Bir İblis Lordunun Hikayesi: Zindanlar, Canavar Kızlar ve İç Isıtan Bir Mutluluk

31 Mayıs 2021
Çeviri: zibillionbytes
Düzenleme: Residenttt
90 Görüntülenme
Bu bölümü 6 Kişi beğendi.
Cilt 22

Tuhaf Bir Sabah

“Günaydın uykucular! Sarmaş dolaş ve çok mutlu olduğunuzu biliyorum ama uyanma zamanı!” diye bağırdı Illuna.

“Kalk!” diye tekrarladı Shii.

Enne, “Kahvaltı. Hazır,” dedi.

 

Üç tane heyecanlı, gürültülü ses kulağımın içini doldurmuştu.

 

“Aaah... Tamam, biliyorum...” diye homurdandım. “Kalkıyorum. Bağırmaya devam etmenize gerek yok.”

“Ve ben de aynısını yapacağım... Kalkmam için biraz zamana ihtiyacım var.”

 

Lefi ve ben paylaştığımız yatakta, şüphesiz göğsümüzün üzerindeki fazla ağırlıklar yüzünden, yavaş yavaş oturur pozisyona doğrulurken homurdanmıştık. Yavaşça birbirimize döndük ve gözlerimizi ovuşturmamız bitince tuhaf, sessiz sessiz birbirimize baktık. Ben sersem sersem gülümserken o bakışlarını kaçırıp saçlarıyla oynamaya başlamıştı.

 

“Sizi bulmamız gerçekten çooooook uzun sürdü. Normal zamanlarda yattığınız yataklara baktık, ama bomboşlardı!” Illuna’nın ortamdaki olağandışı havayı algılaması uzun sürmemişti. “Siz çocuklar ne yapıyordunuz? Oyun mu oynuyorsunuz? Ah bildim bildim, mış gibi yapma oyunu oynuyor olmalısınız! Vay canına, ikiniz de yeni evli gibi davranmakta gerçekten iyisiniz! Sanki balayında gibisiniz!”

 

Fazla zeki. Boğazımı temizledim ve hemen konuşmanın gidişatını değiştirdim. “Peeeeekala, kahvaltı mı diyordun? Hemen geliyoruz. Tekrar düşündüm de, sanırım önce elimizi yüzümüzü yıkamamız gerek. Diğerlerine önden başlamalarını söyle.”

“Tamam! Ama hemen ardından sabah şekerlemesi yapın tamam mı?”

“Sabah şekerlemeleri güzel!” Dedi Shii. “Ben de yapmak istiyorum.”

“Hı-hı. Ama banyo yapmak daha iyi,” dedi Enne.

“Ben şekerlemeyi daha çok seviyorum,” dedi Shii.

“Şey, şey, bunun ne olduğunu ve bununla nasıl başa çıkılması gerektiğini tam olarak biliyorum! Bu insanların farklı fikirlere sahip olduğu bir sorun. Eğer tartışmak istemiyorsak o zaman hemfikir olmadığımız konusunda hemfikir olmak zorundayız! Eğer uygunsa benimle söyleyin. Hemfikir olmamakta hemfikiriz!”

 

Grup odadan çıkıp kaleye doğru gürültülü gürültülü giderken diğer iki kız da onun dediğini yapmıştı.

 

Gittiklerinden emin olduktan sonra Lefi’le bir kez daha birbirimize baktık.

 

“Yıkanmak zorundayız,” dedim. “Kapıyı açık bıraktığımdan oda pek kokmamış ama muhtemelen yıkanmamız gerek.”

“E-evet.” diye kafasını salladı. “Eğer bu halde dönersek diğerleri yorumlayacaktır.”

“Evet... Lyuu muhtemelen odaya adım attığımız anda anlayacaktır. Burnu çok keskin.”

Ağzımın bir tarafı muzip bir gülümsemeye kıvrıldı. “Birlikte girmeye ne dersin? Dip bucak her yeri temizleyeceğim, bilmem anlatabiliyor muyum?”

“Yeter.” Yanakları kıpkırmızı olmuş, beni şakacı bir şekilde ittirdi.

 

Ve böylece, yaptıklarımızın kanıtlarını silmek için banyoya doğru ilerlemeye başladık. İşe bakın ki, yolda ilerlerken her zamankinden biraz daha yakındık.

 

***

 

“Efendim, çok fazla Lefi gibi kokuyorsun.” Lyuu, odaya adım attığımız anda gözlerini kıstı. Şaşkınlığımız gizlemek için gerçekten bayağı efor sarf etmem gerekmişti.

“B-bu normal değil mi? Kokusunu bana bulaştırmasına yetecek kadar sarıldığımızı sanıyorum.”

“Öyle, ama bugün bir gariplik var gibi. Her zamankinden daha fazla onun gibi kokuyorsun ve onda da senin kokun var. Biz geri kalanlar uyurken siz ikiniz ne haltlar karıştırıyordunuz!?” Sanki sakladığımız şeyleri çözmüş bir savcı gibi işaret parmağıyla beni işaret ediyordu.

 

N-Nasıl lan? Nasıl bilebilir yau!? Bu olmasın diye birbirimizi çitilercesine yıkamıştık!

 

Bu suçlama, zindanın tek insan sakininin yaklaşıp birkaç kez koklamasına sebep olmuştu.

 

“O haklı... Gerçekten de her yerinde onun kokusu var.” Dedi Nell. “İkiniz dün gece başka yerde uyuyacak kadar ileri de gittiniz...” dedi gözlerini kısarak, “Çok... şüpheli.”

 

Nasıl!? Sen insan değil miydin?! Lyuu’nun keskin bir burna sahip olmasını anlıyorum ama sende de olması gerçekten saçmalık! Hızlı ve derin nefesler almaya başladım, tabii ki mecazi olarak. Japonya’dayken insanlar hep, kızların erkek arkadaşlarını ya da kocalarını koklayarak başka kızlarla yatıp yatmadığını anlayabildiğini söylerdi ama bunun kelimesi kelimesine doğru olmadığından gayet eminim.

 

Kadınların sahip oldukları süper güçler üzerine düşünmek için bir anlığına durakladım. Aynen, kesinlikle hafife alınmaması gereken bir şey. Bu yüzden aldatmak boş, yapacağımdan da değil. Eşlerim > diğer herkes.

 

 

Pekala Yuki, bu kadar rastgele saçmalık düşünmek yeter. Odaklan. Onları peşinden at.

 

“Hiçbir şey olmadı. Her zamankinden biraz daha fazla sarıldık ve uyuya kaldık. Özel bir şey olmadı.” Biraz çaba gerekmişti ama bir şekilde inanılabilir bir bahane sunabilmem için zihnimi boş boş düşünmekten alıkoyabilmiştim. “Her neyse, Nell, senin gitmeye hazırlanman gerekmiyor mu? Yani, burada daha fazla takılman benim için sorun değil ama akşama geri dönmüş olman gerekiyor, değil mi?”

Gözleri ardına kadar açılarak, “E-eyvah! Gerçekten de biraz sonra yola çıkmam gerek...” dedikten sonra asıl taht odasının bir köşesine doğru koştu. “Bütün eşyalarımı yine bavula doldurmam gerek!” Pijamalarını değiştirdi ve her şeyini boyutlar arası çantasına doldurdu.

“Ve Lyuu, senin sabah işleri için Leila’ya yardım ediyor olman gerekmiyor mu? Bütün bulaşıkları ona yıkatmandan pek de mutlu olacağını sanmıyorum.”

“Upss... Sanırım haklısın...”

 

Mutfağa doğru gitmeye başlamış ama birkaç sefer arkasına dönüp şüpheli şüpheli bakmadan edememişti.

 

İki kızdan kurtulunca sadece Lefi ve ben kalmıştık.

 

Ve bir süreliğine hiçbir şey yapmadık. Az önce yaşananları sindirmek için düşünürken öylece, tuhaf tuhaf durduk.

 

“...Kafama takılan bir şey vardı Yuki.” Bir süre sonra sessizliği bozmuştu.

“Hm?”

“Eşin olarak, bunu sana daha önce sormamış olmanın görevlerimi yerine getirememekten farksız olduğunu hissediyorum ama daha fazla hayıflanmadan bu sorumsuzluğumla yüzleşeceğim.” Özgüveninin bir parçası, her kelimeyle birlikte azalıyor gibiydi. “E-erkeklerin periyodik olarak... gevşemek istemesi gerekli değil mi? Bunca zaman içinde mi tutuyordun?”

 

Bu garip soruyu sorma şekli hem utanmış hem de özür dilercesineydi.

 

“Şey aah... hatalı değilsin.” Garip garip başımın arkasını kaşırken gülerek geçiştirmeye çalıştım. “İstiyor sayılırız, ama cinsel arzular öncelik listemin en tepesinin yakınına bile yaklaşamaz. Herkesle takılabilecek ya da bir hobiyle uğraşabilecekken gizlice şey yapmaya... o işi yapmaya sıvışmanın bir anlamı yoktu. Hayat boşalmak için endişelenemeyeceğim kadar eğlenceli ve doyurucuydu.” Ellerimi cebime daldırırken kaşlarımı çattım. “Bir dakika, bana neler dedirtiyorsun be? Lanet olsun...”

 

Ciddi bir cevaptı ama saçma bir şey söylüyormuş gibi hissetmekten kendimi alamamıştım.

 

“Öyleyse arzuların... diğer yollarla mı tatmin oldu?” Kendi kendine mırıldandığından bu sorunun cevabını beklemiyormuş gibi gelmişti, o yüzden sessiz kaldım.

 

Düşünüp taşındıktan sonra kıkırdayıp bana doğru yaslanınca tahminimin doğru olduğu ortaya çıkmıştı. Sıcaklığının tadını daha iyi çıkarmak için bir kolumu ona doladığım anda Lyuu’nun önce başı, sonra geri kalanı mutfaktan çıkmıştı.

 

“Hiçbir şey olmamış olmasının imkanı yok!” dedi. “İkiniz hep çok sıkı fıkısınız ama bugün garip bir şeyler dönüyor! Fazla şüphelisiniz!” Bir kez bir savcı gibi parmağını kaldırdı. “Lefi, olayın aslını öğrenmek için Eşler Konferansı yapacağız ve hayırı cevap olarak kabul etmiyorum!”

“E-eğer zorundaysak olur ama bugün olmaz. Nell’in vakti yok.”

 

Utangaç ve mutluluğun karışımı bu cevaba daha da şüphelenmişti. Hemen Nell’in yanına koştu ve odanın diğer tarafındaki bizim duyabileceğimiz kadar yüksek sesle ona “fısıldamaya” başlamıştı.

 

“Benim gördüğümü sen de görüyor musun Nell? Lefi fazla uysal davranıyor! Bir şey olmuş olmalı!”

“...Haklısın. Onu oturtup konuşturmamız lazım. Ama yarın sabaha kadar geri dönmüş olmam gerek,” dedi Nell, “Sanırım uykumdan biraz feragat etmem gerekecek.” Eşyalarını geri yere bıraktı ve odanın ortasına doğru yürüdü. “Lefi, bize tam olarak ne olduğunu anlatacaksın!”

 

Dün geceki tecrübede bulunmamış iki eş Lefi’nin kollarına yapıştı ve onu çekiştirmeye başladı.

 

“Bekleyin bekleyin! Durun!” Ejderha panikledi. “Y-Yuki, bir şey yap! Hiçbir şey yapmadan öylece durup izleme. Beni esir almalarından önce mantıklı davranmalarını söylemelisin!”

“Bol şans.”

“Bol şans mı!?”

 

Onu çoktan terk ettiğimi fark edince ciyaklamıştı. Lefi’nin aksine ben, pes etmenin ve evlendiğim sevimli hanımların kaderim hakkında verecekleri kararı kabullenmenin zamanının geldiğini biliyordum.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
maahhaam (4686 puan) Üye
2021-06-06 14:49:09
Çeviri için teşekkürler
yusuf (153 puan) Üye
2021-06-05 09:55:38
Onu çoktan terk ettiğimi fark edince ciyaklamıştı. Lefi’nin aksine ben, pes etmenin ve evlendiğim sevimli hanımların kaderim hakkında verecekleri kararı kabullenmenin zamanının geldiğini biliyordum. AHAHAHA hah sıçtı