Bir İblis Lordunun Hikayesi: Zindanlar, Canavar Kızlar ve İç Isıtan Bir Mutluluk

03 Haziran 2020
Çeviri: zibillionbytes
Düzenleme: Residenttt
1286 Görüntülenme
Bu bölümü 39 Kişi beğendi.
Cilt 12

İblis Diyarının Efendisi - Kısım 2

“Sembol mü?”

“Aynen öyle!” dedi iblis kralı. “Benimle müttefik olan hiçbir hayvansının ya da yarı insanın yapamayacağı şeyi yapmanı istiyorum senden. Gücümüzün, şeytani gücümüzün bir sembolü haline gelmeni istiyorum. Seni bir örnek olarak kullanmak ve diğer iblislere ideallerimdeki kuvvetli inancı göstermek istiyorum.”

 

Ah, ne olduğunu anladım.

 

“Pekala... aslında demek istediğin, sen arkada bir sürü şeyleri hallederken, benim önde bir aldatmaca olmamı istiyorsun?”

“Kesinlikle! Anlayacağını biliyordum.”

 

Hay sıçayım. Bu ahlaksız orospu çocuğu az önce düpedüz beni kullanmak istediğini itiraf etmişti.

 

“Fanatiklerin kurduğumuz yeni, güçlü ittifakı öğrenmesi, onların hareketlerimize karşı daha dikkatli olmasına sebep olacak. Senin buralarda olman, hareketlerini daha kolay öngörülebilir yapar. Hatta harekete geçmek için daha çok zamana ihtiyaçları olacaktır. Ve daha çok zamanımız olursa, daha çok kart oynayabilirim.” dedi Phynar. “Bir başka deyişle, elimi daha rahat oynamam ve düşmanlarımı köşeye sıkıştırmam için dikkatlerini çekmeni istiyorum.”

“Evet, öyle bir şey olduğunu anladım zaten.”

 

İblis kralının müttefiklerimden biri olmamın halka açıklanması, karşı partinin merağını çekecek sağlam bir yöntemdi. Aşağı yukarı yoktan var olduğum düşünüldüğünde, kökenimin ne olduğunu kesinlikle araştırırlardı, ve bir gözlerini benim üzerimde tutmak için değerli iş güçlerini harcarlardı. İblis diyarının efendisi hakkında pek bir şey bilmiyordum, ama bildiğim az miktar, durumdan kazanacağı avantajı kullanıp rakiplerinin planlarına çomak sokabileceğini tamamen anlayabilmeme yetiyordu.

 

“Pekala, istediklerin hakkında genel bir fikrim oluştuğundan eminim. Ama açıkçası kendi aranızdaki bu iç savaş hiç umurumda değil.” Bilerek, acımasız bir gülümseme takınmıştım. “Kimin kazandığı umurumda değil. Kaç kişinin öleceğini de cidden umursamıyorum. Sayılar bana sayıdan başka bir şey ifade etmiyor. Ve kimin öldüğünü de umursamadığımı söylemeliyim. Hiç umurumda olmayan bir şey için bu kadar tehlikeli bir şeyin içine dalmayacağım. Ve eminim bunu çoktan biliyorsundur. Peki, gevezeliği kesip, bunun benim ayıracağım zaman değmesi için ne planladığını anlatacak mısın?”

 

Fanatiklerin düşmanım olduğu kesindi. Ama bu, iblis kralını otomatikman benim müttefikim yapmazdı. Onunla birlikte çalışmak zorunda değildim; onun yardımı olmadan da fanatikleri kolayca ezebilirdim. Ve tekrar söylemeliyim, onların gerçekten düşmanım olduğunu ve bana yalan söylenmediğimi farz ettiğimizde durum böyle.

 

“N-ne, s---” ajanın çenesi şaşkınlıktan açık kalmıştı. Şikayetini dile getirmek için ağzını açtıysa da, devam edemeden araya girilmişti.

“Haloria? Sessizlik lütfen.” Patronu ona göz korkutucu bir gülümseme fırlatmış ve çenesini anında kapattırmıştı. Ona olan saygısından dolayı, Haloria birkaç adım geri bile atmıştı.

 

“Harcadığın zamanın karşılığını vermeye hazırım tabii ki, dostum.” dedi iblis kralı, her zamanki ürkütücü tacizci gülüşüyle. “Müttefiklerimi iş ortağım olarak görürüm. Birlikte çalışmakla iş ortaklığı arasında hiçbir fark yok, ve iş ortaklığı sadece dahil olan herkese yarar sağladığı sürece var olur.”

“İyi.” dedim. “Peki bana detaylar hakkında bir şeyler anlatmaya ne dersin? Benim için tam olarak ne hazırladın?”

“Aslında birkaç şey var.” diye kıkırdadı kral. “İlki, tabii ki bilgi. Ortak düşmanımızla ilgili sana güncellemeler göndermeye devam edeceğiz.”

“Peki, ahh, o kadarını anladık.”

 

Baştan beri iblis diyarına gelmiş olmamın tek sebebi, bana bilgi vaat edilmiş olmasıydı. Onu göndermemek mantıklı olmazdı zaten.

 

“Sunacağım ikinci şey, özellikle ilgileneceğini düşündüğüm bir şey.” dedi. “Aile durumun hakkında çok şey duydum, ve karın, kızların ve hizmetçilerinle birlikte iblis diyarında bir gezintiyle ilgili olacağınla ilgili kulağıma bir şeyler çalındı.”

“Evet, ne olmuş ona?”

“Eğer bana yardımcı olursan, otoritemi kullanarak sana iblis diyarından fazlası için giriş imkanı sağlayabilirim. Yarı insanlar ve hayvansılarla senin lehine konuşur ve sadece bölgelerine girme izni dışında, normal turistlerin bile girmesine izin verilmeyen yerlere giriş izni alabilirsin. Örneğin, kutsal kabul edilen bölgeler. Normalde buralar yasak bölge kabul edilir, ama eminim ki söyleyeceğim birkaç büyülü kelime, oralara girebilmekten dahasını sana sağlayacaktır. Ve hatta diğer ırklardan bazı yüksek makamlardan birileriyle seni tanıştırabilirim, istersen.”

“N-n-ne!?”

 

L-lanet olsun, bu piç ne istediğimi tam olarak biliyor!

 

“Hatta iblis dünyasının ilgi çekici yerleriyle ilgili sana tonla bilgi bile verebilirim. İblis ırkları bana tamamen saygı duymasa da, tahtın meşru varisi hala benim. Tahtın benden önceki sahibi, yerine benim geçmemi istedi, ve bu yüzden senin çoğu yere girebilmeni sağlama hakkım var. Ve hepsi bu değil.”

 

Taktisyenin saldırısı ustacaydı. Sözlerini anlamlı kılmak için neremden vuracağını iyi biliyordu.

 

“Konuşmaya devam et. Elinde başka neler var?”

“Anladığım kadarıyla labirentler, onları farklı farklı şeylerle besledikçe gelişiyor, ve bir iblis lordu olarak, zindanının gelişmesini görmekten keyif alacağından eminim.” dedi. “Labirentin için istediğin her formda besin sağlayabilirim. Eğer mümkünse insanlarımı kurbanlık koyuna çevirmekten kaçınmak isterim, ama ısrar edersen de benim için uygundur.”

“Aynen, hayır. Kurban gibi şeyler hakkında ben de pek hevesli biri değilim.” dedim. Ölümün zindana tecrübe puanı kazandırdığı doğruydu, ama böyle bir şey benim için biraz fazla kötücül gelmişti. “Onun yerine paraya ne dersin?”

“Para mı? Harika bir öneri! Bu halletmekte zorlanmayacağımız türden bir mal.”

“Ah, şunu da söyleyeyim, sizin yerel para biriminizden falan istemiyorum. Doğası gereği değerli olan şeylerden istiyorum.”

“Tabii ki. Bir oda dolusu altın, gümüş ve diğer değerli şeylere ne dersin?”

“Tamamdır.”

“Bir bakalım... başka ne vardı...?  Ah, tabii ya! Kadınlara ne dersin?”

“Yok. Ben almayayım.”

“Gerçekten mi? Senin işin... erbabı olduğunu duydum.”

“Aynen, bu yanlış. Bu sadece bir yanlış anlaşılma.”

 

Yani, kendimi birazcık kaybetmiş olabilirim, ama erkekler böyledir işte. Kesinlikle benim hatam değildi. Kesinlikle. Ayrıca, bunu kabul etmek, hemen şuracıkta kendimi öldürmemden farksızdı. Doğranmış bir ceset olarak reenkarne olmayla hiç ilgilenmiyorum.

 

Gerçi Lefi, tam olarak köpekgiller sınıfına girmiyor olsa da, olağanüstü bir burna sahipti. Ne kadar saklamaya uğraşırsam uğraşayım, aldattığımı kesinlikle anlardı.

 

“Pekala, durum buysa, kadınlar yerine daha çok değerli eşyaya ne dersin?”

 

Teklifini sessizce düşünerek bir süre geçirdim. Benim için hiçbir açıdan sıkıntılı gibi görünmediği için, aşağı yukarı kabul etmek üzereydim. Muhtemelen fanatikler parmaklarını kaldırdıkları anda canlarına okuyacaktım zaten. İblis kralının teklifi, bu sorunu geç halletmektense erkenden halletmem için bir de üzerine bonus ekliyordu. Reddetmek için cidden bir sebep yoktu.

 

Tabii ki, bana ihanet etme ihtimali her zaman vardı. Ünvanları, hainlik yapmaya yatkın olmasıyla alakalı bilmem gereken her şeyi söylüyordu; Sinsi Komplocu şeklinde yaftalanmış birine güvenmemem gerektiğini iyi biliyordum. Ama şeyyy... aynen, tavşan deliğine öylece dalacak değildim. Şimdiden onun neyin peşinde olduğunu anlamaya çalışmanın sonsuz bir baş ağrısına sebep olacağını söyleyebilirim. Bir şey diyeyim mi? Siktir et. Bir şey olursa, onunla olduğu zaman ilgilenirim. Eğer bana sırt çevirirse, bana ait olanı güç kullanarak alırım.

 

Her ne kadar hakkımı almak için şiddete başvurmaya şimdiden hazır olsam da, taktiksel dehasıyla bilinen birini kendime düşman yapmaya pek de niyetim yoktu. Peşinde olduğu şeyleri anlamak gibi, çevirdiği dolaplarla uğraşmak da kulağa, uğraştırıcı bir başka tavşan deliği gibi gelmişti.

 

Son endişem, rakiplerimin aslında ne kadar güçlü olduğunu bilmiyor olmamdı. Statlarım bayağı yüksekti. Düşmanlarımın çoğunu sorunsuz bir şekilde dümdüz edeceğimden bayağı emindim. Ama her zaman Uğursuz Orman’ın derinliklerindeki kadar güçlü canavarlar gibi birileriyle karşılaşmamın ihtimali vardı.

 

Dahası, Beyinsiz Efendi gibi, ben de yaşayan bir şeydim. Beni öldürmek için doğrudan benimle yüzleşmeleri ve kaba kuvvet kullanmalarına gerek yoktu. Doğuştan gelen zayıflıklarımı kullanarak hala öldürülebilirdim. Yine de, bu bile bir miktar güce gereksinim duyuyordu. Başkente gelirken karşılaştığımız eşkıyalar kadar zayıflarsa ne yaptıklarının pek bir önemi yoktu.

 

Bir şey diyeyim mi? Muhtemelen, her savaştan önce Leila’yla konuştuğumdan emin olmalıyım. Bana verdikleri bütün bilgiyi ona anlatarak, olası riskleri azaltma konusunda uzun, güzel konuşmalar yapabiliriz. Aynen, bu gayet iyi bir fikir.

 

Ah, ve iyi fikirlerden bahsetmişken, buradayken, insan şehrinde taktığım maskeyi taksam iyi olur. Eğer fanatik parti bunca zaman o maskeyi takan kişinin ben olduğumu çoktan anladıysa, onu takmak gereksiz olurdu, ama eğer anlamadılarsa, onlarla biraz oynayabilirdim. Ah, bir dakika. Daha da iyisi, yeni bir maske alacağım. Anlayıp anlamadıklarını öğrenme zahmetinden beni kurtarır bu. Elimde başka bir maske yoktu, ama kendime biraz keçe bulabilirsem, kendime uçarken bir tane yapabilirim. Silah Dönüştürme sonuçta bayaaaağı kullanışlı. Oh, ve muhtemelen karakter sayfamı çabucak değiştirsem iyi olacak. Pekala, kendime ne isim versem? Wye’yi çoktan kullandım, o yüzden onu kullanamam. Heh. Bu bayağı eğlenceli olacak. İblis diyarında ortalığı karıştıran gizemli maskeli adam olma zamanı! Söylentileri duymak için sabırsızlanıyorum. Herkes muhtemelen, “O bir kuş!”, “O bir uçak!”, “Bir dakika, bu da kim lan!?” falan diyecektir. Of dostum, bu harika olacak.

 

“Ah, tabii.” İblis kralına bakarken gözlerimi kısmıştım. “Sana sormak istediğim bir şey var. Alshir’de olan bütün kargaşanın sorumlusu sen misin?”

“Hayır! Ben değilim!” Her şeyi gerçekmişçesine, neşeli bir tonda konuşurken açıklamıştı. “Planlarım, ondan çok daha fazla üzerine düşünülmüş olur. Eğer sorumlu ben olsaydım, muhtemelen başından beri bir şeylerin olduğunu anlayamazdım.”

 

Vay be. Bu bayağı sağlam bir özgüven. İstemeden kendimi gülümsemeye zorladım.

 

“Pekâlâ. Bilmek istediklerim bu kadardı.” dedim. “Muhtemelen hizmetçime danışmam gerekeceği için, cevabımı hemen veremem, ama en azından şimdilik işlerin olumlu olduğunu söyleyebilirim.”

“Bu harika!” dedi Phynar. “Bunu değerlendirmen gerçeği bile, seni buraya davet etmemizin çabaya ve yatırıma çoktan değdiği anlamına geliyor.”

“Değerlendirmem çoktan buna değdi mi? Sanırım bu, gerçekten de kafanda bir iki yedek plan olduğu anlamına geliyor ha?”

“Tabii ki, ama senin işbirliğin beni bir sürü sorundan kurtaracak.”

 

Evet, onu anladım. Tek plana güvenmek, kulağa bayağı berbat bir fikirmiş gibi geliyor. Özellikle çalışacağından emin olmadığından bile emin olamadığın bir şeyse. Beklenmedik haller için bir şey düşünmedilerse, kimse hiçbir şeyi halledemezdi.

 

“O zaman cevabını yarın almayı umuyorum. Bu gece sana iblis diyarının en iyi yiyeceklerinin bazılarını sunacağım. İyi uykular Yuki.” diye kıkırdadı kral. “Seninle çalışmayı dört gözle bekliyorum.”

“Pekala, gitmeden önce bir şey söylemem gerek. Bana şöyle sırıtmayı kes. Deli gibi ürkütücü ve tüylerimi diken diken ediyor.”

“Aaaaaaa. Nasıl bu kadar kaba olursun? Sana olan ilgimi göstermeye çalıştığımı göremiyor musun?”

“İlgin mi? Dostum, iğrenç! Ne saçmalıyorsun!? Hadi ama dostum, en azından bunu arkadaşlıkta falan keselim!” Bunları söylerkem yüzüm iğrenmiş bir hal almıştı. “Zaten senin gibi kötücül biriyle arkadaş olmaya gerçekten niyetim de yok ya... Bana göre, biz sadece birlikte çalışıyoruz. Ve, hepsi bu.”

“Tamam Yuki, anlıyorum.” dedi gülümseyerek. “Ööff, çok utangaçsın.”

“AZ ÖNCE SANA TAM OLARAK BUNU KESMENİ SÖYLEMEDİM!”

 

Elimde olmadan donumu parçalayıp götüme tecavüz edecekmiş gibi hissettiğim için, götümü korkuyla sıkarken bağırmıştım. Ve bu bağırış son sözüm olmuş, iblis diyarının kralıyla olan görüşmem sonunda bitmişti.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
LeopardA4 (30 puan) Üye
2021-05-16 18:27:53
İblis kralı dio'nun sesiyle okuyan tek ben miyim?Roswall gibi akıl oyunları yapacak gibi duruyor ayrıca.
Shin (95 puan) Üye
2021-04-20 21:25:44
Çeviri ve edit için teşekkürler.
DasanDra (148 puan) Üye
2020-07-28 00:25:51
Bölüm için teşekkürler
STERBEN (225 puan) Üye
2020-06-24 06:23:22
Çeviri için teşekkürler
DeliDana (2871 puan) Üye
2020-06-04 01:42:37
Çeviri ve edit için teșekkürler
DeliDana (2871 puan) Üye
2020-06-04 01:42:03
maahhaam (4749 puan) Üye
2020-06-04 12:39:47
ASİLZADE (3982 puan) Üye
2020-06-05 01:13:07
@DeliDana, başka bir yerde türkçesi daha ileride olan bir yer varmı yoksa ingilizcesini filanmı okudunuz ?
DeliDana (2871 puan) Üye
2020-06-05 10:21:25
@ASİLZADE, Yok malesef. Sadece burası çeviriyor.
maahhaam (4749 puan) Üye
2020-06-03 20:49:08
Çeviri için teşekkürler
ASİLZADE (3982 puan) Üye
2020-06-03 19:31:29
Bu 151.cild 11. Bölüm müş duyduk duymadık demeyin 10. Cildden ne ara 151.cilde geçtik aklım almıyor, çok geride kalmışım ben ,sanırım daha önceden bütün cildleri yayınladılar kaçırmışım ben, ah yazık bana 😂 141 cildi nereden okuyup yetişeceğim şimdi 😫. (Not: yaptığınız yanlışlarda yorumlarda dalga geçmekten bazen zevk alıyorum k.b 😂 çünkü eğlenceli ve hoşuma gidiyor.) Aklıma bir fikir geldi bana özel unvan verin joker diye rozet kısmımda yazsın 👍
Residenttt (54059 puan) Yönetici
2020-06-03 22:12:44
@ASİLZADE, Aynen, ufak bi karışıklık olmuş :D
ASİLZADE (3982 puan) Üye
2020-06-03 19:21:26
Bu işlerin altından kesin bi bokluk çıkacak %200 garanti gözüm pek tutmadı bu kralı, en iyisi bencede leillaya sormak olurdu
enryuuu (1507 puan) Üye
2020-06-03 17:07:01
Bence iblis kralı kız. Çünkü kız olduğu bilinirse daha az destekçisi olur
ASİLZADE (3982 puan) Üye
2020-06-03 19:19:19
@enryuuu, ilk başta bende öyle düşündüm ama bilemiyorum ufak bir ihtimal belki🤔
Kunai 52 (151 puan) Üye
2020-06-03 15:28:19
Çeviri ve edit için teşekkürler.
ASİLZADE (3982 puan) Üye
2020-06-03 14:46:16
Cilt ile bölümü karıştırmışınız uyarayım teşekkürler. Ceza olarak 10 bölüm gönderin 😂 bölüm 11 cilt 151 yazmışınız.