Bir İblis Lordunun Hikayesi: Zindanlar, Canavar Kızlar ve İç Isıtan Bir Mutluluk

01 Ağustos 2020
Çeviri: zibillionbytes
Düzenleme: Residenttt
137 Görüntülenme
Bu bölümü 16 Kişi beğendi.
Cilt 17

Güven, Zamanla Kazanılan Bir Değerdir

“Tanrı aşkına, siz ikiniz ne düşünüyordunuz...?” Saçmalıklarımızdan bıktığı belli olan yaşlı başkan, derin, bitkin bir şekilde iç çekmişti. “Herkesin kahramanı muhafız karakoluna götürüldüğünden, oraya koşturmam gerektiğine inanamıyorum...”

“G-gerçekten üzgünüm Bay Başkan.” Nell özür dilerken başını utanç içinde eğmişti.

“Eeeeeeeevet... Kusura bakma. Daha dikkatli olmamız gerekirdi.” Aynı şekilde, ben de gözlerimi aynı duyguyla kaçırdım.

“İkinizin bayağı iyi geçindiğini ve birbirinizin yanındayken cıvıtmaktan çok eğlendiğinizi anlıyorum.” Konuştuğu ilk kişi Nell’di. “Ama bu, rolünü tamamen bırakman anlamına gelmez. Sen bir halka mal olmuş birisisin. İnsanlar, yanında nasıl davrandığına göre seni yargılayacaklardır.”

“Biliyorum... Hata yapmama izin vermemem gerekirdi. Daha fazla sorun yaratmamaya çalışacağım.”

 

Başkan cevaptan tatmin olmuş bir şekilde başıyla onayladıktan sonra bana döndü.

 

“Sana gelince Sör Yuki,... Senden daha gözlemci istiyorum. Biz insanlar garip, sosyal yaratıklarız ve her şeyin yeri ve zamanı olduğuna çok inanıyor olsak da halka açık alanda çılgınca şeyler yapmak kabul edilebilir olarak görmeyiz. Nell’i eşin olarak almayı gerçekten istiyorsan, o zaman insan normları üzerine çalışmanı ve en azından taklit etmeye çalışman senin için en iyisi olur.” Bir anlığına durakladıktan sonra daha kısık bir sesle konuşmasına devam etti. “...Bir iblis lorduna adetlerimizi öğretme düşüncesi çok saçma geliyor. Böyle bir şeyi yapmayı hayal ettiğimi bile söyleyemem.”

“Şeyyyy, tabii, deneyeceğim.” Dedim isteksizce. Sözlerine öyle şaşırmıştım ki, başka hiçbir şey söyleyememiştim. A-ama ben önceden insandım... Kuralları kesinlikle anlıyorum... Ya da en azından anladığımı sanıyorum...

 

Şu anki durumun sebebi, kutsal kılıcın sahibiyle oynadığım ebelemece oyunuydu. Muhafızlar, etrafımızda bir duvar örerek oyunumuzu yarıda kesmişlerdi. Yani, daha çok sadece benim etrafıma. Ama her neyse.

 

Bana yüksek seviye bir tehditmişim muamelesi yaptılar ve silahlarını bana doğrultarak beni kelepçelediler ve beni götürdükten sonra Nell’e karakola kadar eşlik ettiler. Görünüşe göre, tutuklanmanın sebebi, birkaç kişinin bizi görmüş olmasıydı. Durumu hemen yerel polis kuvvetlerine haber vermişler ve onlara, kahramanın şüpheli görünen bir yozlaşmışı şehirde kovaladığını söylemişler.

 

Nell’in, onların hayatını kurtaran kahramanın hatalı olduğu ve kılıcını çekmiş olmasının tek sebebinin aşırı duygu yükü olabileceği akıllarının ucundan bile geçmemişti. Aynı şekilde hisseden muhafızlar da yozlaşmışı tutuklamayı seçmişlerdi, çünkü yapılacak en doğal şey buydu. Pekâlâ her şeyden önce, ne demek yozlaşmış!? Bu çok kaba! Beni tanımıyorlar bile!

 

Mantıklı düşünebilme yetisini kazanır kazanmaz, Nell durumu anlatmaya çalışmıştı ve yanlış anlaşılmayı çözmeyi başarabilmişti. Ama yine de beni öylece bırakamazlardı. Kurallar, olaya karışmamış birinin benim için kefil olması gerektiğini belirtiyordu. Bu arada, tüm bu kimlik işi bana, Japonya’nın böyle durumları nasıl hallettiğini hatırlatmıştı. Polis, gerçekten kim olduğunuzu bilene kadar sizi bırakamazdı ve kimliklerin sahtesi kolaylıkla yapılabildiğinden, her zaman tanıdığınız biriyle konuşma yöntemine müracaat ederlerdi.

 

Başkandan yardım istemek zorunda kalmamızın sebebi, kimlik sorunuydu. Ve açıkçası, onun için gerçekten kötü hissediyordum. Başına hem aptalca hem de kaçınılabilen bir şey yüzünden bir ton dert açmıştık. Yani, şu an bir bakın. Mutlu görünmediği kadar yorgun görünüyor.

 

Yaşlı adam, sanki sırada bekliyormuş gibi iç çekti.

 

“Ama şimdi muhafızlar kim olduğunu biliyor.” Bana daha çok ders vermek yerine, başka bir soruna geçmişti. “Bu bir sorun olacak mı? Tüm olay, kimliğini gizli tutman değil miydi?”

“Yok yok, gerek yok. Bunun üzerine biraz düşündüm ve açıkçası, yüzümü gizli tutmanın gerçekten bir anlamı yok. Gerçi, yine de kimsenin benim bir iblis lordu olduğumu bulmadığından emin olacağım.” Herhangi bir sızıntıdan endişeli değilim. Ayrıca, stat sayfamı, insan olduğumu belirten başka bir sayfayla değiştirdim bile.

 

Yüzümü dünyaya göstermek, başından beri yapmak zorunda kalacağımı bildiğim bir şeydi. Bu kaçınılmazdı. Eğer kahraman kadar önemli biriyle evleneceksem, kesinlikle kim olduğu belli olmayan biri olarak kalamazdım. Bu yüzden, zamanı gelince maskemi çıkarıp atmayı planlıyordum zaten. Sadece... böyle değil. Ama, her neyse.

 

Mevcut durumda benim fikrimin pek alakalı olmadığını biliyordum ama, her halükârda, adımı şimdiden yeterince duyurmuş gibi hissediyordum. Yani Wye, başkent istilası olayının çözülmesi için çalışmış gizemli maskeli adam, maskesiz bile olsa konuşulmaya değecek kadar saygınlık kazanmıştı. Özellikle, kahramanla evleneceği için. Böylece, aksi durumda ona yüklenecek baskının bir kısmını azaltmayı umuyordum. Yani, azaltmalı. Maskenin çıkması, kim olduğumu çözmeye çalışmaya başlamaları için onları yeterince teşvik edecek bir şey olmalı, yani böylece rastgele ipucu kovalama kısmını tamamen atlayabilirlerdi... Kısacası, kendimi yem olarak kullanıyordum. Hadi millet, bu gerçekten de yüksek kaliteli, iblis lordu seviyesi bir yem. Tek yapmanız gereken yemi yutmak.

 

“Sanırım niyetin buysa sorun değil. Ama tekrar sormam gerek. Gerçekten bunun sorun olmayacağından gerçekten emin misin? İnsanların senin bir iblis lordu olduğunu öğrendikleri an, senin yardımından müteşekkir olmayı kesecekler ve Nell’e de halkına ihanet etmiş bir sürgün kahraman olarak lanet edecekler. İnsan toplumundan dışlanacak ve bir daha geri dönmesine asla izin verilmeyecek.”

“Sorun değil, Sör Raylow.” dedi Nell. “Eğer bu olursa, sadece Yuki’ye taşınırım.”

 

Onu rahatlatmak için ağzımı açmak istemiştim ki, Nell araya girmişti.

 

“Allysia’nın hizmetine kendini adamış bir adam olarak, bu olasılıktan kaçınmayı çok daha tercih ederim.” dedi. “Ama sanırım yapabileceğimiz bir şey yok, çoktan kararını verdiğini görebiliyorum.”

“Verdim, ama yine de kalabildiğim kadar uzun süre bir kahraman olarak kalmak istiyorum.” dedi. “Ama bir gün, onunla gideceğim. Bu aptal, zalim adamla yaşamaya başlayacak ve tüm salakça şakalarıyla uğraşacağım.”

“Şey... Nell, bak, hala bana kızgın olduğunu biliyorum, ama sözde iltifatları hakaretlerle değiştirmek bizi bir noktaya götürmez.”

“Hiç de kızgın değilim.” diye ofladı. “Senin aksine ben, kin tutmayacak kadar olgunum.”

“Pekâlâ, şey... o zaman neden dirseğini kaburgalarıma batırıyorsun? Çünkü bana mı öyle geliyor emin değilim ama, söylediğin şeyle yaptıkların arasında küüüüüçücük bir çelişki var gibi hissediyorum.” dedim dikkatli, agresifleştirmemeye çalışan bir şekilde.

“Bu açık bir şekilde senin hayal gücün.”

 

Ah, evet. Açık bir şekilde. Hayal gücüm. Bu sadece bir hayalet ağrı ve ben sadece halüsinasyon görüyorum. Sanırım dokunma hissim bozulmuş falan olmalı. Evet, ondan. Saldırısı, öyle nokta atışıydı ki, bir şekilde savunmamı aşmayı başarmış ve gerçekten acıtmıştı. Ve bayağı da acıtmıştı.

 

Palavralarını, tuhaf bir şekilde gülerek geçiştirdikten sonra başkana geri döndüm.

 

“Her neyse, bulunmayacağımdan eminim ve kendi tabağıma pislemeye niyetim olmadığımdan, merak etme. Tüm bu insan olayını yalayıp yuttum. Hatta, öyle insan gibi davranacağım ki, diğer insanlar daha fazla insan olmak için beni taklit etmeye başlayacaklar.”

“...Neden bahsettiğin hakkında hiçbir fikrim yok, ama emin misin? Kendine güveninin birazcık... Temelsiz olduğundan şüphelenmeye başlıyorum.”

“Bu sadece, sonunda onu anlamaya başladığınız anlamına geliyor.” dedi Nell.

 

Vay be... Ben de bana güvendiklerini düşünüyordum. Yoksa bu sadece beni hep boş boş takılırken gördükleri için mi? Evet, muhtemelen öyle. Yani, hatalı olduklarını söyleyemem. Eşeğin kuyruğunu tam tutturmaya yetecek kadar kanıtları var. [1] Ama yemin ederim, benim hatam değil. Sadece biz iblis lortları böyleyizdir. Pekâlâ, biraz sakinleşip bana yüklenmemeye ne dersiniz?

Çevirmen Notu

[1] Eşeğin kuyruğunu tutturma oyunu, iğneli bir eşek kuyruğunu, gözler kapalı bir şekilde, mümkün olduğunca eşeğin kuyruğunun normalde bulunduğu yere yakın batırmaya dayalı bir oyun.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
maahhaam (4401 puan) Üye
2020-08-10 13:01:46
Çeviri için teşekkürler
darkrai (67 puan) Üye
2020-08-05 16:16:50
bölüm için teşekkürler
bcennet11 (39 puan) Üye
2020-08-02 03:08:56
Boş ama peki
Ulaş (1348 puan) Üye
2020-08-02 00:06:00
Yazar cidden hikayeyi boş yere uzatıyor. Neyse ellerinize sağlık
ASİLZADE (3496 puan) Üye
2020-08-01 22:46:55
Boş bölümlerde çeviri için teşekkürler yazacam banada kendi rütbelerimden verirsiniz artık 😃
DasanDra (129 puan) Üye
2020-08-01 23:10:43
@ASİLZADE, Rütbesiz 🎉 (Hiç boş yorumunu görmedim 😐😁) ... Bu sitede okuduğun güzel bir seri varsa tavsiye eder misin?🙂
ASİLZADE (3496 puan) Üye
2020-08-02 18:20:21
@DasanDra, solo levelingin noveli vardı eskiden o güzeldi , overlord var tahminimce okuyorsundur... Yeni seriler var onlara bakmaya zamanım olmadı bakınca haber edeyim 👍 teşekkürler
ASİLZADE (3496 puan) Üye
2020-08-01 22:45:40
Seride gördüğüm en boş bölümlerden biriydi yazar bari bayram zamanı güzel söz( hakaret) ettirtme kendine...
Ker!m (148 puan) Üye
2020-08-01 21:06:04
E. S.
DasanDra (129 puan) Üye
2020-08-01 19:50:32
Bölüm için teşekkürler elinize sağlık
ASİLZADE (3496 puan) Üye
2020-08-01 22:41:37
@DasanDra, platine terfi ettin böyle devam edersen rütbe verme oyununudan çekileceğim sana rütbe dayanmaz ki 😂😂😂
DasanDra (129 puan) Üye
2020-08-01 23:05:32
@ASİLZADE, 😂
DeliDana (2501 puan) Üye
2020-08-01 19:42:09
Bölüm biraz kısa olmuș ama neyse. Ayrıca kral buna kimlik çikartmamıșmıydı. Çeviri ve edit için teșekkürler bu arada.
Oburcuk (1146 puan) Üye
2020-08-01 19:17:13
çeviri için teşekürler iyi bayramlar
ASİLZADE (3496 puan) Üye
2020-08-01 22:43:34
@Oburcuk, saol sanada iyi bayramlar , bronz
ThisIsTurk (41 puan) Üye
2020-08-01 18:58:14
Elinize sağlıkda ne kadar kısa bölüm oldu bu böyle