Big Game

12 Ocak 2020
Çeviri: Labaroka
Düzenleme: Labaroka
621 Görüntülenme
Bu bölümü 5 Kişi beğendi.

Goblinlerde Fenaymış

İsyan sonlandı. Adılgard yeni evi, yani eski derebeyinin evine kondu. Bir süre rahat edeceğini düşünüyordu. Jhon'a orasının artık ikisinin evi olduğunu ve beraber yaşayacaklarını bile söyledi.


 Jhon, zaten abisini idamdan kurtardığı için fazlasıyla mutluydu. Bir de Abisinin bu sözleri abisi şehri yönetirken kendisinin de yardım edebileceği anlamdaydı. Bunu anlayan dokuz yaşında ki çocuk için sevinç çok fazlaydı. Kalbi sevincinden ötürü öyle bir attı ki, bir an kalbinin yerinden çıkacağını sandı. 


Adılgard, o gece pek bir şey yapmadı. Evde olan herkesi yolladı ve derebeyinin kafasız cesedini de birilerine gömdürdükten sonra uyudu. İsyana katılan kişiler artık Adılgard'ın dostu ve sadık askerleriydi. 


Adılgard bir sonraki gün yaptığı ilk şey, bir kaç gün önce nalburdan iki çakmak taşı almıştı. Ve nalbura sekiz bakır kalan borcunu ödemek oldu. Ardından bazı evrak işleriyle uğraştı, krallığa yeni derebeyinin bildirilmesi gerekiyordu. Krallık kendisine karşı çıkılmayacağına yemin edildiği ve vergilerini de aynen ödediği sürece. Kimin derebeyi olduğunu çok umursamadı. 


Aradan bir ay sonra. Adılgard derebeyi olduktan sonra ilk verdiği sözü sonunda tuttu. 

(Kısa bilgiler serisi: Adılgard'ın bulunduğu ülke Owlland'e göre dünyanın bir ucundaki ülke olan Ehlon ülkesidir. Adılgard bu Ehlon'un en fakir kenti olan Fuloe kentinin derebeyi olmuştur.)


Kısıtlı sayıda altın kazanan Fuloe kenti. Goblinlerin kökünü kazımak için, kenttekiler yetmezdi. Adılgard, bunun için krallıktan bir miktar altın istesede. Eline hiçbir şey geçmedi. 

Hem halkını doyuracak, hem de vergisini verecekti. Üstüne goblinleri avlamak için bir takım maceracıları da kiralamak için kendi cebinden harcama yaptı. Şehrin yirmi altın olan aylık kazancından daha fazla maliyetli oldu maceracılar. Hemde paralı askerler gibi sözde dinleyen kişiler değildi bu maceracılar. Hepsi burnunun dikine giden heriflerdi. Adılgard parasına hiç acımadan, maceracıları kiraladı. Ve büyük gün yani yarın Adılgard'ın önderliğinde maceracı takımı yola çıkacaktı ve çıktılar.


 Sayısı kırka yakın maceracı ve sayıları yirmiye yakın asker vardı. Hepsinin önünde, tek ata binen kişi olarak Adılgard duruyordu. 


**Bu maceracıların hepsine 80 altın ödedim. Krallığa vergiyi nasıl ödeyecem acaba.**


Köyün etrafında yirmiye yakın goblin kabilesi bulunuyor. Her kabilenin içinde otuz ila elli arasında goblin var. Goblinler çok güçlü bir yaratık değiller, o yüzden kabileleri tek tek avlamak sorun olmaz. Eğer kabileler bütün olursa, o zaman sıkıntı çıkabilir. Farklı kabiledeki goblinler de birbirinden pek haz etmediklerine göre bu şimdilik bu imkansız.


Adılgard ve peşindekiler, ilk kabilenin bulunduğu yere geldiler. Bu kabilenin etrafı dağlarla çevrili. Ağaçlarının sıklığı azaldığı yere de çadırlarını kurmuşlar.  Adılgard, vardığında olduğu yerde durdu. Ne bir emir verdi ne başka bir şey söyledi. Sadece bir şeyler düşünüyordu. Bu maceracıların umurunda mıydı? Pekâla değildi.  


Kırka yakın emir dinlemeyen, pis savaşan herifler. Goblinleri görünüşlerine aldırmadan hücuma geçtiler. Adılgard'ın kendi köyünden olanlar ise durdu ve sadece izlediler, belli ki onların canı da istiyordu saldırmak. Ne zamandır, bunun hayallerini kuruyorlar. Ekinleri yağmalayan yaratıkları avlamak istemekten doğal bir şey yoktu. Ne kadar isteselerde, sadece goblinlerin maceracılar tarafından pert edildiklerini, görmekle yetindiler. Derebeyleri emir vermediğinden. 


Maceracılar, resmen acımasızca bütün goblinleri katlettiler. Bu goblinler nedense hiç aman dilenmediler sadece hepsi öfkeli yüzlere sahipti. Maceracılar tarafından, bütün goblinler katliama kurban gittikten sonra çadırları yağmalamaya başladılar. Hayla emir alacak gibi durmuyorlar. 


**Bu köy de neden bu kadar az goblin var. Saldıracağımızı nasıl bildiler de uzaklaştılar. Sadece yaşlı goblinler kalmış. Savaşçı sınıfından goblinler de ortalıkta yok.** 


Adılgard askerlerin en arkasına sakladığı, küçük kardeşinin yanına gitti. Yanına varınca atından inip etrafına bakındı. Jhon abisinin ona birşey söyleyeceğini düşünüyordu. Ama yanılmış Adılgard Jhon'un yanına geldikten sonra çok sevdiği ve güvendiği bir askerin sesini bağırdı. 


''ROHANN!!''

Rohan gelir. Ve hizaya geçer.


''Evet, efendim. Ne emredersiniz?''  


O sıra maceracılar yağmalamayı bitirdi ve meraklarından Adılgard'ı izleye koyuldular.


''Sana güveniyorum. O yüzden asil bir görev vereceğim. Senden istediğim bir şey var benim atımı al. Yanına bu askerlerden birini al. Geri kalanımız da köye çekilecek . Üçüncü kabileye geldiğiniz zaman bana rapor göndermeni istiyorum. Önemli bir durum olursa da atla gelip senin rapor vermeni istiyorum.'' 


Maceracılardan biri ''Genç derebeyimiz çok korktu goblinlerden. Hahahahh''  


Bunu duyan Adılgard bu maceracıların salaklığına üzüldü ama üzülmesi çok kısa sürdü. Çünkü salak olmasalardı iyi bir yem olamazlardı. Goblinler bir şey planlıyor olması lazım, öğrenmek için iyi bir yemler. O yüzden Adılgard ses çıkarmadı.  


Emri duyan asker çoktan kafasıyla onaylamıştı bile ve yanına bir asker daha alarak. Maceracılarla beraber diğer kabileye yola koyuldu. (Askerleri kafanızda canlandırmanız için size tarif edeyim. Önceden etmediğim için özür dilerim. Floe kentinin askerleri her zaman eli kılıç tutan köylülerdir. Çok büyük vasıflara sahip değiller. Kıyafetleri olarak demir zırhları yok. Sadece deri zırh giyerler. Ve biraz da acınası görünürler. Çünkü bazılarının tuttukları kılıç bile neredeyse körelmiş vaziyette.)  


Adılgard'ın askerlerinin hoşnutsuzluğu, yüzlerinden belli oluyordu. Bazıları gerçekten Adılgard'ın goblinlerden korktuğunu bile düşündü. Ne de olsa bir çocuktu, goblin öldürdüğü söylentisi de gerçek olamazdı bu halde. Peki ya eski derebeyini nasıl öldürmüştü?


Adılgard maceracılar gözden kaybolana kadar yerinden kıpırdamadı. Sonrada morali kırılmış askerlerine bir çift söz etti. 


''O maceracıların hepsi ölecek. Sizi ölüme götürmediğim için mutlu olun. Bana inanmıyorsanız. Bunu bir kaç saat sonra kendiniz teyit edebilirsiniz.''


Adılgard ve John en önde yola koyuldular geriye kalanlar takip etti. Kent girişine geldiklerinde Adılgard daha fazla ilerlemedi ve herkese dağılabileceğini söyledi. Adılgard kent girişinin önüne, tahta bir sandalye çekip oturdu. John abisine bir şeyler söyledi.


''Abi, neyi bekliyoruz?''


''Bir kaç saate ilk haberci gelecek. Onu bekliyorum bir kaç saat ardından da Rohan gelecek. Tabi ölmezse.'' 


''Cidden kırk tane maceracıyı goblinler öldürebilecek mi? Abi'' 


''Goblinler zeki yaratık değildir. Ama bir plan yapmışa benziyorlar. Bizim önceden geleceğimizi nasıl öğrendikleri hakkında da bir fikrim yok.''

 

John hiç bir şey anlamadı. Abisi goblinlerin onların geldiğini anladığını nasıl anlamıştı? Tuhaf.

Abisine kafa yormaması gerektiğini düşündü ve bir köylüden sandalye rica ederek. Abisinin yanına oturup bekledi. 


Adılgard'ın tahmin ettiği gibi olmuştu. İlk haberci koşarak geldi (Aceleci ve telaşlı bir tavırla değil)  ve söyledikleri. 


''Saygı değer derebeyim. Anlatmam gerekenler, maceracılar ilk kabileye ne yaptıysalar ikinci ve üçüncü kabileye de aynısını yaptılar.'' 


''Peki ya sayıları ne kadardı?'' 


''İlk kabileden daha azdı.''


''Hıh. Tam tahmin ettiğim gibi.''  


**Yaşlı goblinler, bizi  tuzağa düşürmek için bırakılmış. İlk kabile bize yakın olan, geride çok fazla kişi bırakmışlar. Ama bizden uzaklaştıkça yemleri o kadar fazla olmasına gerek yok. Bir yerde bize pusu kuruyorlar.**


''Asker dağılabilirsin. Ben Rohan'ı bekleyeceğim.'' 


''Emredersiniz.''


Adılgard biraz kardeşiyle konuştu. Biraz yürüdü. Biraz da Orthrus'la muhabbet etti.


**Sana bir isim vermeyi hiç düşünmedim. Birden aklıma geldi, şimdi ne dersin bu işe Orthrus.**


**Bir ismim var.** 


**Hadi ya. Neymiş bu isim.**


Orthrus bir şeyler söyledi. Ama Adılgard duyamadı. Sebebi de karşıdan onlara doğru bir at geliyor olmasıydı.


Atın hali perişandı. Kapkara islerle kaplanmıştı her yeri, üstündeki Rohan ise daha kötü haldeydi. Yüzü kan revan içerisinde kalmış. Kahverengi saçları çamura bulanmış, kollarından aşağı damla damla kan sızar halde. Kale girişine geldi. 


Adılgard yutkundu. Goblinler ne yapmış olabilir de. Adamı bu halde geri gelmişti.


''Hemen eczacıyı çağırın!!'' ''Hemen!'' 


 Ağzından kan tükürerek konuştu. ''Efendim. Goblinlere saldıramazsınız. Çok güçlüler. öhöhü''


Rohan'ın atın yularından tutan eli hissizleşti. Başı dönen Rohan atından düştü ve yere omuz üstü çakıldı. 


Adılgard sinirlendi, oysaki en iyi at sürebilen adamını göndermişti. Oradan kaçabilecek tek kişi bile bu halde karşışında yığılmıştı. Ne yapacağını bilemedi. 


Eczacı hızlı adımlara, küçük beyaz çantasıyla olay yerine geldi. İlk iş Rohan'ı baktı. İnceledi önce nabzını kontrol etti, göz bebeklerine baktı, eliyle bütün vücudu yokladı. Tek ciddi  yarası, attan düştüğü için çıkan omzu idi. Derebeyine, hemen tedavi edilirse yaşayabileceğini belirtti. Derebeyi de onayladıktan sonra. Rohan'ın düzgün taşınmasını ve eczanesine götürülmesini sağladı. Ve oradan Rohan'la beraber ayrıldı. 


Adılgard sinirden yerinde duramaz oldu, hem en güvendiği askeri perişan hale gelmiş. Hemde goblinler düşündüğünden daha dişli çıkmıştı. 


**Adılgard, izin ver beraber yok edelim.**


**Orthrus bilincimi ele geçirmek çok istiyorsun. Farkındayım sırası değil.** 


**Adılgard sayemde bir sınıf kazandın. Seviye atladın daha fazlasını nasıl istemezsin?** 


Adılgard tek seferde iki seviye birden atladığını hatırlayınca, dürtüleri onu ele geçirmeye başladı. Yavaşça bilinci kapandı. 


Bilinç Orhtrustaydı. İlk iş boynunu kütleten Orthrus, goblinlerin mana izlerine takip etmeye yöneldi. Ama ileriye doğru bir adım atamadığını da farketti. Bedeni onu dinlemiyor. Peki kimi dinliyordu.  


**Her zaman sen mi beni kandıracaksın?** 


Adılgard, bilerek bilincini Orthurus'a bıraktığı gibi geri aldı. Bu sefer de Orthurus kandırıldığı için sinirliydi. 


**Kendi bedenimi ve arzularımı ben yönetirim. Benim yapabildiklerimin daha iyisini yapabilmek dışında vasıfsızsın!!**  


**Hahah.** Orthrus gülmekle yetindi. 


Adılgard statlarının yeni haline göz attı.


--- Lvl: 4  Exp:%22.00  Sınıf: SORCERER 

 İsim: Adılgard  Soyisim: Lostwind

Yetenekler: Elemental Top Sv1. Galeyan Sv1. Kısa kılıç ustası Sv1. Algı(Sezgi) Sv1. 

Bıçak Suikasti Sv1.  Vücut Efsunlama Sv1. Zihin okuma Sv0. Dönüşüm Sv0. Canavar çağırma Sv0.



İstediğiniz Stata dağıtılabilir +4 puanınız mevcut. (Dağıtmamıştır.)


 Güç: 9                 

 Beceri: 11

 Dayanıklılık: 15

 Bilgelik: 9

 Zeka: 10

 Karizma: 13

 Şans:14   ---  


**Şans statını hayla çözemedim. Neden artmıyor ki.**

(Kısa bilgi serisi: Sorcerer ve Wizard arasında ki fark. Biri kanında ki manayla sınırlı sayıda büyü yapabiliyor diğeri ise sınırlı manasıyla öğrenebildiği her büyüyü yapabiliyor.)


Adılgard Rohanın ayılmasını bekledi. 

Bir kaç gün sonra Rohan. Hayla yatağından çıkamasa da  az çok konuşabilir hale geldi.


Rohan'ın uyandığını duyan Adılgard sağ arkasında kardeşiyle birlikte odaya girdi. Oda iyi ışıklandırılmış ve temizdi. 


''Rohan, bana gördüklerini anlatabilir misin?''


''Efendim. Maceracılara ve bana ne olduğundan tam emin değilim. Ama işin arkasında bir goblin olduğunu biliyorum.''


''Rohan, bana vakit kaybettirme.'' 


''Macerıcaların arkasından sizin atınızla ilerliyordum. Maceracıların hepsi ya şarkı söylüyordu yada birbirlerine vurarak şakalaşıyorlardı. Bir düzenleri yoktu. Bu şekilde beşinci kabilenin orman yolunu katediyorduk. Sonra şey oldu. Koskocaman bir alev topu, o top, o alev topu sanki cehennemin içinden geliyordu. Cehennemm!'' derin derin nefes alır. Göz bebekleri kocaman olmuştur. 


Eski anıları hatırlayan Rohann bir anlığına kendini kaybetti.

Bir kaç dakika boş gözlerle bakakaldı. Adılgard'ın eliyle dürtmesinden kendine geldiğinde konuşmaya devam etti.


''O alev topu bir çok maceracıyı kızarttı. Şuna hepsinin öldüğünü yada yaşadığından emin değilim. Alev topunu ilk gördüğüm an atınız irkildiğinden, yalpalanıp yere düştüm. Düştüğüm gibi kalkmam bir oldu ve tekrardan ata atlayıp, son sürat buraya geldim. Oradan ayrılmadan hemen önce bir kezliğine arkama bakmıştım. Ve gördüğüm normal bir goblinden kısa olan ve iğrenç bir sıfata sahip bir goblin vardı. Elinde ağaç dalına benzeyen bir şey tuttuğunu gördüm.''


Adılgard'ın suratı ekşidi. Karşılarında çok güçlü bir büyücü bir goblin bulunuyordu. Eğer bu kadar güçlüyseler bu kentin onun karşışında pek şansı kalmaz. Ama hayla neden saldırmıyor. Bir kaç tane alev topu kenti yok etmek için yeterli olabilmeli. Bunun üzerine düşündü. 


Çevirmen Notu

Bundan sonra yeni bölümleri pazar günleri yükleyeceğim. Bölümü beğenmeniz beni daha motive eder. Şimdiden beğenen herkese teşekkürler. 

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
LepiFro (1409 puan) Üye
2020-02-14 20:54:53
Keşke yeni bölüm gelse :/
Labaroka (37 puan) Üye
2020-02-14 21:10:45
@LepiFro, bir mezun olarak yks hazırlanıyorum. Bilgisayar başına geçecek vaktim olsa yazarım. Vaktim yok günde 7 8 net çalışma sürem olduğundan gün içi pek halim kalmıyor.
Labaroka (37 puan) Üye
2020-02-14 21:11:13
@LepiFro, Ama yazın gelicek hemde seriye baştan basliyacam daha detaylı
LepiFro (1409 puan) Üye
2020-02-16 17:41:43
@Labaroka, Fazla detay yazmana gerek yok bence ama yeniden başlayabilirsin :)
Nyselmech (1327 puan) Üye
2020-02-07 15:50:39
bölüm başlığındaki de ayrı olacak
Labaroka (37 puan) Üye
2020-02-07 16:47:28
@Nyselmech, Başlık olduğundan birleşik.
Nyselmech (1327 puan) Üye
2020-02-08 15:07:53
@Labaroka, tdk'de öyle bir şey olduğunu sanmıyorum, bir küçük bir büyük güzel durmayacağını düşünüyorsan 'de' yerine 'bile' kullanabilirsin
Veli09az (1211 puan) Üye
2020-01-20 23:27:07
Dostum serin güzel ilerliyor böyle devam et
Labaroka (37 puan) Üye
2020-01-21 08:57:10
@Veli09az, teşekkürler
LepiFro (1409 puan) Üye
2020-01-13 13:52:38
Acaba oyuncular goblin ırkıylada mı başladılar oyuna 🤔 Farklı ırklardan oyuncular güzel olabilir :) Eline Sağlık
Labaroka (37 puan) Üye
2020-01-12 21:07:08
Yorum yazmayı unutmayın. :-)