Theoden

09 Nisan 2020
Çeviri: 4
Düzenleme: AntiYasuo
83 Görüntülenme
Bu bölümü 2 Kişi beğendi.
Cilt 1

Turganın Kararı

Anthony ve diğerleri uyanmadan önce yapılması gereken son bir iş vardı ki o da Muhmar’ın hikayesini öğrenmekti. Adamın hikayesinden tugaydaki herkes etkilenmişti. Anlattığına göre yaşadığı yer açlıkla ve yoksullukla mücadele etmek zorunda kalan, onun tabiriyle tanrının dışladığı kavimlerden bazılarına ev sahipliği yapan kurak topraklardan oluşuyordu ve Muhmar kendisini bildi bileli de durum değişmemişti. Yaşadığı şehirde asla bolluk olmamış, asla karınları tam olarak doymamış ve bu sebeplerden de ülkesindeki insanların çoğu Muhmar gibi bir umut kapısı arayan kişilerden oluşmaktaydı.

Muhmar’un gördüğü umut kapısı Cabot cumhuriyetiydi zira cumhuriyet rejimini kullanan tek ülkeydi ve herkese yetebilecek kadar zenginliğe de sahiptiler ancak Cabot cumhuriyetine ulaşabilmesine rağmen işler Muhmar’ın beklediği gibi gitmemişti. Kendi topraklarındayken herkes gibi aç, herkes kadar mutsuz, herkes kadar kıymetli olan Muhmar, Cabot cumhuriyeti topraklarında daha önce sahip olduğu şeylerden dahi yoksun kalmıştı. Kendisine verilen göçmen statüsündeyken, Cabot’un yerli halkından ayrı tutuluyor, daha önce gazetelerden görüp, radyolardan işittiği ve kusursuz bir cennet gibi gösterilen Cabot topraklarının açlıkla cebelleştiği öz vatanından bir artısını hiçbir alanda göremiyordu.

Cabotta bir yasa mevcut olup, göçmen statüsünde bulunan kişiler Cabot cumhuriyetinin verdiği işlerde ücret almadan ancak yemek sorunu da olmadan beş yıl boyunca çalışmaları durumunda Cabot vatandaşlığı almasalar da bu vatandaşlığa neredeyse denk olan ve yalnızca Cabotlu olmadıklarını bildiren kalıcı göçmen kimliği isimli bir belgeye sahip olabiliyorlar ve bu belge sayesinde ailelerini de Cabot’a getirtebiliyorlardı.

Muhmar, yaklaşık dört aydır Cabotlular için çalışıyordu ve göçmen statüsünde olanlar için dört aylık süre bir ömür harcamaya eşdeğer sayılabilirdi. Yalnızca yemek yiyebilen ve verilen görevleri sorgusuz yerine getirmek zorunda olan bu insanların sayısı hiç ama hiç azımsanacak düzeyde değildi.

Nyu, dürüstlük kut taşını kullanarak Anthony’i sorguluyorken Ragnossa ile Turgan bir sonraki adım için çoktan anlaşmışlardı ve Turgan Muhmar’ın baş ucuna gelmişti bile. Muhmar dalmış olduğu düşüncelerden Turgan’ın sesiyle sıyrılacaktı.

“ Sen iyi misin Muhmar? “

“ Ş şey iyiyim. “

‘ Bana hem ismimle hitap edip hem de iyi olup olmadığımı merak ediyor. Bunlar da tıpkı Cabotlular gibi kendilerini sevimli gösteriyor olmalılar. ‘

“ İyi olduğuna sevindim. Aslında sana bir teklifte bulunacaktım. “

‘ Bana teklifte mi bulunacak? İyi de ben göçmen statüsündeyim ve beş yılı doldurana kadar söz söyleme hakkım yok ki. ‘

“ Aslında ben göçmen statüsünde olduğumdan ve şu an Anthony’nin emrinde çalıştığımdan benimle ilgili kararları onunla konuşmanız gerekir. “

“ Saçmaymış. Ben de İntibah Tugayının patronuyum ama birisi tugaydan birine bir teklif yapsaydı kararı teklif yapılan kişi verirdi. “

“ İyi de onların seninle geçirmek zorunda oldukları bir beş yılları yok değil mi, yani beş yıl yanında kalırlarsa onlara ödül falan verecek misin? Eğer vermeyeceksen yaptığın kıyaslamanın alakasız olduğunu bilmelisin. “

İlk gördükleri andan beri içine kapanık ve özgüvensiz bir halde duran Muhmar’ın birden böyle konuşması Turgan’ı şaşırtmış ancak hoşuna da gitmişti.

“ Beş yıl sonra sana ne verecekler ki? “

“ İşçileri olan bir patronun beni anlaması imkansız olduğundan anlatmakla vakit kaybetmesem olmaz mı? “

‘ Ne oldu bana, neden birden böyle özgüven sahibi oldum? Şu elinde keman olan kadın istediği anda beni uyutabilir ve öldürülebilirim. Sanırım özür dilemem gerekli. ‘

“ Açıkçası ne düşündüğümü bilmiyordum. Sadece söz hakkım olmadığını bilmeniz yeterli ve deminki davranışım için gerçekten üzg… “

Muhmar cümlesini tamamlayamadan omuzuna atılmış, kendisini güçlü ve samimi  bir şekilde kalan kolun varlığıyla şaşırıp duraksamıştı. Omuzundaki kol Turgana aitti ve gülümsemek konusunda cömertçe davranıyorken konuşacaktı.

“ Özür dilemene gerek yok. Yalnızca şunu bilmelisin ki ben bir hizmetkarım ve görevim dolayısıyla herkesin farklı durumlarını anlayabilip, adil kararlar verebilmem gerekir. Şu ana dek gördüğüm kadarıyla şunu söyleyebilirim ki sen diğerlerinden farklısın. “

“ Bunu anlamak pek de zor olmasa gerek. Diğerlerinde olan tanrının çocukları broşu bir tek bende yok. “

“ Tanrının çocukları broşu dediğin şu yakalarına taktıkları şey mi? “

Muhmar, cevabını başıyla onaylayarak vermişti. Turgan bunun üzerine gülümsemesini hiç azaltmadan arkasını dönüp Muhmar’ın yanında ayrıldı.

‘ Cabotlu olmadığıma artık emin olduğundan beni rahat bırakacaktır. O broşa sahip olmadığım için o kadar fazla şeyden mahrum bırakıldım ki hizmetkar olduğunu söyleyen birinin gözünden düşmüş olmak da sadece koleksiyonuma eklenecektir. ‘

Muhmar böyle düşünürken, ılık bir rüzgarın göğsüne dokunduğunu hissetti ancak herhangi bir şey görmedi zira düşünürken gözlerini kapatırdı. Gözlerini açtığındaysa, Turgan karşısında deminkinden daha kocaman bir gülümsemeyle bekliyordu.

“ Neye gülüyorsun, sırf göçmen statüsündeyim diye benimle dalga geçip, bir de hizmetkar olduğunu mu söylüyorsun? “

“ Ne göçmeni, cidden yalancının birisin Muhmar hınh hınh “

“ Hala dalga geçiyorsun demek. İstediğin gibi yap, malum ben o kadar fazla aşağılandım ki artık üzülemiyorum bile. “

“ İyide Tanrının çocuklarından birisi değil misin, seni kim aşağılayabilir ki? “

“ Dalga geçmeyi b…. “

‘ yoksa…. ‘

Muhmar o  zaman fark edebilmişti. Başını endişeli ama bir o kadarda heyecanlı bir şekilde eğdi ve sol koluna üstün körü şekilde tutturulmuş olan broşu o zaman görebildi. Nasıl tepki vereceğini bilmiyordu zira beş yıl kendisine söylenenleri harfiyen yapsa dahi bu broşu elde etmesinin mümkün olmadığını biliyordu.

“ Eeeee şimdi kendi adına karar verebilir misin? “

“ Tabi ki de veremem. Cidden bir hırsız grubusunuz değil mi? Sırf o broşu koluma taktım diye tanrının çocuklarından birisi olduğumu mu düşünüyorsun? “

“ İyi de demin öyle olduğunu söylemedin mi? “

“ Broş sadece dışarıdayken statülerimizi göstermekte kullanılır. Yoksa herkes birilerinden broş çalıp cabotlu olabilirdi değil mi? Cabot aptallar tarafından yönetilmiyor. Orayı yönetenler dünyanın en akıllı adamları desem yanlış olmazdı. Herkesin yazılı bir kimliği ve bu kimlik bilgilerinin kayıtlı tutulduğu bir veri tabanı mevcut. “

“ O zaman sana da sadece bir kimlik gerekiyor değil mi? “

“ Hiçbir şey anlamıyorsun. Ben kalıcı göçmen kimliği için beş yıl hayatımdan vaz geçmişken, gerçek bir Cabot kimliği sahibi olmanın imkansız olduğunu anlayamıyorsun. “

“ Dediğin kimliği aldığında ne olacak? “

“ O zaman ailemi de yanıma alabilecek ve doğru düzgün maaşlı bir işte çalışabileceğim. “

“ Çocuğun var mı Muhmar? “

“ İki yaşında bir kızım var. “

“ Kızın yedi yaşına kadar babasını görmedikten sonra doğru düzgün bir hayatın olsa ne olacak? Onun yanında geçiremediğin zamanları sana kim geri verebilecek Muhmar? “

“ En azından açlıktan ölmeyeceğine emin olacağım. “

“ Birkaç güçsüz adamın peşine takılıp hiç bilmediğin topraklara keşfe gidiyorsun ve çocuğunun hayatını garantiye aldığını düşünerek mi bunu yapıyorsun? “

“ Ben… “

“ Seni şurada gebertsem çocuğunu bir daha göremezsin ve şimdiye kadar Cabot için geçirdiğin zamanlar da boşa gider. Kızının yanında değilken ona zarar vermek isteyen birisi ortaya çıkarsa da onu savunma gibi bir şansın yok ama yine de bir şeyleri planladığını söylüyorsun öyle mi Muhmar? “

Muhmar dinlerken boynunu bükmüş olsa da birden cesaretini toparladı ve haykırdı.

“ Sen çaresizlik nedir bilir misin, hiç aç kaldın mı, tanrının dahi dışladığı bir kavmin mensubu olmak nasıl bir his anlayabilir misin? “

“ Çaresizliği defalarca yaşadım. Aç kalmak mı? Çocukluğumda karnımın kaç kez doğru düzgün doyduğunu bile bilmiyorum ama şunu bil ki Muhmar, Tanrı hiçbir kavmi dışlamaz. Eğer dışlasaydı şu anda onun hizmetkarıyla konuşuyor olmazdın. “

“ Hizmetkar olduğunu söylüyorsun ancak yüzlerce yıldır bir hizmetkarın varlığından bahsedilmedi ve gerçek olsa bile bir broşu çalıp yakama taktığında bana yardımcı olmuyorsun. “

“ O zaman sana nasıl yardım edebileceğimi söyle. “

“ Tanrıdan topraklarıma bereket getirmesini isteyebilir misin ha? Eğer bunu yapabilirsen fazlasıyla yardımı olurdu. Küçük bir tarlam var ancak ne yazık ki oraya ne ekersem ekeyim ürün alamıyorum. Eğer karnımızı doyurabilecek kadar hasat almamı sağlayabilirsen… “

“ Hiçbir işe yaramazdı. “
Muhmar yarım kalan cümlesini tamamlayamamış, hep hayalini kurduğu şeyin daha anlatırken reddedilmesinden dolayı huzursuzluğu artmış halde donup kalmışken, Turgan sözlerine devam edecekti.

“ Kıtlıkta olan tüm ülke ve neredeyse hiçbir yerde doğru düzgün hasat alınmıyor değil mi? “

“ Aynen öyle. “

“ Bu durumda senin tarlan muhteşem mahsuller verseydi durum daha kötü olurdu. Açlığın ne olduğunu biliyorum ve bu durumda aç kalan diğer kişiler sana ait olanı yağmalarlardı. En yakınlarındakiler bile. Ne yazık ki insanın içinde önce kendisini düşünme dürtüsü vardır. “

“ Hizmetkar değil misin? O zaman tüm ülke topraklarını bereketli hale getir ve bizler de vatanımızdan ayrılmak zorunda kalmayalım. “

Turgan bu durumda ne diyeceğini ve çözüm için ne yapacağını düşünedursun, bir süredir onları dinleyen Ragnossa girecekti söze.

“ Ülkenin  toprakları çiftçilik için elverişsiz anladık. Peki ülkenizde para kazanabileceğiniz başka şeyler yok mu? “

“ Bazı madenler var ama onların hiç birisi bize ait  değil. Ülkemiz Trinovan imparatorluğunun himayesinde olduğundan o madenleri imparatorluktan gelen görevliler işletiyorlar. Çıkardıkları her şey de onlara ait oluyor. “

“ Peki bu madenleri kendiniz işletebilseydiniz ülkenizi en azından açlıktan kurtaracak kadar geliriniz olur muydu? “

“ Ne diyorsun sen? Çok daha fazlası olurdu ama bu mümkün değil. Trinovan imparatorluğuyla geçmişte yaptığımız savaşta sadece bir günde yenildiğimizi söylesem ne kadar güçlü olduklarını anlarsınız sanırım. “

Turgan “ Tamamıyla anladım. O zaman kararımı verdim. Trinovanlıları oradan kovup madenleri sizin işletmenizi sağlayacağım. “

Muhmar “ Anlamadın değil mi? Kesinlikle hiçbir şey anlamamışsın. Dünyanın en güçlü imparatorluklarından birinden bahsediyoruz ve tek kolu sakat bir adam olarak onlara karşı hiçbir şansın olmadığını anlamayacak kadar aptal birisi olmalısın. “

Turgan “ Belki de öyleyimdir ama bunun bir önemi yok. Kararımı verdim ve bu değişmeyecek. Muhmar’ın ülkesinin insanlarına ait olanı tekrardan onlara vermeye gidiyoruz. Peki bizimle gelecek misin Muhmar? “

Muhmar bir anlığına düşündü. Yaşadığı hayat çekilmez derecede kötüydü ve dört yıldan daha uzun süre bu hayata devam edebileceğinden emin değildi. Yine de birkaç ayının boşa gitmesini de istemiyordu. Bu genç çocukların kazanabileceğine ihtimal dahi vermiyor olsa da içinden bir ses onlarla beraber olması gerektiğini söylüyordu.

“ Sizinle gelirim ama şunu bilmelisiniz ki eğer kaybederseniz yaşamak için tek bir umudum dahi kalmayacak. Tüm hayatım sefalet içinde geçmiş olsa da bir gün kalıcı göçmen kimliği alacak olmanın hayaliyle yaşadım. Trinovan ile Cabot ittifak halindedirler ve Trinovanlıların karşısına geçtiğimde Cabot Cumhuriyetiyle ilgili bir hayal kurmam mümkün olmayacak. “

Turgan “ Sadece yolu göster ve gerisini bize bırak. Tanrı’nın hizmetkarı olarak adaleti sağlayacağım. “

Çevirmen Notu

Bundan sonra ortalama haftada 2-3 bölüm yüklemeyi düşünüyorum, keyifli okumalar. Bölümleri de artık canlı yayında yazıyorum, ilgisini çeken olursa yazarken gelip izleyebilir :=) https://www.twitch.tv/antiyasuotim

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
MhmtSnmz (114 puan) Üye
2020-04-29 13:59:32
Sömürgeci zengin devlet...
Redafornv2 (1253 puan) Üye
2020-04-13 03:22:06
Bir sey aklima takildi su rohan in azrak kizlarinin yalnizca erkek cocuk dogurabilecegini ihtimal dusuk olsa bile eger cocuk dogarsa o dogacak velet kesinlikle azrak kral olacakti böyle bir seyi net hatirliyorum ama bir kac bolumde ducia nin kiz cocugu dogurmasi dileginden falan bahsediyodu mesela dragut senden bi kiz torunum olursa o torunumu daha cok sevicem falan diyodu bilmiyorum yanlış hatirlamadigima emin gibiyim ...
acolophotro (31 puan) Yazar
2020-04-13 23:35:30
@Redafornv2, Doğru. Bir erkek doğarsa azrak kral olur ama kız doğarsa ne olur bir bilinmez :)
Redafornv2 (1253 puan) Üye
2020-04-11 03:19:54
Hic bekledigim gibi olmadi bu cilt...( Demek istedigim onceki cilt kadar iyi ama sanki biseyler eksikmis gibi hissediyorum Ne oldugunu tarif edemesemde bi duygu eksik ama onun disinda onceki ciltle ayni ilerliyo(yani hic istikrarini bozmadan baya baya iyi ilerliyo) eline saglik yazar_sama
acolophotro (31 puan) Yazar
2020-04-11 04:02:08
@Redafornv2, O cilt tamamen doğaçlama olmuştu, o yüzden eksikleri ve mantık hataları çoktu. Bundaysa çok çok daha iyi bir kurgu ve oturmuş bir dünya mantığı hazırladım. Hikaye biraz ilerlesin alışıp öncekinden daha fazla seveceğine inanıyorum :)