Bir İblis Lordunun Hikayesi: Zindanlar, Canavar Kızlar ve İç Isıtan Bir Mutluluk

18 Mayıs 2020
Çeviri: zibillionbytes
Düzenleme: Residenttt
1468 Görüntülenme
Bu bölümü 35 Kişi beğendi.
Cilt 11

Yan Hikaye: Hatıralar

Tam olarak ne zaman benlik kazandığını bilmiyordu. Dürtüye benzeyen hiçbir şeyi de hatırlamıyordu. Bildiği tek şey, bir gün benlik algısıyla uyandığıydı. Bilinci öylece var olmaya başlamıştı ve çevresini algılayabilme yeteneği kazanmıştı.

 

Bir yanı, doğumundan ışığı görememesinden kaynaklanıyordu. İlk hissettiği şey, bir öfke ve kin fırtınasıydı. Zihni, şiddeti, yıkıcı duyguları betimleyen çığlıklarla dolmuştu. Öyle gürültülü, öyle dehşetliydi ki, onu çıldırtmaya çalışıyorlarmış gibi hissetmişti.

 

Şiddet akıntısından ona saldıran her bir ses, kin, nefret ve tarif edilemeyecek kadar korkunç bir gazapla doluydu. Kötücül çığlıklar, yeni oluşmuş iradesini ezip yutmakla tehdit ediyorlardı.

 

Sesini yükseltmeye çalıştı ve çılgınlığa karşı koymak istedi, ama bulanık duygu akıntısı çok güçlüydü. Çok geçmeden, ona yenik düşmüştü.

 

Akıntı onu yutmuştu.

 

Yardım aramanın bir işe yaramayacağını biliyordu. Çığlıklar, daha önce hiç olmadığı kadar yüksek haykırdı. Umutsuz yardım ricaları bir yana, kimse sesini bile duymuyordu.

 

Direnmeye imkanı yoktu.

 

Yardım eden olmadığı sürece, o da çığlık denizinin dibine batacaktı. Bilinci, bir şer tabakasının altına gizlenmişti.

 

Efendisi olarak bildiği, onu kullanan kişi, zihninin içinde yankılanan şiddetli çığlıkları duymuştu. Ama ona, bu öfke akıntısından kurtuluşu bahşetmek yerine, tam tersini yapmıştı. Bunu keyifle kabul etmişti. Doğduğu kılıcı daha çok nefretle, şiddetle ve umutsuzlukla kullandı--zaten dibinde yatan durdurulamayan kasveti daha da yoğunlaştıran duygular.

 

Tuzağa düşmüştü. Büyüyen girdaptan kaçamıyordu. Bir anlık bir avuntu hissini bile tadamamıştı.

 

Negatiflik, hatırlayabildiği kadar uzun süredir onu yemişti.

 

O ve çamurlu akıntının birleşmeye başladığı ana kadar.

 

Duyguları erimeye başlamış ve akıntıdan kaynaklanan hisleri yavaş yavaş kaybolmaya başlamıştı.

 

***

 

Doğuşundan bu güne ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu. Bilemezdi de. İradesi, zihninin derinliklerinde esip gürleyen kötücül fırtına tarafından özümsenmişti ve benliği, bir gün aniden beliren benlik algısı, yıkımın eşiğine ulaşmıştı.

 

Bildiği tek şey, bir kez daha el değiştirdiği, efendisinin bilmem kaçıncı kez değişmiş olduğuydu. Ama bunun bir anlamı yoktu. Hiçbir şey değişmeyecekti. Hiçbir şey farklı olmayacaktı. İçindeki çamurlu akıntı, yakıp yıkmaya ve önüne gelen her şeyi tüketmeye devam edecekti.

 

Çünkü hep böyle olmuştu...

 

Girdabın efendisinin iradesini yutacağını ve zihninde yankılanan şiddetli çığlıklardan biri haline getireceğini, efendisinin bilincini kısa süre içinde çalacağını biliyordu.

 

Çünkü bu her zaman olan şeydi.

 

Tekrar tekrar, onu kullananlar fesatlığa düşüyordu. Sebep oldukları çığlıklardan her zaman zevk alıyorlar ve yavaş yavaş, salt hayvanlara, kurtuluştan uzak psikopatik canavarlara bozularak dönüşüyorlardı. Sonra ölürlerdi. Ve bozulmuş zihinleri, girdaba karışırdı.

 

Bu kurala uymayan bazı istisnalar olmuştu.

 

Zihninde başından beri delilik bulunan kullanıcıların beyinleri, içindeki keder ve umutsuzluk tarafından yıkanamamıştı. Ama durum ne olursa olsun, koşullardan bağımsız bir şekilde, kullanıcıları tek bir ortak özellik taşıyorlardı. Hiçbir efendisi iyi biri değildi.

 

Kimisi kendi gücünden zehirlenmiş, kendi kudretlerinden sarhoş olmuştu. Daha fazla güç elde etme için onu isteyen olan aptallardı.

 

Diğerleri kan arzuluyor ve sadece onun akışını görmek istiyorlardı. Ve aradıkları şey de, nerede olursa olsun bir çatışmaydı...

 

Hiçbir efendisi iyi biri değildi.

 

İşte bu yüzden, yeni efendisinin de farklı olmayacağını farz etmişti.

 

Ve işte bu yüzden gözlerini hep yavaş yavaş kapamaya çalışıyordu. Zihninin hiçbir zaman gerçekten itaat etmediği umutsuzluğa teslim olmak istiyordu. Böylece bir daha hasla acı çekmeyecekti.

 

Ama sonra bir değişim meydana geldi. Son efendisi, önceki kullanıcıların sahip olamadığı bir eğilimi olduğunu göstermişti. Zihnini karartan çamurlu duygular tarafından yutulmamıştı. Ve o, girdabı boyun eğdirmeye yetecek kadar büyük bir güce sahipti.

 

Hareketlerinin eşi benzeri görülmemişti.

 

Onun önündeki herkes seslere dönüşüyorlardı. Zihinleri akıntıya karışıyor ve çıldırana kadar bozuluyorlardı. Ve sonra kaçınılmaz sonlarıyla karşılaşıyorlardı.

 

Ama o şahsen yutulmuş olsa bile, yeni efendisi etkilenmemişti.

 

Derinlerindeki öfke ve kinin bu kadar kolay bir şekilde tutulabiliyor olduğunu görünce, hayatında ilk defa pozitif bir duygu hissetmişti.

 

Bir tatmin duygusunun izleri.

 

O gün, asla unutmayacağı sözler söylemişti.

 

“Artık benimsiniz. Hepiniz. Diğer eşyalarımdan farklı değilsiniz, o yüzden öyle davranın. Çenenizi kapayın ve sizi kullanmama izin verin. Bunu yaparsanız sizi yeniden canlandırıp hepinizi boktan üzüntünüzden kurtaracağım.”

 

Sözleri, sonsuza dek kalbine kazınmıştı.

 

***

 

Yeni kazandığı form sonucunda ilk tecrübe ettiği his kafa karışıklığı olmuştu, hemen ardından bastırılamayan neşenin takip ettiği bir kafa karışıklığı. Hissettiği keyif öyle güçlüydü ki, duygu, varlığının her bir yapı taşında yankılanıyordu. Ve tüm bu mutluluğu tek bir olayın sonucunda ortaya çıkmıştı: acı çekmesine neden olan akıntının, karşı koymakta zorlandığı dayanılmaz kötülüğün kaybolması.

 

Tüm sesler kaybolmuştu. Formu değişince onlar da kaybolmuştu. Böylece, sonunda serbest kaldılar ve öteki dünyaya olan yolculuklarına çıktılar.

 

Ait oldukları yere.

 

Ya da en azından öyle olduğunu tahmin etmişti.

 

Efendisinin içine akıttığı güç öyle kudretli ve sıcaktı ki, cennete gitmiş ve sıcaklığıyla sarmalanmış gibi hissediyordu. Sanki güçlü bir rahatlık ve güvenlik hissiyle kuşatılmış gibi hissediyordu.

 

Bir kerecik bile olsa, bir silah olarak kullanılmayı umursamayacakmış gibi hissediyordu. Yeni efendisinin elinde, artık görevini ve varoluş nedenini reddetmek zorunda kalmayacaktı. Artık kendinden nefret etmek zorunda değildi. Artık kendi varlığına ağlamayacaktı.

 

Bunları düşündükçe öyle mutlu olmuştu ki, neşe içinde titremişti.

 

***

 

Bir gün, aklına bir fikir geldi. Efendisi acayip birisiydi.

 

Her ne kadar diğerlerinin hayatlarını almak için kullanılan bir araçtan başka bir şey olmasa da, efendisi hala ona, normalde sadece yaşayan şeylere davranılacak şekilde, haysiyetle yaklaşıyordu. Onunla konuşuyor ve ona her zaman özenle bakıyordu.

 

Ve bu sadece bir başlangıçtı. Efendisinin yaptığı en önemli, onu en çok mutlu eden şey, formu değiştikten kısa süre sonra yaptığı bir şeydi. Ona bir isim vermişti.

 

Ona aldığı ilk şeyi vermişti, başkalarından çalmadığı ilk şeydi bu.

 

Bunu fark edince kalbi asla kaybolmayacağını bildiği bir neşeyle dolmuştu.

 

Ondan öncekilerin aksine, efendisi sadece kendini korumak için onu savuruyordu. Ve böylece, şuna karar verdi. Efendisinin istekleri, onun istekleriydi. Ve tamamlanana kadar görevlerini yapacaktı. Efendisinin isteklerini gerçekleştirmek onu öyle güçlü bir keyifle dolduruyordu ki, neredeyse tabiatı gereği şehvet duygusu gibiydi.

 

Efendisiyle tanışması, ona bir sürü yeni tecrübe etmesini sağlamıştı. Ve duygular.

 

Umut.

 

Neşe.

 

Rahatlık.

 

Ve anlayamadığı, ona acı getiren ve karşılığında neşe veren, güçlü bir duygu. Efendisinin elinden ayrıldığında yalnızlık hissetmesine sebep olan bir duygu. Ve buna rağmen, yalnız bırakılmaktan dolayı korku hissetse bile, efendisinin onu kullanacağı zamanlar arasındaki boşlukları dolduran yalnızlık hissine bile minnettarlık duyuyordu.

 

“Sende bir şeyler biraz farklı görünüyor.”

“Gerçekten mi?” diye yanıtladı.

“Seni her zaman bu kadar kolay duyabiliyor muydum...?”

“Sanırım...”

 

Belirgin bir farklılık hissetmiyordu. Düşüncelerinin daha açık olduğunu söyleyebilirdi, ama temel olarak baktığında, yeni formuna kavuştuğundan bugüne bir kere bile değişmemişti.

 

Efendim. Seni koruyacağım. Sahip olduğum her şeyle. Diye düşündü.

 

Bu zamana kadar bir sürü kişinin ölümüne sebep olmak için kullanılmıştı. Bu yüzden, taşıdığı tek arzusunun çok fazla olabileceğini biliyordu. Ama yine de elinde olmadan dileğinin kabul edileceğini ümit ediyordu.

 

Çünkü tek istediği, sonsuza kadar efendisinin yanında kalmaktı.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
Pika-sama (98 puan) Üye
2022-02-08 09:05:40
Kılıcın bile dramatik bir hayatı var
İners (132 puan) Üye
2021-07-14 17:11:32
Çeviri ve edit için teşekkürler
Damocles (222 puan) Üye
2020-08-10 18:21:54
Çeviri için teşekkürler elinize sağlık.
DasanDra (148 puan) Üye
2020-07-27 15:48:39
Bölüm için teşekkürler elinize sağlık
STERBEN (225 puan) Üye
2020-05-23 18:53:30
Çeviri için teşekkürler.
Farazgul (7 puan) Üye
2020-05-19 22:24:26
Çeviri için teşekkürler.
Sadecesama (301 puan) Üye
2020-05-19 16:54:41
Çeviri için teşekkürlerr ^
Sadecesama (301 puan) Üye
2020-05-19 16:54:13
Hadi ama.. sende mi fos çıktın yaa. Lütfen insan şekli alabilcek bi mertebeye gelme. Kız çıktığını görmek istemiyorum..
ASİLZADE (3982 puan) Üye
2020-05-19 04:41:47
Kız çıkacak diyenler yorumumu +1 lesin
Ker!m (339 puan) Üye
2020-05-18 21:46:57
Çeviri ve edit için teşekkürler.
maahhaam (4749 puan) Üye
2020-05-18 19:47:45
Çeviri için teşekkürler
DeliDana (2871 puan) Üye
2020-05-18 15:17:56
Bölüm için teșekkürler.