunsaydı…

İzgi bir süre daha kıza bakmayı sürdürdükten sonra tam ağzını açmıştı ki kız, cılız bir sesle konuştu. “Lütfen… Be… be… Beni…”

‘Nolursun o lanet olası sesini kes!’ Algan bağırmak istiyor olsa bile İzgi’nin karşısında böyle bir şey yapamazdı.

“Şşşşş…” İzgi nazik bir gülümseme ile kızın önüne kadar geldi ve diz çöküp parmağını dudağına koydu. Fakat gözleri bağlı olan kız irkilerek kaçmaya çalıştı ve arkasında duran askere çarpıp yüz üstü yere düştü.

“B-ben h-iç! Hiçbir şey…” Kız daha fazla konuşmadan yerde kıvrıldı ve sessizce ağlamaya başladı. Bununla birlikte İzgi’nin yüzündeki gülümseme silinmişti. Sanki kızın ağlamsını onu sinirlendirmişti.

‘Tanrım… Lütfen bu aptal kız yüzünden canımdan olmayayım!’

“Bu çocuğu ilk vaftize gönderin.” Lakin İzgi yüz ifadesinin aksine oldukça sakin bir tonda konuşarak yanındaki askere bir emir verdi. Asker de hemen başını salladı ve ileri çıkarak kızın bağlı olduğu ipleri Algan’ın elinden aldı. Daha sonra da tek bir kelime etmeden kızı sürükleyerek dışarıya çıktı.

Aslında Algan kız için birazcık üzülüyordu lakin kendi hayatını kurtarması için onu feda etmek gözünde küçük bir bedeldi. Kara ejder ve Kama’yı elinden kaçırdıktan sonra aklına gelen ilk plan kaçmaktı. Lakin İzgi’nin elinden kaçamayacağını bildiği için hemen bu plandan vaz geçmişti. Pes etmiş bir şekilde ölümüne giderken hayat onu bu hazine ile ödüllendirmişti. Sırf bir çocuk olduğu için ona acıyacak değildi!

“Şimdi…” İzgi’nin konuşması, Algan’ı irkiltmişti. Kadın tekrar tahtına oturmuş ve kibirli bir tavırla parmaklarını önünde kenetlemişti. “Bana o kız hakkında bildiğin her şeyi anlat.”

‘Kara ejderin nasıl kaçtığı hakkında değil de kızın hakkında mı konuşmak istiyor?!’ Algan buna şaşırmış olsa da emri tekrarlatmadan konuşmaya başladı. “Onu, kara ejderle karşılaştığımız yerin yakınlarında bulduk. Bu yüzden bir bağlantısı olabileceğini düşündük. Küçük bir kulübede babasıyla birlikte yaşıyordu…”

“Adı?” İzgi, ilgiyle öne eğilirken sormuştu.

Algan ilk başta cevap vermek istemedi. İsimlerin güçlerinin olduğunun bilincindeydi ve kız önemli bir kişiyse bu bilgiyi elinde tutmak istiyordu. Hatta belki bunun için yalan söyleyebilirdi bile. Lakin gözleri, İzgi’nin tehlike saçan bakışları ile kesiştiği anda bütün idaresi yok olmuştu. Ayrıca kızın kendisi bile bu bilgiyi hiç diretmeden onlara vermişti. Yani, İzgi doğrudan kıza sorsa da bu bilgiyi öğrenebilirdi.

‘Yalnızca bir isim.’ Diye düşündü Algan korkuyla. Onun hayatından daha değerli değildi sonuçta. Bu düşünce ile de kızın ismini söyledi.

“Börte…”

Çevirmen Notu

1. Kısmın sonu ve bir süreliğine ara :)


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
Redafornv2 (1262 puan) Üye
2020-05-24 00:27:27
Oooo yeni bi karakter geldi... Iste bu tam da hikayenin ihtiyaci olan bir seydi