Theoden

20 Ekim 2020
Çeviri: 29
Düzenleme: AntiYasuo
42 Görüntülenme
Bu bölümü 1 Kişi beğendi.
Cilt 1

Blaine vs Turgan

Kont Alfred, çıplak bir tepenin üzerinde duran kontenini gördüğünde gülümsemeye başlamıştı. Yanında getirdiği kişinin hizmetkar olduğundu anlatmak için sabırsızlanıyordu.

Alfred “ Görünüşe göre şansımız yaver gidiyor Blaine. Gökte aradığımız hizmetkar kendi ayağıyla yanımıza geldi. Hadi işini yap da bir an önce konumumuzu yükseltelim ha ha. “

Blaine ince yapılı, uzun boylu, atletik bir görünüme sahip bir adamdı. Beyaz gömleğinin yakası havaya kalkıktı. Efendisinin sesini duyduğunda saygılı bir ifadeyle o yöne dönmüştü.

“ Üzgünüm efendim yalnızca siz orada olmamam gerektiğini söylediğinizden ayrılmıştım ve yokluğumda hizmetkarla mı karşılaştınız? “

“ Şanslıyım ki öyle oldu Blaine. Üzgün olmana gerek yok. Şimdi senden onu öldürmeni istiyorum. Hızlı ol ki ödülümüze bir an önce konalım. Buralar pisleneceğinden uzaktan seyredeceğim ha ha“

“ Ama efendim bir kolu sakat bir adamla savaşırsam ismimiz lekelenmez mi? “

“ Ne diyorsam onu yap Blaine. “

Blaine bulunduğu tepeden tek sıçrayışla aşağıya inmişti. Turgan’ın tam karşısına dikildi, onu baştan aşağıya süzdükten sonra söze girdi.

“ İnsanları öldürmeden önce bir şans vermek yanlısıyımdır ama lütfen beni yanlış anlama, ülkemizin bir asilini öldürdüğünden hesabını vermen gerekecek. Gerçi bunu yapmamış bile olsaydın tanrının adını kullanan sahtekârlar yaşamayı hak etmiyorlar. Tanrı da yalanlarından memnun olmasa gerek ki kolun senden ilk haber aldığımızdan beri iyileşmemiş görünüyor. “

Turgan “ Al benden de o kadar. Sırf bu yüzden zamanı geldiğinde kendilerini tanrıların çocukları olarak adlandıran Cabot Cumhuriyetini de cezalandıracağım. Kolumu kafana takma zaten iki kolum da sağlam olsaydı bu kadar yavaş ilerlemezdim hınh hınh“

Blaine bu cümlenin üzerine irkilmişti. Adeta kirpiklerinin arası ayrılmış, göz kapakları iyice açılmış koyu renkli gözleri iyice ortaya çıkmıştı.

Blaine “ Dost Cabot’un adını öylece ağzına alma seni sahtekâr. Hem olmadığın şeylermişsin gibi davranıyor hem de dünyanın sigortası olan Cabot Cumhuriyeti hakkında ileri geri konuşuyorsun. Seni öldürmeden önce eğitmem gerekecek ki tanrının huzuruna çıkmadan önce biraz kibarlık ve dürüstlük öğren. Işığın Hükmü- Işık Çağlayanı( 7. Seviye yaft 4. Kapı) “

Blaine yaftının adını haykırdığında yüzlerce ışık parçası havada peyda olmuşlar, tamamına bakıldığında bir şelaleyi andırsalar da ayrı ayrı hareket ederek farklı yönlerde Turganın üzerine ilerlemeye başlamışlardı.

Turgan “ Vuhuuu ablamın yaftını kullanıyormuşsun. Bu ışıkların bana dokunursa acıtıp keseceklerini biliyorum, öyleyse tanrının gazabıyla hepsini savuşturacağım. “

Turgan üzerine gelen ışıkları tek tek silahının üzerinde söndürmeye başlamışsa da fiziksel olarak ışığın hızına erişmesi olanaksızdı ve bir süre sonra hasar alacağını fark edebilmişti.

‘ Kahretsin, kolumun durumu dengemi bozuyor. Gerçi öyle olmasa da durum pek iç açıcı olmazdı. Ablamın yaftı da bayağı güçlüymüş hınh hınh. ‘

Blaine Turgan’ın sesli kurduğu cümlenin ardından öfkelenmişti.

“ Bir de silahını tanrının ismiyle mi çağırıyorsun? Tanrı hakkında hiçbir şey bilmeyen cahilin tekisin değil mi? Tanrının adını olabildiğince az zikretmemiz gerekiyorken aptal bir bir metal için öylece kullanılmamalıydı. Bu affedilemez. Işığın Hükmü- Işık çağlayanları ( 7. Seviye yaft 5. Kapı) “

Havadaki ışıkların sayısı katlanmıştı. Turgan cevap vermek istese de üzerine gelen ve sağlık açısından güneş ışığıyla pek de ortak özellikleri bulunmayan ışık okları onu engellemişti. Duruşunu tekrardan aldı ilk birkaç ışık parçasını silahında söndürdükten sonra çok da kısık sayılmayacak bir ses tonuyla inledi. Savuşturmaya yirmi saniye boyunca devam etmiş olsa da sağ karın boşluğundan ,sağ omzundan ve sol dizinden yaralanmıştı.

Blaine “ Ne yani hizmetkarım diye ortalarda dolanıp 7. Seviye bir yaftla dahi ciddi şekilde yaralanıyor musun? Cidden bir sahtekârsın. Bununla birlikte işini bitireceğim. Işığın Hükmü- Güneş okları, Envanter Köyü- Kayıtlı Eşya Çağrısı-1 Numara“

Blaine 7. Seviye ışık yaftının 7. Kapısını açmış, eş zamanlı olarak da üçüncü seviye bir envanter yaftını kullanarak daha önce kaydettiği bir eşyayı çağırmıştı. Blaine sözlerini bitirdiğinde havada adeta yapay bir güneş belirmiş, etrafındaysa turuncu renkli ışıklar peyda olmuşlar, tam hızda Turgan’ı hedef almışlarken önlerinde beliren dev merceğin içinden geçmişlerdi. Turgan sıcaklığı metrelerce uzaktan fark edebiliyordu.

‘ Yine deminki kadar ışık var. Bu kez daha fazlasına hedef olacağım ama olmamalıyım. Bu mesafeden dahi bu kadar sıcaksa eğer bedenime değerse lezzetli bir mangal haline gelirim… Yaft kullanacak zamanım yok. Bu durumda başka çaremde yok… ‘

Blaine’ın güneş oklarından birçoğunu silahında söndürmüş olsa da ondan fazla ışık oku Turgan’ın bedenine isabet etmiş, isabet ettiği anda büyük bir duman peyda olmuştu. Bu okların sıcaklığı 6. Seviye bir alev yaftının sıcaklığıyla boy ölçüşebilecek düzeydeydi. Blaine bununla yetinmeyip mercek kullanarak sıcaklık etkisini 8. Seviye bir alev yaftına eşdeğer hale getirmiş, ışığın hızı da hesaba katıldığında her türlü metali eritip geçebilecek büyük bir güç ortaya çıkarmıştı. Bu yaft kombosunun bir anda ortaya çıkmadığı aşikardı.

Blaine “ Ölümün bu kadar çabuk olduğu için üzgünüm ama yalanlarının ömrü daha uzun olmamalıydı. “

Blaine ardından güvenli mesafeye geçmiş olan Kont Alfrede dönüp seslendi.

“ Bu kadar zayıf birinin Jeffi öldürebilmesi şaşırtıcı. Umarım yanlış kişiyi öldürmemişimdir efendim. “

Alfred “ Tuhaf bir silah taşıdığı ve bir kolunun çolak olduğu bilgisine bakılırsa doğru adamı öldürdün Blaine. Hey merkeze döndüğümüzde hizmetkarın fazla dişli olduğunu söylemeyi unutma. Hatta avamdan birkaç kişiyi ortadan kaybedip hizmetkarın öldürdüğünü söylemeliyiz. Ne kadar güçlü olduğunu düşünürlerse konumumuz o kadar fazla yükselir ha ha “

Blaine “ Siz nasıl isterseniz efendim. “

Alfred, Turgan’ın cesedinin yanına ilerlemeye koyulmuştu. Turgan’ın göğsünden dumanlar yükselmeye devam ediyor, sırt üstü uzanmış beden hareketsiz görünüyordu. Turgan’ın tam önüne geldiğinde kahkaha atmaya başladı.

“ Bir de beni öldürmekle tehdit ediyordu ahmak çocuk. Üzerinde yaşayabileceğim bir yer yokmuş da izin vermezmiş de ha ha ha. Şimdi de konuşsana kıçımın hizmetkarı ne oldu ölüler konuşamıyor muymuş? Madem hizmetkarsın bir farkın olsun ölüyken de konuş ha ha ha. Lan Blaine bu hareket ediyo… “

Blaine, Turgan’ın üzerine eğildiğinde koyu gri dumanların arasında parlayan mor bir ışık fark etmişti. Eliyle rüzgar yapıp dumanları biraz dağıttığında daha da belirginleşmiş olan ışığın rengi ikiye ayrılmıştı. Kırmızı ve mavi renkli parlak ışıkları takip ettiğinde Turgan’ın dişlerinin arasında tuttuğu yüzüğü ve bu yüzüğün üzerindeki ürkütücü motifi fark etti. Farkında olmadan bir adım geriye atmıştı. Cesaretini toplayıp tekrar Turgan’ın üzerine eğildiğinde Turgan’ın sırıtan yüz ifadesini ve halen dişlerinin arasında tuttuğu yüzüğü fark edebilmişti.

Blaine “ Hayatta kalmış olamazsın. Hiçbir canlının derisi bu sıcaklık karşısında sağlam kalamaz. Güneş oklarım göğsünü delip iç organlarını eritip geçmeliydi. “

Turgan özgüvenle yerinden kalkarken gülümsemeye devam ediyordu.

“ Dünyadaki tüm canlılarla karşılaşmışsın gibi konuşma. Belli ki ejderha derisini eritemiyormuş. “

Turgan’ın derisi cidden pullanmıştı. Blaine en güçlü yaft kombosunun karşısında sapasağlam ayakta duran rakibine karşı kazanabileceğine dair umudunu kaybetmeye başlamıştı. Korkusu gözlerine de yansımışken söze girecekti Alfred.

“ Bu da ne demek oluyor Blaine? Bana öldüğünü söylemene rağmen herif hayatta ve karşımda sırıtıyor. Hadi bir an önce işini bitir. Ağzındaki yüzüğü de kendime alacağım hı hı hı “

Turgan “ Yüzük bende kalıyor bok çuvalı. Gideceğin yerde yenisini alırsın. Tabi sonraki hayatında kont olacağının garantisi yok hınh hınh. “

Turgan cümlesini bitirir bitirmez Tanrının Gazabını bir kaç kulaç uzağında duran Konta savurmuştu. Blaine kendini toparlayıp güneş oklarını tekrar hazırlıyordu ki…

Turgan “ Artık o yaft benim üzerimde işe yaramaz ama illa ki parlak bir şeyler istiyorsan sana daha iyisini göstereceğim.  Tabiata dönüş- Yıldırım Vücut. Bu sayede hem ışıklarını savuşturmakta zorlanmayacak hem de göğsümden vurulsam bile zarar görmeyeceğim. Cidden çok güçlü oldum hınhh hınh. “

Tanrının Gazabının balyoz tarafı Kont Alfredi hedeflemişti. Alfred korkulu ancak daha fazla öfkeli gözlerle üzerine gelen silahı seyrediyor, bir yandan da bağırıyordu.

“ Ne bok yiyorsun Blaine? Şu herifi bir an önce gebertsene. Bir de Kralın Nefesi olmak istiyorsun öyle mi? Bir an önce hallet şunu yoksa… “

Alfred devam edememişti zira balyoz suratında patlamak üzereydi ve hayatında ilk kez bu kadar korkuya kapılmıştı. Öleceğini düşündüğünde balyoz ile kendisinin arasına giren Blaine’in bedenini görebildi.

Blaine “ Üzgünüm efendim bu kazanabileceğim bir savaş değil ama ben hayattayken ölmenize de izin vermeyeceğim. “

Blaine’in hareketi Turgan’ı şaşırtmıştı. Aklına kendisini kurtarmak için bedenini siper eden Elfy geldi. Bir anlığına duraksayıp atağını kesmiş olsa da Leo denilen genç çocuğa tehditler savunan bu asilin canını alacağını söylemişti ve böyle de olacaktı. Savunmasız şekilde hemen önünde büyümüş sözleriyle duran Blaine’nin gözlerinin içine bakarak konuştu Turgan.

“ Sadakatin beni şaşırttı Blaine ama ben bir karar verdim ve bu değişmeyecek. Karanlık Diyarın insanlarına mevkilerin ne kadar kıymetsiz olduğunu ve insanlarını doğru düzgün yönetmeleri gerektiğini ispat edene kadar bu asilleri gebertmeye devam edeceğim. “

Turgan sözünü bitirdiğinde Tanrının Gazabını birkaç kez elinde çevirdi,  Blaine’in ancak gözleriyle dahi takip edemeyeceği bir hızda ona teğet geçecek şekilde savurdu. Blaine başının hemen üzerindeki rüzgarı hissetmiş, Turgan neredeyse aynı anda Kont Alfredin başını tek hamlede almayı başarmıştı. Konto öldürülen Kontenin bakışlarıysa tamamıyla korkuyla kaplanmış, orta yaşlı adam kolayca çıkamayacağı bir şoka girmişti.

Turgan “ Onu koruman gerektiğini biliyorum ama gördüğün gibi yapamadın. O herifi affetme imkanım yoktu çünkü haksızlığa uğramış bir çocuğun haklı haykırışıyla dalga geçip onu yurtsuz bırakmakla tehdit edecek kadar vicdansız bir yöneticiydi ve hak ettiğini buldu. Sana gelince seni de öldürmem gerekir ama sadakatin bana etkiledi ve hayatımda tanıdığım en küçük devi aklıma getirdi. Seni öldürmemem için tek bir yol var o da dostum olman. Böyle bir savaşıma tanık olan tek bir düşmanı dahi hayatta bırakmam. Ne diyorsun? “

Blaine sesini çıkarmamış daha doğrusu çıkaramamıştı. Başını onaylar gibi sallamışsa da cevabı pek net anlaşılmıyordu. Turgan bu adamın güvenilirliğini test etmek istemiş olsa da korkunun kokusu o kadar yoğundu ki başka hiçbir kokuyu ayırt edemiyordu. Turgan yüzüğünü tekrardan takmış, derisi normale dönmüştü. Artık göğsündeki pençe izi deminki gibi yaldızlı bir nakıştan ziyade eski bir yara gibi görünüyordu.

Turgan “ Efendisine bu kadar sadık ve ölümünden sonra böylesi şoka girmiş bir adamın canını alacak değilim. Belki de söylediklerim sana ulaşmıyordur bile. Eğer beni duyuyorsan senden iki şey isteyeceğim. İlki göğsümün ve sırtımın deminki halinden kimseye bahsetme. İkincisiyse sadakatinden dolayı seni bağışladığımı söyle. Hizmetkarın sadece öldürmeyi düşünen bir psikopat olmadığını bilmeliler. Unutma artık seni dostum olarak görüyorum Blaine… “

Turgan sözlerini bitirdiğinde heybetli bir ifadeyle arkasına dönmüş, Behmura’nın durumunu kontrol etmek adına mezuniyet salonuna doğru yola koyulmuştu.

 

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
Redafornv2 (1269 puan) Üye
2020-10-31 16:09:41
Sonunda beaa baya bekledim ama iyi ki beklemişim eline sağlııııık