Bir İblis Lordunun Hikayesi: Zindanlar, Canavar Kızlar ve İç Isıtan Bir Mutluluk

31 Aralık 2020
Çeviri: zibillionbytes
Düzenleme: Residenttt
984 Görüntülenme
Bu bölümü 25 Kişi beğendi.
Cilt 20

Uçan Ada Üzerinde Randevu - Kısım 1

Uğursuz Orman, uçan ada olarak bilinen çok tuhaf bir fenomene ev sahipliği yapıyordu. Bulutların üzerinde olması bir yana, havada nasıl asılı kaldığı konusunda bile hiçbir fikrim yoktu. Hatta düzenli bir yörüngede hareket ediyor gibiydi ve bazı zamanlar belirli aralıklarla haftalarca kaybolurdu.

 

Bir keresinde tek başıma keşfetmeye kalkmıştım, ancak tamamen patates olmuştum. Her ne kadar ada zamanının tamamını Uğursuz Orman’ın kuzey ve doğu bölgelerinde geçirse de içinde yaşayan canavarlar batıdakiler kadar güçlüydü; görünüşe göre kendine ait izole bir ekosistemi vardı. Rir’i getirmemek bir hataydı ama başka bir çarem de yoktu. Uçamıyordu.

 

Adada geçirdiğim her an ne yazık ki tatlı canımı kurtarmak için kaçmakla geçmişti. Üzerine indiğim anda canavarlar beni kovalamaya başlamıştı. Gerçi hala oraya dönmek istiyordum. Manzara harikaydı ve benimki kadar maceracı bir ruha sahip herhangi birinin gerçek bir uçan adayı ziyaret etmek istememesinin imkanı yoktu.

 

Önceden yaptığım bir miktar araştırma sayesinde ilgimi çeken şeyin yörüngesinin evimize en yakın noktasında bulunduğunun gayet farkındaydım; yani bu, ikinci raunt zamanı demekti. Ve bu sefer, dünyanın desteği arkamdaydı.

 

Yanımda uçan Lefi’ye, “Muhtemelen bu, sana ne yapacağımızı söylemek için iyi bir zaman.” dedim. “Planımız, uçan adaya ilerlemek ve manzarayı izlemek.”

“Demek randevu için seçtiğin yer burası öyle mi?” Yukarı bakıp gülümsedi. “Kesinlikle iyi bir seçim. Tadını çıkaracak çok fazla manzara var.”

“Değil mi? İçimden kendi kendimi tebrik ettim. “Doğrudan oraya açılan bir kapımız olduğunu düşününce şehre geri gitmek falan gibi bir ton başka şeyin üzerine de kafa yordum ama alışveriş yapmayla o kadar da ilgilenmeyeceğini düşündüm.”

“Yanlış bir varsayım. Biraz malzeme satın almaya ilgim var.”

“Saçmalık. Güç bela bir şeyler pişirebiliyorsun.”

 

Bu sözü kendi yemeklerini gerçekten kendileri yapan kişilere mi bıraksak?

 

“Buna ihtiyacım yok. Leila’ya tanımlayabilme yetimin olduğu en iyi malzemeleri sağlamak için sadece duyularımı kullanmam gerek.”

 

Bir yanım itiraz edip süper keskin duyularını daha iyi işler için kullanması gerektiğini ona söylemek istese de işe yaradıklarını inkar edemezdim. En olgunlaşmış olanlarda olduğu gibi bozulan yiyecekleri de ilk fark eden hep oydu.

 

“Her neyse, muhtemelen keşfe çıkmayı tercih edeceğin sonucuna vardım, o yüzden işte buradayız,” dedim. “Bayağı güçlü canavarlarla karşılaşabiliriz, ama sen varken yakınımıza bile gelemeden kaçmaya başlayacaklarına bahse girerim.”

“Seçimin gayet uygun. Bir adayı keşfe çıkmayı bir şehri ziyaret etmekten çok daha eğlenceli buluyorum,” diye onayladı. “Üzerinde yaşayan canavarların korkutucu olacağına dair beklentinde haklısın ama endişeye gerek yok. Bize meydan okumaya kalkacak kadar aptal olacaklardan seni koruyacağım.”

“Aman tanrım Lefi, çok yiğitsin! Seni çok seviyoruum!!!” Diye ciyakladım.

“...Seni koruma işini sana bırakmamın benim için daha iyi olacağından şüphelenmeye başladım.”

“Üzgünüm hanımım. Sadece bir şakaydı. Eğer sizi herhangi bir şekilde kırdıysam özür dilerim.”

 

Birden tavır değiştirmemden şaşırmıştı ve bir süre şaşkın şaşkın baktıktan sonra nihayet iç çekmişti.

 

“Bu saçmalıklarına kendini nasıl bu kadar kaptırabildiğini anlamakta zorlanıyorum.”

“Sadece şu anda çok mutlu ve heyecanlıyım. Randevuya çıktık ve hatta yanımızda Leila yapımı öğle yemekleri bile var.”

 

Yemeğimizin olduğu paketi çıkardım ve gururla havaya kaldırdım.

 

“Açıklaman yeterliydi. Bana göstermek için çıkartmana gerek yoktu. Onu sana verirken ben de oradaydım.” Alaycı bir şekilde gülümsedi. “Sakin ol Yuki ve yolculuğa odaklan. Bir çocuk değilsin.” Gözlerini varış noktamıza çevirdi. “Hızlansak iyi olur. Hala biraz mesafe var ve hızlanmazsak öğle yemeğinde orada olamayacağız.”

“Doğru dedin. Gaza basıyorum.”

 

Cevabını beklemeden hemen yanından ayrıldım.

 

“Bekle Yuki, bu kadar acele hareket etmek zorunda olduğunu kastetmemiştim...” hızlanıp arkamdan beni kovaladığından nazik, anaç bir şekilde söylenen bu sözler rüzgarla birlikte geride kalmıştı.

 

***

 

Uğursuz Orman’ın kuzey bölgesi boyunca uzanan sıradağların diğer tarafında kalan varış noktamıza ulaşmamız yaklaşık bir saat sürmüştü. Öyle yaklaşmıştık ki, ara sıra açılan bulutların arasından gölgesini görebiliyordum.

 

Heyecanlı bir şekilde, “Sanırım onu görüyorum!” diye bağırdım.

“Evet öyle,” diyerek onayladı Lefi.

 

Yükseldik ve bulutların üzerine çıktığımızda gözlerimiz, herhangi bir yerden ayrık duran, bulut denizi tarafından çevrilmiş, engin mavi gökyüzünün ortasında yalnız başına duran harika bir kara parçasıyla karşılandı.

 

Sadece tek bir bakış bile kalbimin tutku ve heyecanla atmasına yetmişti. Ellerimi yumruk yaptım ve hayretler içerisinde bağırmıştım.

 

“Vay canına... Laputa gerçekmiş! Başından beri gerçekmiş!” [1]

“Ne?”

“Hiçbir şey.”

 

Bunu söylemem gerekiyordu, tamam mı? Beni yargılamayın.

 

“Laputa... Laputa... Bu, bir keresinde bize anlattığın hikayede bulunan gökteki kalenin ismi değil miydi?”

“Hala hatırlıyor olmana şaşırdım.”

“İlginç bir hikayeydi. O kadar çabuk unutmayacağım.”

 

Zindanın tüm sakinlerini gerçek bir Stüdyo Ghibli mavi tarikatçılarından biri yapmayı az çok başarmıştım.  Hepsi, çocukların benden yatmadan önce masal anlatmamı istemelerinden kaynaklanıyordu. Kısa süre içinde aklımdaki peri masallarını tükettim ve rastgele başka şeylere bel bağlamak durumunda kaldım. Ghibli’nin işlerini anlatmaya başladım, ki aşırı etkili olmuştu. Hikayelere bayılmışlardı ve uzun olmaları sebebiyle onları uzun süre kullanabilmiştim. Onlara her gece hikayeden kısa bir parça anlatıyor, kendimi kesiyor ve daha fazlasını öğrenmek için başka bir zamanı beklemeleri gerektiğini söylüyordum. Dostum, Ghibli harika. Hikayeleri başka dünyalarda yaşayanların bile kalbine dokunabiliyor. Vay anasını be. Yani, Lefi bile hala Laputa’yı hatırlıyor. Ve bu etkileyici bir şey değilse başka ne etkileyicidir bilmiyorum. Ve evet, eğer merak ediyorsanız Disney materyallerini de kullanıyorum. Hepsi bu kadar da değil. Ara sıra bazı animelerden de bir şeyler anlatıyorum.

 

Yavaş yavaş yaklaşarak, “Geçen sefer buraya ulaşır ulaşmaz saldırıya uğramıştım,” dedim. “Gerçi sen buradayken arkamızdan herhangi bir şeyin gelmeye kalkacağından şüpheliyim.”

“Tabii ki. Sonuçta bayağı korkutucuyum.”

“Değil mi? Böcek kovucusunun vücut bulmuş hali gibisin.”

“Böcek kovucu mu!?” Elektrikli bir farenin hazırlıksız yakalanması üzerine yüzünün aldığı şekle benzeyen bir ifade yaptı.

 

11/10

 

“Söylemem gerek, yüzünün bu halini gerçekten seviyorum.”

“Söylendiği koşulları göz önünde bulundurduğumuzda bu iltifattan memnun olduğumu söyleyemem,” diye homurdandı.

İçten bir kahkahayla, “Evet, biliyorum,” dedim. “Her neyse, yere inmeye ne dersin?”

“Hemen şunu kes Yuki! Memnuniyetsizliğimi gülerek geçiştiremezsin!”

Çevirmen Notu

[1] Laputa: Studio Ghibli ve Hayao Miyazaki’nin başyapıtlarından biri olan Tenkū no Shiro Rapyuta, (İngilizce: Castle in the Sky, Türkçe: Gökteki Kale) isimli anime filmindeki uçan adanın ismi. Harika bir film. Hala Ghibli filmlerine şans vermeyen varsa çok şey kaybediyor.

[2] Bahsettiği elektrikli fare Pikachu. Pikachu’nun şaşkın ifadesini kastediyor.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
Pika-sama (98 puan) Üye
2022-02-12 01:10:21
Nerem fare lan
darkrai (79 puan) Üye
2021-04-19 19:43:42
bölüm için teşekkürler bu seri bi başka ya
yusuf (157 puan) Üye
2021-04-06 11:17:27
Yazar ben senin yaa arkadaşolar lyuu ile igili bölümü 2 3 bölüm sürüyor nell 3 4 idare eder ama neden lefi 5 bölüm *** sadece lefi mi seviyorsun o zaman neden ötekileri evlendirdin onunla *** sinirim bozuldu lyuu ya yazık *** sinirim bozuldu yazık lan lyuu ya bir tek ben mi öyle düşünüyorum 3 ü de eşi üçünü de çok seviyor ama *** neden ya
Kunai 52 (151 puan) Üye
2021-01-14 01:44:23
Çeviri ve edit için teşekürler elinize sağlık.
maahhaam (4749 puan) Üye
2021-01-03 08:56:58
Çeviri için teşekkürler
ASİLZADE (3982 puan) Üye
2021-01-02 19:16:19
Tanıdık isimleri yorumlarda görmek zorlaşıyor bende mi ara versem bilemedim
DeliDana (2871 puan) Üye
2021-01-01 21:58:39
Çeviri ve edit için teșekkürler.
Mesofoworld (90 puan) Üye
2021-01-01 14:30:27
Gökte uçan ada ne Yuki'nin bulunduğu orman arada bir mi uçuyor yoksa uçan orman başka bir orman mı? çeviri ve edit için teşekkürler
DeliDana (2871 puan) Üye
2021-01-01 21:58:30
@Mesofoworld, ayri bir ada yukinin ormaninin üzerinde, belli bir yörüngede dolașıyor.
Mesofoworld (90 puan) Üye
2021-01-02 01:40:32
@DeliDana, tşk