Zanaatkâr Teknobaz

24 Haziran 2020
Çeviri: Lohengramm
Düzenleme: Lohengramm
470 Görüntülenme
Bu bölümü 8 Kişi beğendi.
Cilt 1

Zenginin Malı Züğürdün Çenesini Yorar (1. Kısım)

Zanaatkâr Teknobaz – 46. Bölüm: Zenginin Malı Züğürdün Çenesini Yorar (1. Kısım)

 

Zebaniye dönüşmesinden sonra Lena’nın insan formu büyük değişimler geçirmişti. Kusursuz baklavalarının, mükemmel bronzlaşmış vücudunun, daha büyük göğüslerinin ve daha büyüleyici vücudunun yanısıra vücudu artık etrafındaki kuş beyinlileri azdıracak vahşi bir koku yayıyordu.

 

Kilian en başta ona pek dikkat etmemişti, nanobotlarıyla kontrol ettiği fehl dönüşenleriyle aynı şekilde davranmıştı. Ama serumu ürettikten ve üç bin dönüşeni kendine getirdikten sonra, aralarında yükselen bazı kişiler olmuştu. Saf yıkım gücü konusunda fehl canavarları benzer güçlere sahiplerdi, ama zekâları farklılık gösteriyordu. Ve dönüşüm hislerini keskinleştirmiş olsa da aynı zamanda en baştaki farklılıklarını da artırmıştı.

 

Üç bin tane dönüşenin arasında Lena, kendisini en beceriklilerden biri olarak kanıtlamış, kurnazlığı ve liderlik becerileriyle çoğu akranına boyun eğdirmişti. Aynı zamanda Kilian ve Jezebel’in örgütü güçlendirmek için verdiği fehl büyüsü derslerinde de başarı gösteriyordu ve şimdiden üst düzey Küçük Tapınakçı seviyesindeydi. Tabii ki bu ilerlemenin toplam gücünde büyük bir etkisi yoktu, en azından şimdilik.

 

Daha da iyisi savaşa yatkınlığı daha odaklı hâle gelmiş, yalnızca belirli durumlarda kendini gösteriyordu. Bütün bu sebeplerden ötürü Kilian onu Ostria Şerifi yapmıştı, yalnızca fehl dönüşenlerden kurduğu gizli polis birimi Knyaz’daki en yüksek mevkiydi.

 

Eğer venandi ve boyarlar, Kilian’ın ana ordusu ve en güçlü yıkım kuvvetiyle, Ostria’da asillerin veya başkalarının yaratacağı bütün tehditleri araştırıp yargılamak da Knyaz’ın göreviydi, Ostria’nın yasalarını daha gizli biçimde yürütüyorlardı. Geçen üç buçuk ayda birden fazla muharip asil Ostria’dan silindi ve hiç bulunamadı.

 

Lena teorisel olarak ona bunu bildirse de Kilian sık sık Olaf’ı bu işlere atıyor, kendisi farklı meselelerle ilgileniyordu.

 

“S-Selamlar lord yüksek hakimim. Korkarım şiddetle çözemeyeceğimiz bir sorunumuz var.” Jezebel’in Kilian’ın üstünde olmasından irkilmiş olsa da Lena soğukkanlılığını kaybetmedi ve nazikçe eğilerek konuştu.

 

Kilian’ın, Olaf’a yaptırdığı ilk işlerden biri onu üvey evladı olarak aldırmak ve kendisini Ostria’da adaleti sağlayan yüksek hakim olarak ilan ettirmekti. Yöntemler farklı olsa da bu altı yıl önce Klaus’un Kral Erik’in kendisine teslim olmasını sağlayıp yargı kuvvetinin yarısını almasına benziyordu. Hatta son yıllarda Klaus, Adalet Bakanlığı’nı tamamen ele geçirmişti.

 

“Oh? Düklerin ve markilerin toplanmasını mı diyorsun?” diye sordu Kilian. Tanrıçalarından, azizelerinden ve diğer bilgi kanallarından, Orloth’un yüksek asillerinin gücendiğini biliyordu. Ve Kilian’ın durumdan zaten haberdar olduğunu gören Lena doğrudan sadede geldi.

 

“Kesinlikle, tıpkı ekselanslarının da bildiği gibi son üç aydır Orloth'taki yüksek asillerin size olan nefreti artıyordu. En başta kendilerini tutmayı başardılar, ama melekler, azieler ve tanrıçalarla aylar geçirdikten sonra daha da huzursuz hâle geldiler,” diye devam etti Lena. Cennet Bahçesi daha açılmadan, Kilian başarılı olacağını biliyordu. Aynı sebepten ötürü Arkadya İmparatorluğu’na kadar genişlemeye çalışmamıştı. Sebebi güzellikti.

 

Egzotik uyuşturucular, içecekler ve aklı başından alan oyunlar bir kenara, Cennet Bahçesi’nin gerçek çekiciliği kızlarının dünyaüstü güzelliğinde yatıyordu. Her türlü güzeli görmüş olara siller için bile resmen karşı konulmazlardı. Özellikle tanrıçalar, kendini beğenmiş aristokratların ruhunu tek bir gülümsemeleriyle çalabilirlerdi.

 

Hatta her ne kadar biraz eksik olsalar da Kilian, tanrıçaları yaratırken Jezebel’i örnek olarak kullanmıştı. Ancak bu kızların şu anki semavi güzelliklerine yeniden düzenlenerek kavuştuğunu anlamak için dahi olmaya gerek yoktu. İnsanlar doğuştan bu kadar güzel olamazlardı. İmparatorluğun en iyi Et Heykeltraşları bile bunu tek başlarına başaramazlardı.

 

Ve doğal olarak yüksek seviyeli asller, Olaf gibi basit birinin böyle bir projeyi başaracak kaynaklara sahip olduğuna inanamıyor, yüzlerce Et Heykeltraşından yardım aldığını düşünüyorlardı. Bu bulabildikleri tek açıklamaydı ve hepsi kıskançlıktan çatlıyorlardı.

 

Günün sonunda on yıllardır sürdürdüğü gaddarca hükümdârlık, ortalama bir kontu aşan bir vikont olmasını sağlamış olsa da hâlâ düşük seviye bir asildi. Daha da kötüsü, kendi gücü yalnızca düşük seviye Öz Elçi seviyesindeydi.

 

Yüksek seviyeli asiller kendilerini böyle birine kaptırmaya nasıl dayanabilirlerdi? Veya milyonlar kazandırdıkları yağlı müşterisi olmaya? Hayır, ya Cennet Bahçesi’ni ondan alacaklardı ya da kendilerininkini yaratmak için gereken imkânları ele geçireceklerdi!

 

Verden Dükü şu anda beş dük ve on iki markiden oluşan bir koalisyonla vikontun ortaya çıkmasını istiyordu. Sırlarını öğrenmeyi istedikleri şüphesizdi.” Verden Dükü Ralph von Verden, Verden Hanesi’nin başıydı ve 82 yaşındaki üst düzey bir Yüksek Elçi olarak Olaf’ın amcasıydı.

 

Orloth dükleri arasında zirvedeydi, Kral Erik bile ona saygıda kusur etmezdi. 65 yaşında Yüksek Elçilik sınırına ulaşınca, hayatta daha fazla ilerleyemeyeceğini fark etti ve tıpkı diğerleri gibi kendisini hazlarına adadı.

 

Kontların sayısı değişse de Orloth toprakları 18 düklüğe ve 36 markiliğe bölünmüştü, hepsi de doğrudan kralın emri altındaydı. Kontlar, vikontlar ve baronlar yalnızca daha yüksek seviye bir asilin astıydı. Ralph yalnızca hanenin başı değil, aynı zamanda doğrudan Olaf’ın üstüydü. Bizzat koalisyona önderlik etmesi Olaf’ın Cennet Bahçesi’ni ele geçirmek istediğini gösteriyordu.

 

“Orloth’un yüce asillerinin üçte birinin kapıma kadar geleceği aklıma gelmezdi. Zenginin malı züğürdün çenesini yoruyor,” diyerek iç çekti Kilian. Yüksek Elçi seviyesinin altındakiler Kilian’ın örümceklerine dayanamazlardı. Daha yüksek seviyelerle karşılaştığında 1. Seviye nano örümcekler işlevlerini kaybederlerdi.  Düşük seviye Yüksek Elçi'yi ele geçirme ihtimali yalnızca %50'ydi. 1. Seviye örümceklerin bu seviyenin üstündekileri ele geçirme ihtimali yoktu.

 

2. Seviye örümceklere gelince, 3.5 ay boyunca yaptığı işlerden ötürü Kilian’ın yalnıca 631 bilgi puanı kalmıştı. Planları alması için yeterli değildi.

 

“İlişkimize mani oldular. Hepsinin ölmesi gerek,” dedi Jezebel ciddi bir ses tonuyla, Kilian’ın kaşını kaldırmasına ve Lena’nın şaşkın şaşkın gözlerini kırpmasına neden oldu. Son birkaç aydır Kilian, artık Lukas olmadığını gizlemiyordu ve Olaf adını açık açık Kilian zu Verden’e çevirmişti. Aynı zamanda Knyaz’ın yüksek seviye üyeleri de Jezebel’in varlığından haberdar olmuş, ona “gizli karısı” diyorlardı.

 

Lena birçok dedikodu duymuş olmasına rağmen kadının bu kadar utanmaz çıkmasını beklemiyordu!

 

“O benim lafım... Ama neyse, ölmeyi hak etseler de beş dük ve on iki markiden kurtulursak o zaman kralın 500 bin kişilik ordusuyla uğraşmamız gerekir. Onu yenersek sıra Kars Dükü’ne ve 350 bin kişilik ordusuna ve Kanlı Gül’ün 270 bin tapınakçısıyla büyücüsüne gelir.

 

Onları benim için öldürecek misin?” diye sordu Kilian. Jezebel’in gücü göründüğünden daha fazla olabilirdi, ama fehlin seviyesine kadar yüksek olursa o kadar çok kısıtlanır ve yan etkiye maruz kalırdı.

 

Bu güçleri silmek onu hayati derecede zayıflatırdı ve sonucunda ne olurdu?

 

Ancak sanki Lena'ya inat yaparcasına Jezebel, Kilian’ın yanaklarını sıktı ve gülümseyerek yanıtladı:

 

“Eğer nazikçe istersen neden olmasın?”

 

Böyle bir yanıt beklemeyen Kilian bir anlığına dondu kaldı ve Jezebel’in gözlerine baktı. Ortamdaki gerilim artarken Lena dışarı çıksa mı çıkmasa mı diye düşündü.

 

“Gerçekten mi?” Kilian her zamanki sakin ses tonuyla konuştu.

 

“Tabii ki. Minik çapkınım, iş ciddi olduğu sürece savaştığında kılıcın olacağım. Eğer geri çekilirsen kalkanın olacağım. Karşımızda yol kalmazsa, sana yol açacağım,” dedi Jezebel, ciddi bir ses tonuyla.

 

Kilian’ın gözleri dalgalandı ve başını salladı.

 

“Saçmalama.” Bu söz Kilian’ın dudaklarından çıkar çıkmaz Çarpık Göz açıldı. Kilian'ın karşısında koyu mor bir uzay girdabı belirdi ve onu farklı bir boyuta götürdü. Jezebel daha peşine düşemeden yarık kapandı. Ama bu esnada Kilian’ın sesi yankılandı, “Güzelim, eğer bütün işleri sana yaptırırsam, kendime nasıl erkek derim?”

 

Bükülen uzay kayboldu ve Jezebel’le Lena'yı odada yalnız bıraktı.

 

“Kızardı mı?! Kızardı mı?! Aaaaaaah!" Jezebel yanaklarını tutup hayran kızlar gibi inledi. Ne yazık ki beş saniye sonra Lena neşesini kaçırdı.

 

“Ekselânslarının kızarabileceğini sanmıyorum.”

 

Bu sözler Jezebel’i kendine getirdi ve kendini yatağa attı. Artık yanında Kilian da olmayınca, neden böyle dediğini düşünmeden edemedi.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
Bayoku (54 puan) Üye
2021-03-26 22:58:10
Teşekkürler
STERBEN (222 puan) Üye
2020-06-26 17:16:33
Çeviri ve edit için teşekkürler
darys045 (56 puan) Üye
2020-06-25 11:18:11
Çeviri ve edit için teşekkürler
Eyisha (196 puan) Üye
2020-06-24 23:41:26
Çok iyi bölümdü elinize sağlık