Zanaatkâr Teknobaz

18 Haziran 2020
Çeviri: Lohengramm
Düzenleme: Lohengramm
580 Görüntülenme
Bu bölümü 8 Kişi beğendi.
Cilt 1

Yemler

Zanaatkâr Teknobaz – 13. Bölüm: Yemler

 

Düşmüş Melek Zırhı’nın dra çekirdeği, Kilian’ın günde beş defa moleküllerine ayrılmasını ve duraksama yeteneğini kullanabilmesini sağlıyordu. İkisini de beş defadan fazla kullanamamasına rağmen aynı zamanda istediği kişinin görünümüne bürünebiliyordu. Kilian bu zırhı on beş yaşında almıştı ve büyüdükçe çeşitli deneyler ve genetik güçlendirmeler sonucunda gücünün daha büyük kısmını kullanabilmeye başlamıştı.

 

 

 

Ancak göğsündeki gök mavisi dra çekirdeği zırhın güç kaynağı gibi görünse de zaman geçtikçe Kilian, Klaus’un onu kandırdığından şüphelenmeye başlamıştı. Çekirdek zırhı çağırmasını mı sağlıyordu yoksa yalnızca işlemi mi kolaylaştırıyordu? diye düşündü.

 

 

 

Kilian odasına geri döner dönmez hareketli hologram ortadan kayboldu ve muhafızlar odanın ısı akışında ufak bir değişiklik sezdi. Hemen yatak odasına koştular, ama Varis Düklerinin bacaklarını üst üste atmış hâlde oturduğunu görünce onları bekleyip beklemediğini merak ettiler.

 

 

 

“Varis Düküm, yoksa-” bir muhafız tam konuşacakken Kilian lafını kesti.

 

 

 

“Yeni bir görevin var. Yarın sabah üç kişiyi takip etmeni ve emirlerimi beklemeni istiyorum. Bu Kars ve Ekselansları’nın yararına olacak. Sakın onları hayal kırıklığına uğratmayın,” dedi Kilian ve “Kars ve Ekselansları’nın yararına olacak” dediği anda on ikisi de başlarını sallayarak onayladılar ve odalarına çekildiler.

 

 

 

Kilian yüzünde bir tebessümle uyuyakaldı.

 

 

 

Ertesi gün Nargozlu hizmetçiler Kilian’ın kapısını çalıp onu yaklaşan ziyafet konusunda uyardılar. Diğer Gece Çocukları gibi ay ışığı kan soyundan gelenleri uyanık ve tetikte tutuyor, güneş ışığıysa hislerini köreltiyordu. Bu yüzden uyumak gibi önemsiz işleri gün içinde hallediyor, geceleri çalışıyorlardı. Ancak Nargoz’un kapalı gökyüzünden ötürü güneş ışığı pek vurmuyordu zaten.

 

 

 

Hiç rahatsız olmayan Kilian onları içeri aldı, ama beklediği hizmetçiler yerine üç kan soyundan gelme hizmetçi kapısında belirdi. Kapkara, daracık elbiseleri kıvrımlarını belli ettiğinden hemen adamın gözüne takıldılar. Beklediği gibi Oliver, Kilian’ın Kars'taki hayatını ve yaptıklarını araştırıp bulgularını sınamak için yemler atıyordu.

 

 

 

Dalga geçercesine gülmemek için kendisini zor tutan Kilian, hanımları nazik bir tebessümle süzdü ve ilgisinin arttığını gösterircesine uzun uzun onlara baktı, ama bakışları zorlayıcı veya aşırı değildi.

 

 

 

“Lordumuz, Majesteleri sizi düzgün biçimde giydirmemiz için bizi yolladı. Kan Meclisi’nin Kars’ın geleneklerine tepeden baktığını düşünmesini istemeyiz, değil mi?” Cevap beklemeden ortaya böyle bir soru attılar, Kathrin’in hizmetçileri olarak mevkilerini Oliver’ın emrinde olduklarını gizlemek için kullanıyorlardı.

 

 

 

“O hâlde işinizi yapın,” diye yanıt verdi Kilian, şehvetli bir ses tonuyla ve kollarını üçlüye uzattı. Dekoltelerini göstermek için selam verdikten sonra ona doğru ilerlediler, kemerini çıkardılar ve düklük cüppesini çıkararak ona Nargoz’un geleneksel siyah ve kırmızı cüppesini giydirdiler.

 

 

 

Düşük büyü potansiyelleri olduğundan, kan içme yasağını çiğnemedikleri sürece bu üçlü en fazla Öz Tapınakçı olabilirdi. Nargoz’da Öz Tapınakçı kıtlığı yoktu, bu yüzden Oliver onlara Kilian’ın onları metresi olarak alacağı sözünü vermişti.

 

 

 

Arkadyalıların dediği gibi, dükün karısı olacağına, imparatorun metresi olmak daha iyidir. Ve Kilian her ne kadar imparatorluk adayı olmasa da kendisinin gelecekte derebeyi olacağını söylemek hiç de abartılı olmazdı ve üçlü de bu fırsata atlamıştı.

 

 

 

Ancak Kilian’ın niyetlerini çoktan çözdüğünü ve içten içe onların bu toy düşüncelerine güldüğünü bilmiyorlardı. Eğer Anke’nin yatağına giren asil kadınlara neler yaptığını bilselerdi, bu kadar da hevesli olmazlardı.

 

 

 

Kırmızı alev desenli kara cüppeyi giydikten ve yüksek asillerin omuzluğunu taktıktan sonra Kilian, ziyafete hazırdı.

 

 

 

Birkaç adım geri çekilen üç hizmetçi, işlerinin sonucuna baktı ve aniden şöyle dedi: “Lordumuz kesinlikle kadınların gönlünü çalacak.”

 

 

 

Aklındakileri söylediler ve Kilian görünüş olarak kesinlikle babasından bile yakışıklıydı. Genetik geliştirmelerle dolu bir toplumda yakışıklı olmak kesinlikle özel bir marifet değildi, Kilian’ın safir gözlerinde her zaman kötücül bir çekicilik vardı, boyu ortalama olmasına rağmen bakanlar gözlerini ondan alamazlardı.

 

 

 

Klaus’un cana yakın aurasının tam tersini taşıyordu, ama bu hizmetçiler her şeyine bayılıyorlardı.

 

 

 

“Peki sizinkileri çaldım mı?” diye sordu Kilian ve nasıl cevap vereceğini bilemeyen üç hizmetçi başını eğip utanç içinde kızardı. Ama onlara gülümsese bile, Kilian iç çekti. Çoğu insan eşsiz olduğuna inanıyordu. Tıpkı içten içe diğerleri gibi olmadığını düşünen o üç kadın gibi, onlar da kalbine girebileceğini ve onun tarafından arzulanacağını düşünüyordu. Ancak çoğu belirli yöntemleri kullanıyordu ve bu yöntemlerin farkına varan herkes kadınların ve erkeklerin kalbini çözebilirdi.

 

 

 

Klaus da bu oyunda ustaydı. Her ne kadar bunu kabullenmek istemese de Kilian ondan çok şey öğrenmişti. Kilian, daha iyi bir geleceğe sahip olmak için kendisini kullanmak isteyen hanımlara tepeden bakmıyordu. Arkadya bir erkek dünyasıydı. Yalnızca yetenekleriyle kendilerine parlak bir gelecek yaratan kadınların hepsi olağanüstü yeteneklere sahipti. Geri kalanlarsa ucuz oyunlarla öne çıkıyordu veya kaderin ona sunduklarına boyun eğiyordu.

 

 

 

Ama onlara tepeden bakmıyor oluşu, onlara yüz vereceği anlamına da gelmiyordu. Kötü kararlarının bedelini ödemek onların işiydi, kendisinin değil. Tıpkı Anke’yi kendisini cezbetmeye çalışan kadınları doğramaktan alıkoymadığı gibi, o üçünü korumaya da çalışmayacaktı. Eğer vicdanının rahat olduğu bir konu varsa o da hiçbir kadını kandırmamasıydı.

 

 

 

...

 

 

 

Başarılarından ötürü mutlu olan üç hizmetçi Kilian’ı koridora kadar geçirdi. Kale çoğunlukla kan soylularına ev sahipliği yaptığından ve hepsinin gece görüşü olduğundan, içeride pek ışıklandırma yoktu. Bu başkalarını rahatsız edebilecek olsa da gelişmiş retinalara sahip olan Kilian pek umursamıyordu.

 

 

 

Üstünde yarı yarasa şekilli bir kafatası bulunan koyu gri kapı, koridorun sonuna gelindiğini gösteriyordu. En öndeki hizmetçi kapıyı iterek açtı ve gıcırtı sesi yankılandı.

 

 

 

“Önden buyrun Lordum,” dedi üçü de ve Kilian da onlarla birlikte ziyafet salonuna girdi. Kızıl renkli alevler bütün salonu aydınlatıyor, devasa, kan çiçeği şeklindeki avizelerin altında asiller dans ediyordu.

 

 

 

“Varis Düküm, gelmenizi bekliyorduk,” dedi Oliver’ın karısı ve gelecekteki kraliçe Kathrin, yüzünde insanı günaha sokacak bir tebessümle.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
DeliDana (2869 puan) Üye
2021-03-29 01:52:43
Çeviri ve edit için teșekkürler
Bayoku (54 puan) Üye
2021-03-06 08:37:17
Çeviri ve düzenleme için teşekkür ederim
Kaptan bijon (103 puan) Üye
2020-07-16 18:07:21
Çeviri ve edit için teşekürler elerinize sağlık
STERBEN (222 puan) Üye
2020-06-26 00:40:17
Çeviri ve edit için teşekkürler
Eyisha (196 puan) Üye
2020-06-20 01:52:17
Anlamadım şimdi anke bizim mc ye göz diken karıları mı dogruyor
darys045 (56 puan) Üye
2020-06-18 13:22:31
Çeviri ve edit için teşekkürler