Big Game

27 Aralık 2019
Çeviri: Labaroka
Düzenleme: Labaroka
455 Görüntülenme
Bu bölümü 4 Kişi beğendi.

İki Seviye Birden

**Oyunun sırrı Dreamde'ki. Acaba burda da geçerli mi? Denemekten zarar gelir mi?** 


Dream'de oyunun sırrı denilen şey. Sadece bir kaç bin kişinin bildiği bir şeydir. 

Bu bilginin az biliniyor sebebi ise kişiye özel bir güç olmasıdır. Her kişi, tamamen farklı yeteneklerle ödüllendirilir. Bu sırrı, bilen hiç kimse nasıl işlediğini bilmiyor. Bu bir oyun bug'ı mı yoksa bilerek mi konulan birşey bilinmiyor. Söylentiler hariç 


Sırrı öğrenmek için gerçekleşmesi gereken tek şey çaresizlik. Bu çaresizlikle, oyun kurallarına karşı konulduğun da ortaya şahane bir güç çıkıyor. 


Adılgard, bir gün Dream'de karşı koyması güç bir zindana adımını atmıştı. İşte o gün kendisi dahil, bütün arkadaşları ilk defa kaybedeceklerdi. Karşılarında en nadir ejderha olan. Bilge ejder vardı. Bu efsanevi canavar, Dream'deki en güçlü canavarlar sınıfında onuncu sırada bulunuyordu. 


Adılgard ve takımının henüz hazır olmadığı bir yaratığa karşı kaybetmeleri çok doğal bir sonuçtu. Ne yazık ki kaybeden taraf ejderin ta kendisi oldu. Bununla beraber Adılgard bütün takım arkadaşlarını defalarca katletti. Bu yüzden korkuyorlar. İşin en can alıcı tarafı Adılgard'ın kendisi olayı böyle hatırlamaması. Hatırladığı, bütün arkadaşlarını başarıyla bir şehre ışınladığı ve ejderi elemental top yağmuruna tuttuğuydu. Kısmen doğru.   


Adılgard'ın yeteneği, duyguları bedenini esir aldığında devreye giren bir yetenekti.

Adılgard'a Orthrus denmesinin asıl sebebi buydu. Bir gün önce tanıdıkları oyuncu ile o gün tanıdıkları kişi tamamen farklı olabilmesine olanak tanıdı bu yetenek.  Adılgard'ın zihnin de, başka bir insan daha yatıyordu. Adılgard'a kişiliği benzemesine rağmen çok daha güçlü, zeki ve yetenekliydi. Adılgard'ın bildiği büyüleri ustaca kullanabiliyor hatta koca bir ejderi tek yetenekle yenebiliyordu. Bu kişinin yapabildikleri bu kadarla sınırlı da değildi. Oyunun kuralarını çiğneyebilmesi de onu daha tehlikeli yapıyor.

---


Adılgard oyunun kurallarınına karşı çıkamaz. Ama o pekâla çıkabilirdi. Kurallar ona işlemez, istediğini gerçekleştirirdi. Adılgard bazenleri, oyunun dışında bile içinde ki diğer kişinin onla konuştuğunu düşünüyordu. Zihninin oyunumuydu yoksa gerçekmiydi bunu bilemezdi.

Eğer bu adamı burdada kullanabilirse istediklerini başarabilirdi. Fakat ne zaman onu kullansa bilinci kontrölden çıkıyor, zarar vermemesi gereken kişilere zarar veriyordu. Şuan çaresizlik içerisin de olduğu için aklına başka bir çözüm gelmedi akşama kadar bekleyecek ve eğer kurtulamaz ise kendi yetenekleriyle kaçacaktı buradan. Elemental top yeteneğiyle kaçacak.

Bundan adı kadar emindi.


Adılgard bunları yaşarken başka yerlerde 


Alice Anderson çoktan prensle evlendi ve ülkenin yönetiminde söz payı aldı. Hem ülkeyi yönetiyor hemde gizlice bazı büyücülerden eski sınıfı necromancer'lığı öğreniyordu. Şimdilik kurban olarak bütün bir şehri kullanmayı planlıyor.  

--

Garfield Bloke ise çoktan 3.level olmuş bir maceracı. Maceracı loncası tarafından takılan takma ismi ''Azimli Velet'' . Çok çok fazla canavar öldürüyor, zayıf canavarlara resmen bir soykırım yapıyordu. 

--

Adamın biri yüzüne sert bir tekme yedi. Belli ki adam tekmeden önce de baya bi dövülmüş. Ağzı yüzü kan içerisinde, bir gözü morarmıştı. Tekmeyi atan kişi daha fazla beklemeden dirseğiyle adamın çenesine geçirdi. Adamın muhtemelen çenesi kırıldı yada çatladı. Bu kişi adamı biraz daha dövdü, sonra,  eliyle boğazını sarıldı ve Takım elbiseli bu kişi bir soru sordu. 


''Sana, dün paramı vereceksin demedim mi? Nerede lan benim 50 altınım.'' Bunu söyledikten sonra adamın boğazını bırakır.


Adam çok fazla dayak yemişti. Nefes nefeseydi, zar zor konuşabilir bir durumdaydı. 


''Si (nefes boşlukları) ze dün de söy le dim. Pa ra ya yar ın el ime geçe cek.'' 


''Umarım yarın eline 60 altın geçer yoksa öldün sen.'' Takım elbiseli adam yani Muhammet bunları dedikten sonra oradan ayrıldı.


Muhammet'de aynı Garfield ve Alice gibi Owllande oyuna başlamıştı. Karekteri çok saygın bir mafya ailesinin en büyük oğlu idi. Babası da çok fazla yaşlıydı genel olarak işleri ona bırakıyordu. Muhammette bunu fırsat bilerek. Babasını öldürdü ve tüm yetkinliklerini ve sahip olduğu şeylere kondu. 

--

Vlademir Cetroviç ise şu anda. Çok az kişiye çıkan nadir ırklardan birine sahip, bir elf olarak oyuna başladı. Ne yazık ki oyunda bir elf de olsan insan zihnine sahipsin. İlk başlarda elf kızlarına dikkat etmeyen Vlademir, çok kısa bir sürede kendisini 2. seviyeye çıkardı. Elflerin herşeye yatkınlığı vardır. Vlademir bu yatkınlıkların arasından ranger'lığı seçmişti. Ana silahları bir yay ve iki kısa kılıçtı.  Oyunda bir kaç altın kazandıktan hemen sonra, bu paralarını dişi elfler ve biraya harcamaya başlayan Vlademir için, bu oyun çok rahattı. 

--


Şuana kadar hiç bir oyuncu ölümle yüzyüze gelmedi henüz başlangıçtı sonuçta. Acaba ilki Adılgard'mı olacak?

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Adılgard kilitli hücrede, soğuk taşların üstüne oturmuş, iki de bir kafasını arkasındaki duvara yavaşça vuruyor. Böyle zamanın geçmesini ve akşam olmasını bekleyip durdu. 


Hücrenin içinde gün ışığının vurduğu bölmeden artık ışık azalmıştı. Adılgardın zihninden sadece John'un başarmısını diliyordu. 


Aradan bir yarım saat geçmiş artık içeriye hiç bir ışık vurmaz olmuştu. O sırada zihinin derinliklerinden bir ses geldi. 


**Adılgard, kapıyı açmamı ister misin?** 


Adılgard çaresiz zamanlarında her zaman bu sesi duyardı. 


**Hayır henüz değil. Rahat dur.** 


Adılgard iradesiyle sesi bastırdı. Ve bir kaç saat daha bekledi. Hayla gelen giden yoktu. Sabahı beklemek istemedi. Ve ayağa kalktı. 


**Bir Orthrus olarak. Sana sesleniyorum diğer benliğim. Sıkıldım burada beklemekten bana kapıyı açmama yardım et.**  


**Bende bunu bekliyordum Adılgard. Tek yapman gereken eski yeteneklerini kullanmak. Sen her zaman bir elemantalistsin. Hangi oyun olduğunun bir önemi var mı? Sadece kapıyı yok etmeyi hayal et.**  

 

Adılgard sorgusuz sualsiz denileni yaptı. Dream'deyken kullandığı yetenekleri hatırladı. Ve hepsini bir bir kafasından geçirdi. Bir elini göğüs hizasına kaldırdı diğerini, sıkıp yumruk yaparak hızlıca ileri uzattı. Ama bir şey gerçekleşmedi. 


**İstersen ben yapayım.** 


**Sen başarabilecek isen. Bende başarabilirim.**  


Aynı şeyi bütün zihnini toparlayarak hayal etti ve hareketi tekrarladı yine bir şey olmadı. Onu izleyen gardiyan gülmeye başladı. 


''Haahha. NE yapacaksın demir parmaklıkları yumruğunla mı kıracaksın? Hahha''


Adılgard gardiyanı önemsememiş gibi yapsada, gururu kırılmıştı. Bu yüzden sinirlendi, bunun bir oyun olduğunu hatırlattı kendine. Özel bir gücü olmak zorundaydı. Bu kadar çabuk ölemeyeceğini kendisine hatırlattı. 


Haraketi tekrarladı. Bir şey gerçekleşti Adılgard'ın elinde çok küçük bir top belirdi baş parmağının boyunda bir çapa sahipti. Küçüktü ama içinde çok fazla element içeriyordu. Ateş, buz, toprak ve elektrikten oluşan bir toptu. Bunu gören gardiyan birden geri çekildi. Ama Adılgard bu oluşan element topunu ileriye fırlatamadı. Muhtemelen yeterli manası ve özgüveni yoktu.


Işık geçiren bölmeden ışık gelmeyi bırakmıştı ama artık sesler geliyordu. Ayak sesleri, birbirine vuran çanların sesleri geliyor ve bazı konuşmalar. 


''Goblinler tarafından ölmek istemiyoruz. Kıtlık yaşamak istemiyoruz!!!''

''Goblinlere karşı koyanı öldürmenize izin vermeyeceğiz!!''

Adılgard bu olaya çok sevindi, eğer köylüler ayaklandıysa. İki muhafız ve geriye kalan askerler onları durduramazdı, sadece yapabilecekleri köylülerin istediklerini vermek olacak. 


Sesleri duyan ve zaten Adılgard'dan korkan gardiyan oradan uzaklaştı.

 

Adılgard tek yapması gerekenin beklemek olduğunu farketmişti ki zihnini diğer yarısı ele geçirdi. Bilinci kapandı.


**Hah uzun zamandır, beden kullanmıyorum.** Orthrus boynunu ve ellerini kütlettikten sonra, Adılgard'ın yaptığı büyünün daha güçlüsünü yaparak önündeki üç parmaklığı yok etti. 

Parmaklıklar eridi. Ve Orthrusa yeni bir yol açtı. 


Orthrus Adılgard'ın kalbinin derinliklerinden istediği şeyleri gerçekleştirecekti sadece. Şuan böyle bir karar almıştı. O yüzden hücreden çıktı ve derebeyini aramaya koyuldu. Derebeyinin bulunduğu evde karmaşa hakimdi. Herkes korkuyordu. Orthrus on dakika kadar sonra Derebeyinin odasını buldu ve içeriye girdi. 


''Hey, sen zindandan nasıl çıktın.'' 


Boynunu tekrar kütleten Orthrus. Derebeyinin tepki vermesine izin vermedi. Buz elementini kullanarak Derebeyine saldırdı. 

Soğuk bütün odayı kapladı. Korkudan yerinde titreyen derebeyi ise artık titremiyı bıraktı. Ve yere yığıldı. Büyü bütün kafasını ve boynunu dondurmuştu. 


Orthrus donmuş kafanın boynunu kırdı ve aldı. 


Orthrus kendine baktı, bu vücut çok yorulmuş,  zorlamıştı bu zayıf vücudu o yüzden bilinci tekrardan Adılgard'a bıraktı. 


**Haaa. Lan ne ara öldürdün derebeyini, neyse şuanlık başka bir şey yapmış gibi görünmüyor.** 


Donmuş kafayı tutan elleri, soğuk kesmesine rağmen Adılgard kafayı bırakmadı. Derebeyinin belinden kısa kılıcı aldı ve yoluna koyuldu. 


İsyan başlamış olsa bile henüz çatışma çıkmamış. Sözcüyle konuşuyorlardı. Hiç kimse ne Adılgard'ın kaçtığını ne derebeyinin öldüğünün farkındaydılar. 

Dışardaki köylüler Adılgard serbest kalsın diye bağırıyorlar. Başka bir şey istemediklerini de belirttiler.  


Adılgard evin dışına çıktı. Sözcüyü görebiliyordu. Bütün köylüleride. Yeni derebeyi olmak istediği için sözcüyü öldürmesi gerekiyordu yada öldürülmesi. Evin biraz ilerisinde toplanan köylülerin karşısında. Sözcü ve derebeyinin iki muhafızı vardı. Adılgard onlara doğru bağırdı. 


''Beni kimse öldüremez.'' Derebeyinin cansız başını yukarı doğru kaldırdı ve onlara doğru fırlattı. 


''Dostlarım. Öldürün sözcüyü ve muhafızı.'' 25 yakın köylü derebeyinin kellesini görünce galayena geldiler. Ellerinde ki tırpan vesaireyle saldırdılar. Adılgard'ın arkasında ise evin içinde bulunan askerler çoktan ona doğru yola koyuldular. Sonunda beş asker Adılgard'a doğru geldi. 


**Fear Aktifleş** ''Kılıcı elinde olan herkesi öldüreceğimi bilin.'' 


3 asker Adılgard'ın yeteneği sayesinde kılıçlarını yere atıp, kaçarak oradan uzaklaştılar. 

Geriye sadece iki asker kaldı. Muhafızlar bir çok köylüyü öldürselerde, sayı üstünlüğüne karşı koyamadılar. Vahşileşmiş bu grup sözcü ve muhafızın canını aldı. Sözcü canını vermeden hemen önce. Öfkeli gözlerini Adılgard'a dikti ve işaret parmağıyla Adılgard'ı işaret ederek, ağzından bir kaç lanetli söz çıktı. Bu sözler o kadar sessiz söylenmiştiki. Etrafta kargaşa olmasa bile duyulamazdı.


Adılgard kısa kılıcı elindeyken geriye kalan iki askere doğru yavaşça yürüdü. Askerlerden biri hızlı davrandı ve Adılgardın kellesine kendi kılıcını yöneltti. Tek hamlede olayı bitireceğini düşünür ve kılıcını savurur. Adılgard olacak olayı çok iyi bildiğinden, daha önceden kardeşine hazırlattığı toprak dolu keseyi birden ağzı açık bir şekilde, askerlerin gözlerine doğru fırlattı. Adılgard gözünü kapadı. Ama iki asker hazırlıksız yakalandılar. Bir kaç saniye sonra gözünü açan Adılgard. İki askerden ona yakın olanın kalbine kılıcını saplayıverdi. Güçsüz bedeni göğse saplanan kılıcı hızlıca çıkaramayacağını bildiğinden onla vakit kaybetmeden, ayağıyla geriye doğru yavaşça savrulan bedeni tekmesiyle itti. Böylece ilk ölen asker kılıcını yere düşürmüş oldu. Adılgard kılıcı yerden aldığında diğer askerinde artık gözünden toprak çıkmıştı.

**Fear aktifleş.** ''Ölmek istemiyorsan kılıcını ÇABUK! yere bırak.'' İlk başta Fear'a direnen asker dibindeki diğer askerin kalbine saplanmış bıçağında etkisiyle kendi kılıcını yere attı. Ardından arkasına bakmadan oradan uzaklaştı.


Adılgard'ın beş askerden birini öldürüp diğerlerini kaçırdığını gören isyancılar. Savaş naraları attılar. Güçlü bir insana herkes saygı gösterirdi. Hele işe yaramaz bir derebeyinin kafasını alan bir kişiyse bu kişi.


Adılgard isyancıların önüne geldi ve kendini konuşmaya hazırladı.


''Eveeeet!!.......... Zafer mazlumundur. Bundan sonra ne gobline yem olacaksınız ne de kış kıtlığına hiiaa'' 


''Yeni derebeyiniz olarak. Bütün goblinleri, buradan süreceğime and içiyorum.''


Altı üstü yirmi beş köylüydü. Ama sevinç sesleri köyde geriye kalan herkesin duyabileceği bir şekilde çıkmıştı.

-----------------------------

Sistem Bildirisi

--Galeyan yeteneği açıldı. Tebrikler.--

--Başarıyla derebeyi oldunuz. Tebrikler. Artık 2. seviyesiniz.--

--Ünvanınız ''Derebeyi'' olmuştur. Tebrikler.-- 

--Level atladığınız için bütün statlarınıza +2 puan kazandırdınız. İstediğiniz herhangi bir stata +2 puan ekleyebilirsiniz.-- 

--Elemental Top'u birden fazla şekilde başarılı kullandınız. 3.Seviyeye çıktınız. Tebrikler.--

--Yeni sınıf açıldı. Bir sorcerer'sınız. Tebrikler.-- 

--Level atladığınız için bütün statlarınıza +2 puan kazandırdınız. İstediğiniz herhangi bir stata +2 puan ekleyebilirsiniz.--




Çevirmen Notu

Cumartesinin bölümü. Tavsiyelerinizi, önerilerinizi ve eleştirilerinizi bekliyorum. Haftaya bölüm olmayabilir, çünkü bu hafta zaten iki bölüm yüklendi. Ama gelebilir belli olmaz bana.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
Hezqi (2 puan) Üye
2019-12-29 04:41:49
Kardeşim yazı dilini ilk bölümlere göre o kadar düzeltmişsin ki cidden tebrikler, konuda güzel gidiyor başarılarının devamını dilerim
Labaroka (36 puan) Üye
2019-12-29 14:26:01
@Hezqi, Teşekkürler.
LepiFro (1408 puan) Üye
2019-12-28 07:22:25
Artık derebeyi olduğuna göre çok işi zorlansın biraz :)
Labaroka (36 puan) Üye
2019-12-29 16:51:40
@LepiFro, Zorlanmak mı? Adılgard zorlandığı zaman kaçar bırakır derebeyliği. :D
LepiFro (1408 puan) Üye
2019-12-28 06:47:57
Kraall erken atmış yeni bölümü ヽ(͡◕ ͜ʖ ͡◕)ノ Güzel bir güne başladım
voidex (28 puan) Üye
2019-12-27 17:21:59
Çok iyi bölümdü teşekkürler
Labaroka (36 puan) Üye
2019-12-27 19:30:15
@voidex, Bölümü beğendiysen.Bölüm beğeni tuşuna basabilirsin. Bu beni çok mutlu eder
Labaroka (36 puan) Üye
2019-12-27 16:26:22
Bölümün ne kadar beğendiğinizi, ne kadar iyi olduğunu da yorumlarda belirtin lütfen.