Theoden

06 Mart 2020
Çeviri: 165
Düzenleme: AntiYasuo
237 Görüntülenme
Bu bölümü 1 Kişi beğendi.

Gizemli Yardım Eli

İlk uyanan Nyu olmuştu zaten Nyu ve Turgan’dan başka hayatta olan kimse kalmamıştı. Mirza’nın varlığını unutmuş olsalar da, bilinci açıldıktan sonra kendinden nefret ederek oradan uzaklaşmıştı. Arya havari gelmeden hemen önce destek çağırmaya gitmiş, ancak görünüşe göre hala dönmemişti. Tedavi etmeye çalıştığı yaralılardan hayatta kalan olmuş muydu bilmiyordu Nyu zira havarinin gelişiyle her şey alt üst olmuş Mirliva Yavuz dahi hayatını kaybetmişti.

O zaman en son sahneyi hatırladı. Havarinin kendini öldürmeye çalışmasını ve Turgan tarafından kurtarılışını. Hemen vücudundaki yarayı kontrol etmek için doğruldu. Belini büktüğünde ağrıyordu ancak bir acemi tarafından olabileceği en iyi şekilde sarılmıştı. Gözleriyle Turgan’ı aradığında, onun kendisiyle Yavuz’un arasında hareketsiz yattığını gördü.

Yüz üstü düşmüştü ve öyle de kalmıştı. Nyu, Turgan’ın kendi yaralarını sardıktan sonra Yavuz’u kontrol etmek amacıyla ona doğru ilerlediğini görmemesine rağmen, neler olduğunu tek tek anlatabilirdi. Çünkü Turgan’ı tanıyordu. Yavuz için çok geç olduğundan, Turganı hemen sırt üstü çevirdi ve gördüğüyle şoka uğradı.

Turgan’ın sağ gözünün etrafında siyah bir halka belirmişti ve boyanmış gibi de durmuyordu. Nyu başta irkilse de buna kendisi sebep olmalıydı zira Turgan boynundaki yaradan kanı emerken kendinden geçmişti ve muhtemelen Turgan o bayıldıktan sonra laneti kendi bedenine almaya devam etmiş olmalıydı.

Turgan’ı dürtmesine rağmen uyanmadı, dudakları şişmiş görünüyordu. Lanet yüzünden olmalıydı. Çevresine bakıp yardım isteyecek birilerini aradı ancak bulamadı. Halen yaralıydı ve özü de henüz toparlanabilmiş değildi. Gözlerini etrafta gezdirince onlarca başıbozuğun bozulmaya yüz tutmuş cesetlerini gördü.

O an ürküp Turgan’ın nabzını kontrol etti ve derin bir nefes aldı. En azından sevdiği adam hala hayattaydı. Yavuzun ölü bedenine bakıp amaçsızca sitem etti.

“ Benden daha zayıf olmana rağmen, neden beni korumaya çalıştın ha aptal Mirliva. Şimdi hayatta olsan sırt sırta verip durumun üstesinden gelebilirdik. Ne yapacağım ben tek başıma? Turganı mı taşıyacağım? Yoksa yoldaşlarımı mı gömeceğim? “

Nyu hıçkırıklara boğulmuştu. Muhtemelen daha önce hiç bu kadar zor bir karar vermek durumunda kalmamıştı ve bu kararı bir an önce vermesi gerekiyordu. Gerçi şu anki haliyle azrak formuna geçmesi imkansızdı ve Turganı da ancak birkaç yüz metre taşıyabilirdi. Eğer yoldaşlarını gömmek için bir çukur açarsa, muhtemelen Turgan’ı bir metre kadar taşıyacak enerjisi bile kalmayacaktı.

Yine de bir şey yapmamak olmazdı. Onurlu yoldaşlarını öylece bırakmayı göze alamadı. Derince bir çukur kazıp, enerjisi bitene kadar cesetleri topluca içine gömecek, kalan enerjisiyle de Turgan’ı sırtlayıp, gidebildiği kadar gidecekti zira etrafta hiç at görünmüyordu.

Birkaç metre ilerleyip, hançerleriyle toprağı eşelemeye başladı. Yarım metre kadar kazmıştı ki üzerine bir gölge çöktüğünü fark etti. Güneş batmak üzereydi ve Dinmiş fırtına yeniden geliyor olmalıydı. Arkasına bakma ihtiyacı bile hissetmeden, daha da hızlandı. Yağmur başlamadan bir an önce halletmeliydi.

“ Ne yaptığını sanıyorsun sen ? “

Nyu ürktü çünkü duyduğu ses çok ama çok heybetliydi. Korkuyla arkasına döndü. Daha fazla sorunla karşılaşmamak için de tanrıya yalvarıyordu. Arkasını döndüğünde gördüğü şey kızıl renkli bir aydakardı. Köklu’dan başka bir dost aydakarı tanımadığından paniğe kapıldı.

“ S Sen de kimsin? Benden ne istiyorsun? “

“ Kime benziyorum? “

“ Dost musun, düşman mısın? “

“ İkisi de değilim ancak Turgan bu haldeyken, zaten çoktan ölmüş kişilerle neden uğraştığını sormaya geldim. “

“ Onlar benim yoldaşlarım ve cesetlerin bir çoğu çürümeye başladı. Biraz daha gecikirsek, onları gömerken yoldaşlarımızın bedenlerinden ve kokularından tiksineceğiz. Bunun olmasını istemiyorum. Bu yüzden önce onları gömüp sonra da Turgan’ı taşıyacağım. “

“ Bu halinle mi? Özün bitmek üzere insan. Böyle devam edersen sen de birazdan bayılacaksın. “

Nyu umursamadı. Arkasını dönüp kazmaya devam etti. Hançerlerini iki koldan toprağa saplıyordu ki o zaman dank etti. Arkasını döndü ve şaşkın bir ifadeyle sordu.

“ Sen Turganı nereden tanıyorsun? “

“ Üzerimde uyumuştu. “

“ Bir dişisin değil mi? “

“ Anlaması o kadar mı zor ? “

“ Bu halinle aranızda bir gönül ilişkisi olamaz herhalde. “

Nyu biraz da olsa gülümseyebilmişti. Nedense Turgan’ın üzerinde uyuduğu aydakarın cinsiyetini bir anlığına umursamıştı. Aldığı cevap şaşırması için yeterli olacaktı.

“ Neden olmasın? O kadar mı çirkinim?”

Nyu duyduğu cevaptan dolayı dumur olsa da belli etmemeye çalıştı. Tam kibarca ne demek istediğini açıklamaya çalışacaktı ki dişi aydakar devam etti.

“ Bunları konuşuruz. Şimdi sana yardım edeceğim ama önce bana söz vermen gerek. “

“ Ne sözü? “

“ Benden Turgana bahsetmeyeceksin. Eğer bahsedersen bunca zamandır onu izlediğimi anlar ve bana ulaşana kadar zıplayıp durur. Ya da o çirkin ihtiyar aydakara binip beni yakalamaya çalışır. “

‘ Çirkin ihtiyar aydakar? Kökludan bahsediyor olamaz değil mi? ‘

“ Tamam söz. “

Kızıl renkli dişi aydakar tırnaklarını kullanarak, birkaç saniye içerisinde onlarca mezar açtı ve tüm cesetleri mezarların içine yuvarladı. Nyu tanıdıklarının mezarlarının üzerine isimlerini yazmıştı ve Yavuz’un mezarının üstüne kocaman bir kayayı aydakarın yardımıyla koymuştu. Böylesi bir toplu mezardan çok daha iyi olmuştu.

Nyu artık rahatlamıştı zira yoldaşları huzur içinde uyuyabilirler, Nyu ise son görevini yapmış olmanın rahatlığıyla tüm odağını Turgana verebilirdi.

“ Çok teşekkür ederim. Bunu asla unutmayacağım güçlü aydakar. “

Nyu’nun söylediği şey aydakarın hoşuna gitse de zaten bir insana kıyasla güçlü olması sıradandı ve bunu övgü olarak bile algılamaması gerekirdi. Nyu Turgan’ı sırtına almaya çalışınca aydakar tekrar söze girdi.

“ Ne yapıyorsun? “

“ Onu iyileşebileceği bir yere götüreceğim. “

“ Saçmalama pençemi tut hadi. Sizi götüreceğim. Ayrıca kıyafetlerin param parça olmuşken, Turgana o kadar yaklaşma. “

‘Neeee!!! Ciddi misin sen ? Cidden rakiplerimin arasına bir de aydakar mı katıldı? Her neyse Turgan için katlanacağım. ‘

“ Şey haklısın tabi sonuçta ikimiz de bekarız öyle değil mi? Dikkatli olmak lazım. “

“ Evli olsan da ona bu haldeyken yaklaşmana izin vermezdim. “

“ O zaman sorun ne olurdu ki? Bu arada başkente gideceğiz. Buradan önce olduğumuz yer. Orayı biliyorsun değil mi? “

Aydakar çoktan havalanmıştı bile. Köklu’nun varlığından dolayı başkentin üzerinde olduğu sürece varlığını gizlemiş olsa da, sonuçta orada bulunmuştu ve yolu biliyordu. O tarafa yöneldikten sonra cevapladı.

“ Sorun Turgan bana aşıkken, onu baştan çıkarmaya çalışacak kadının medeni durumunu umursamıyor olmam. “

‘ Turgan sana aşıkken ? Bu aydakar ciddi ciddi buna inanıyor. Ducia’ya bunu anlatmak için sabırsızlanıyorum. Öyle bir adamı sevmişiz ki aydakarların bile kalbine girmiş. ‘

“ Özel değilse bu kanıya nereden vardığını söyleyebilir misin? “

“ Bana sürekli güzel aydakar deyip duruyordu. Sence de her şey apaçık ortada değil mi? “

‘ Lan ben adam çıplak göğüslerimin arasında uyuduğunda bile aşkından emin değildim. Ne özgüveni hatunmuş bu aydakar. ’

“ Kesinlikle. Sana olan aşkı gece ve gündüz kadar net. Hatta geçenlerde rüyasında gördüğünü söylediği aydakar sen olmalısın. “

Aydakar bir anda heyecanlandı.

“ B-beni rüyasında mı görmüş? Ciddi misin? Anlatsana nasıl görmüş? “

“ Şey senin üzerinde annesini kurtarmaya gidiyormuş ve birliğindeki bir kız da aç olduğundan seni pişirip yemeye çalışıyormuş. Ama Turgan ona engel olmuş “

“ Beni kesip yemeye mi çalışıyormuş? Turgan’ın birliğinde öyle insanlar mı var ? “

Aydakarın sesi titremeye başlamıştı. Aileye katılmayı kabul edeceği varsa da muhtemelen artık tamamen bu düşünceden uzaklaşacaktı.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar