Bir İblis Lordunun Hikayesi: Zindanlar, Canavar Kızlar ve İç Isıtan Bir Mutluluk

09 Eylül 2020
Çeviri: zibillionbytes
Düzenleme: Residenttt
142 Görüntülenme
Bu bölümü 13 Kişi beğendi.
Cilt 19

Yan Hikaye: Hayali Trajik Kahraman

Üzüntüyle acı acı feryat etti.

 

“Neden... Neden bu olmak zorundaydı?”

 

Sorusu sessizlikle karşılanmıştı.

 

“Lütfen... Gözlerini aç... lütfen...! Yalvarıyorum!”

 

Yaratığı omuzlarından yakalayıp sarstı. Ama şikayetlerine rağmen hiçbir şey değişmedi. O, sonsuza kadar sabit kalacaktı.

 

“Neden bu olmak zorundaydı?” Neden!? Bir şey söyle Yuki! Lütfen!”

 

Gözyaşları yüzünün kenarlarından aşağı doğru süzüldü. Cansız bedenini tutarak ve ruhunu saran ıstırap deryasının her bir zerresini ifade ederek hıçkıra hıçkıra ağladı.

 

“İkiniz ne yapıyorsunuz?”

 

Ta ki üçüncü bir kişi araya girene kadar.

 

“Rol yapmaca oynuyoruz.” Dedim doğrulup oturarak.

“Trajik bir kahraman rolü yapmak!” dedi Illuna, aynı anda.

“İkiniz daha... Normal aktivitelerde bulunamıyor musunuz?” Ejderha kızın şüpheli bakışı, bıkkın bir iç çekmeye dönmüştü. “Şu anda ikinizin anlattığı şeyi yaptığını anlıyorum, ama diğerlerinin rolünü anlayamıyorum.” Gözlerini Shii’ye çevirdi.

“O ağlarken ona göz kulak olan arkadaşı oynuyorum!” dedi yapışkan.

“...Böyle kalp burkan bir sahneye tanık olan birisi için gayet neşeli bir şekilde gülümsüyorsun.”

“Çünkü yapmak zorundayım. Eğer diğer herkes üzgünse, ben mutlu olmalı ve onları neşelendirmeliyim!”

“S-sanırım...”

 

Lefi’nin yüzündeki ifade, sanki söyleyecek binlerce şeyi varmış gibiydi, ama yapışkan kızın yüzündeki enerjik, ısrarlı cevabı karşısında geri çekilmeyi seçmişti. Vazgeç Lefi. Shii, içimizdeki en saf kişi. Denesen bile kafasına sokamazsın.

 

“Sen de bize katılmalısın!” dedi Illuna.

Ani öneri karşısında irkilen Lefi, “Ne yapmalıyım!?” diye sordu.

“Bize katılmalısın! Hadi hep beraber trajik kahramancılık oyunu oynayalım!”

“Pekala, senaryoda çabucak birkaç değişiklik yapayım ve ikinci çekime geçelim.” dedim.

“Yaşasın!” Diye bağırdı Shii.

“B-bunların hiçbirini kabul etmediğimi belirtmek zorundayım...” itirazlarına rağmen, şikayetleri yanıt bulmamıştı.

 

***

 

Üzüntüyle acı acı feryat etti.

 

“Neden... Neden bu olmak zorundaydı?”

“Sanırım bu... hav hav.”

 

Sorusu sessizlikle karşılanmıştı.

 

“Lütfen... Gözlerini aç... lütfen...! Yalvarıyorum!”

“Şey... hav!”

 

Yaratığı omuzlarından yakalayıp sarstı. Ama şikayetlerine rağmen hiçbir şey değişmedi. O, sonsuza kadar sabit kalacaktı.

 

“Neden bu olmak zorundaydı?” Neden mi!? Bir şey söyle Yuki! Lütfen! Tek bir şey! Sesini sadece bir kez daha duymak istiyorum...”

 

Gözyaşları yüzünün kenarlarından aşağı doğru süzüldü. Cansız bedenini tutarak ve ruhunu saran ıstırap deryasının her bir zerresini ifade ederek hıçkıra hıçkıra ağladı.

 

“Hav hav!” dedi Lefi, nihayet ellerinin ve dizlerinin üzerinden doğrularak. “...Ara talep ediyorum.”

“Bir şey mi oldu?”

“Bana masal anlatma! Bunun, umutsuzlukla karşılaşan bir çocuğun hikayesi olması gerekmiyor mu? Neden oynamam gereken rol bir köpek!?” Bir köpek burnu ve buna uyumlu kulakları kullanarak geçici olarak bir köpeğe dönüşen ejderha kız hem mutsuz, hem güvensizlik hem de utançla bağırmıştı.

 

“Şöyle ki, adamın geçmişinde bir köpeği olduğu yazıyor.” dedim gerçekçi bir şekilde. “Tesadüf eseri bu köpek özel bir tür aptaldır. Öyle salaktır ki, sahibinin öldüğünü anlamayı başaramadığından beslemesi için ona havlamaktadır. Anlamadığın şey ne?”

“Hikayesinin bu kadar detaylı olmasını anlayamıyorum!” Yüzü şok içindeydi.

 

Heh. Tombala. Adamı işte böyle yaparlar. Bütün bu aptal senaryoyu, sadece şu anki yüz ifadeni görmek için uydurdum.

 

“Pekala, eğer gerçekten hoşuna gitmediyse biraz değiştirebiliriz. Şuna ne dersin, köpeği vefalı yapabiliriz ve sahibinin ölümüne kahramanla birlikte ağlar. Tamam mı?”

“...Yapmamayı tercih ederim.” İç çekti. “Oyununuzla dalga geçtiğim için özür dilerim. Başka bir rol almama izin vermelisin.”

“Ohoo... bu ne bencillik.” sanki onunla ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yokmuş gibi diğer iki oyuncuya bıkkın bir şekilde baktım. “Pekala kızlar, görünüşe göre bizimle oynamak istiyor. Ne dersiniz? İkinizden biri rolünü vermeyi ister mi?”

“Ben köpek olmak istiyorum!” dedi Shii.

“Eğer o değiştiriyorsa ben de değiştiriyorum.” dedi Illuna. “Sen kahraman olabilirsin Lefi ve ben de sana göz kulak olan dostun olacağım!”

“Görünüşe göre her şey hazır.” dedim. “Üçüncü çekim, başla!”

“Sesimi yükselttiğim için pişmanım... Oyunun içeriğini sorgulamaktan imtina etmeliydim.” dedi Lefi, fısıltıyla.

 

Aynen. Bunu tamamen kendin yaptın.

 

***

 

Üzüntüyle acı acı feryat etti.

 

“Imm... Şeyy...” bir süre dili dolandı, ama boğazını temizleyerek üzerini (kötü bir şekilde) örtmeye çalıştı. “...Ölümün zavallıca ve tamamen boşuna. Ama bunu hak etmediğini söyleyemem.”

 

Gülmemek için kendimi tutamayıp burnumdan hava kaçırmıştım. Ah tanrım. Bu replik öyle saçmaydı ki, beni tamamen hazırlıksız yakalamıştı.

 

“...Durumunu değerlendirmemden şüphelenmeye başlıyorum.” dedi Lefi.

“Evet Yuki! Ölülerin öyle sesler çıkarmaması gerekir!” dedi Illuna.

“Evet!” diye onayladı Shii.

“Benim hatam, benim hatam. Bunu söyleyeceğini gerçekten beklemiyordum.” dedim.

 

Son birkaç kasılmanın ardından adamın cesedi bir kez daha sabit yatıyordu. Kız bir elini, artık gerçekten ölmüş kişinin buz gibi soğuk yanaklarına koydu ve yavaşça--nazikçe--okşadı.

 

“Nasıl böyle bir noktaya geldi?” dedi ağlayarak. “Kol ve bacakların kopmuş ve iç organların dışarı çıkarılıp yenmiş. Acınası ve hiç de gereği olmayan bir ölüm...”

 

Adam bir kez daha burnundan hava kaçırdı.

 

“Başkalarını eleştirmeden önce kendi rolünü oynamak için elinden geleni yapmalısın Yuki.” dedi Lefi.

“Sanki benim hatammış gibi söylüyorsun! Sen rastgele bir şeyler eklerken nasıl sessiz kalabilirim ki? Ve gereksiz vahşet şeyleri falan da.”

 

Yani, bütün bunlar adamın daha başından nasıl ve neden öldüğü sorusunu sormamı gerçekten istetiyordu.

 

“Eklemelerime gereksiz deme hakkına sahip değilsin. Köpek geçmişini yaratan kişi sendin değil mi? Başından beri böyle bir role gerek olmadığının gayet farkındayım!”

“Bu doğru değil!” dedi Shii. “Köpek rolü çok önemli!”

“Bunu söylemenin tek sebebi, rolün yanında gelen kostümleri giyme isteğin.” dedi Lefi.

“Ups. Bunu gizli tutmaya çalışıyordum!” yapışkan utangaç bir şekilde kıkırdadı.

 

Lanet olsun. Öyle tatlı ki cenneti delip geçebilir.

 

“Pekala, bir şey diyeyim mi, açıkçası sorun olan iki rol bizimkiler.” dedim. “Bunu işte şu şekil çözüyoruz. Sen ceset çocuk olabilirsin ve ben de üzgün kız olabilirim. Kapiş?”

“...Rollerin uyumsuz olacağını düşünüyorum ama pekala.”

“Tamam, dörtte keramet vardır.” dedim. “Hazır, ışıklar, motor!”

 

***

 

Üzüntüyle acı acı feryat etti.

 

“Neden... Neden bu olmak zorundaydı?”

“Hav, hav, üzgün hav...”

“Lütfen... Gözlerini aç... lütfen...! Yalvarıyorum!”

“Eep!?”

 

Kızın sessiz kalması gerekirdi, ama bir çift el birden karnının yanlarına dokununca duyulabilecek bir ciyaklama çıkarmıştı.

 

“Bir dakika, bana mı öyle geliyor yoksa o hareket mi etti? Etrafıma baktım. “Hareket etmenin cesetlerin yapmaması gereken şeylerden biri olduğuna eminim.”

“Beni suçlama! Hata sende!”

“Hareket etmemen gerek Lefi. Ölüsün!” dedi Illuna.

“Evet! Çok ölü!” diye tekrarladı Shii.

“Ööööööffff...”

 

Kız çıldırmıştı. Şikayetleri kahramanın dostu ve köpek tarafından susturulmuştu. Ama başka çaresi kalamyınca, hareketsiz bir ceset olmaya geri dönmüştü.

 

Bilerek uygunsuz, neşeli bir şekilde, “Çok üzgünüm.” dedim. “Benim için bu kadar önemli olan birinin başına böyle bir şey geldiğine inanamıyorum.”

 

Sessiz kalmak için elinden geleni yapmasına rağmen, kahraman bir eliyle kızın vücudunu uygunsuz bir şekilde okşamaya devam edip diğer eliyle de yakındaki bir objeyi alıp kapağını açarken, kız ise neredeyse şehvetli bir şekilde hızla nefes alıp veriyordu.

 

“Çok, öyle çok üzgünüm ki, sanırım bunu aşmak için yüzüne keçeli kalemle bir şeyler çizmem gerek.” Kahraman konuşurken dediğini yapmaya, cesedin bütün yüzünü karalamaya başlamıştı.

 

“Keçeli kalem mi!? Yuki!!” Gözleri, sanki hayata dönmüş gibi açılmıştı. “O kalem kalıcı değil mi!?” Kahramana konuşurken doğruldu ve yüzüne dokunmaya başladı.

“Vay be, gerçekten hatırlamana şaşırdım. Evet haklısın. Bunlar tamamen kalıcı ve yıkasan bile çıkmaz.”

“Seni embesil! Yüzümde neden böyle bir şey kullanıyorsun!? Ve neden anlamsız karalamaların her yerinde!? Bunları nasıl çıkarmamı bekliyorsun!?”

“Merak etme Lefi, uzun zaman önce yıllar sonra nasıl görünürsen görün, seni sonsuza kadar sevmeye karar verdim.”

“Tatlı fısıltılarına kanmayacağım!”

 

Ve böylece kız kahramanıyla ağız dalaşına girdi. Bunu gören dostu ve köpeği birbirlerine baktı.

 

“Bu trajik kahramancılık oyununun artık devam edeceğini sanmıyorum...” dedi Illuna.

“Ben de. Hadi dışarı çıkalım!” dedi Shii.

“İyi fikir! Hadi gidelim!”

 

Ve böylece kızın dostu ve köpeği hayatlarına devam etti ve eğlenmek için yeşil alanlar aradı

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
Kunai 52 (101 puan) Üye
2020-09-18 17:22:31
Çeviri için teşekkürler.
Kunai 52 (101 puan) Üye
2020-09-18 17:22:18
Çeviri için teşekkürler.
ASİLZADE (3601 puan) Üye
2020-09-11 21:29:37
Komik bir yan hikayeydi bu bölüme itiraz etmeyeceğim.
maahhaam (4451 puan) Üye
2020-09-10 15:48:30
Çeviri için teşekkürler
ThisIsTurk (67 puan) Üye
2020-09-10 13:31:28
Neden yan bolum cok guzel devam ediyordu
Ker!m (222 puan) Üye
2020-09-09 21:17:56
GTA San Andreas ı anımsatıyor artık bu yan hikayeler. Anlayan anladı. 👍
Asedion (1080 puan) Üye
2020-09-09 17:20:11
Gene yan hikaye lanet olsun artık
DeliDana (2581 puan) Üye
2020-09-09 17:16:24
Meden yan bölüm, neden, neden, nedeeen? Yinede kötü bölüm değildi. Çeviri ve edit için teșekkürler.